-->

27 Mart 2018 Salı

Mutki'nin Huyut nahiyesi

Modern dönemin yıkımlarından önce Doğu’daki sosyal yapı nasıldı? Aşağı yukarı şöyle olmalı. Mesela Huyut, yani Xuyt Խոյթ nahiyesi, resmi adı Kavakbaşı, Bitlis-Mutki’nin iç tarafı. Yaklaşık kırk küçük köy içeren, ulaşılması güç, dağlık bir ülke. 1876’da nüfusun tamamı gibi Ermeni görünüyor. Ama bir Kürt beyliği. Gundemir köyü var, mir’lerin oturduğu yer olmalı. Ayrıca Deştemiran, Golamiran (“Beytarlası, Beygölü”) gibi yer adları mülkiyet ilişkilerine dair bir fikir veriyor. Mrdzank köyünün adı Ermenice “Mirzalar” demek, yani bey-oğulları. Bu da o bölgenin feodal yapısında tipiktir, mir’in büyük oğlu ayrı bir yerde oturur, babasının yerel işlerini yürütür. Manisa’da şehzade Selim gibi.
Köylüler serf statüsünde miydi? Bilmiyorum. Nahiyenin diğer adı Prnaşen, Türkçe Pirneşin, “Zorbaköy” demek. Acaba orada bir serzeniş mi var? Yok, sanmam, başka öykü olmalı.
İslam hukukunun zorunlu kıldığı bir düzenleme olduğu açık. Şer’i hukukta biliyorsunuz gayrimüslim kılıç taşıyamaz, beylik ve egemenlik edemez. Dolayısıyla sizi koruyup kollayacak, gerekirse daha büyük zorbaya kafa tutacak bir beye ihtiyacınız varsa Müslüman olması lazım. Huyut mirleri nereden gelmiş bilmem. Belki Selahaddin Eyyubi zamanının emirlerinden biridir, aslen Kürttür veya değildir. Her halükarda Allahın dağına her kuşakta Kürt gelin getirecek hali yok, birkaç yüz yılda yüzde 99 oranında yerliyle akraba olmuştur.
Huyut’ta nece konuşulurdu, onu da bilmiyorum. Kürtçe olması çok muhtemeldir. Belki kilise ayininde hala Ermenice söylenirdi, ama bin yıldır okulun uğramadığı bir diyarda Ermeniceyi korumak kolay değil. Ayrıca bir Müslüman Kürt nüfus var mıydı? Sanmıyorum. Kırk parça köyün üçü dördüne dair bilgi yok, diğerlerinin hepsi Ermeni olarak işaretlenmiş. Belki mir’in sadık adamlarının bir kısmı Müslümandır. Ya da asker ya da çerçi olup dış dünyaya gittikten sonra köyüne Müslüman olup dönenler vardır.
Doğu’nun coğrafyası dağlıktır. Huyut gibi dört tarafı dağla çevrili, dünyadan kopuk, müstakil beylik olmaya uygun yüz tane diyar sayabilirim. Mesela Hizan’ın üç vadisi (Spayert, Uçum, Hakif), Tatvan’ın doğusundaki Kerdigan/Garcıgan ülkesi, Van’a bağlu Müks (Bahçesaray) beyliği, Kulp’un Xiank ve Talvorik nahiyeleri, güneyde Ermeniden ziyade bir kısmı Ermenice konuşan Keldani ve Nasturilerin yaşadığı Pervari, Şemdinan, Çal (Çukurca) vadileri, Beytüşşebap’ın Faraşin tarafı vs.
1876’da bu tablonun bulanmaya başladığına dair belirtiler var. Belki de asıl dönüşüm 1830-40’larda Kürt feodal aristokrasisinin Tanzimat rejimince çökertilmesiyle başladı. Moltke’nin anılarında bunun ipuçları vardır. Doğu’nun (halen devam eden) fethi o zaman başladı.
*
1895 katliamları 1915’in gölgesinde kalmıştır. Halbuki okudukça ve mantığını kavradıkça daha iyi idrak ediyorum ki olayları anlamada asıl kilit odur. 1895’i anlayınca hem nasıl kaçınılmaz bir nedensellikle 1915’e gelindiğini anlarsın, hem her iki tarafın da neden öncekini unutmak istediğini.
O devirde Rusların uzmanlaştığı tipte klasik bir pogromdur. Devlet görevlileri kışkırtır, sivil kişiler Ermeni köy ve mahallelerine saldırır, katliam ve yağmalar olur. Öldürülenlerin sayısı hakkında güvenilir bilgi yoktur; genellikle on binlerden, bazen yüz bini aşkın sayılardan söz edilir. Ama asıl ilginç olan ölüler değildir. 1915’in aksine, bu olayda din değiştiren Ermenilere canını kurtarma fırsatı tanınmıştır. Yine sayı yok, ama pek çoğu o fırsatı kullanmış görünüyor. 1895’te topluca hidayete eren Ermeni ve Süryani köylerinin bir bölümünün listesini altı Avrupalı elçiliğin yazdırdığı komisyon raporunda ve olaylara tanık olan peder Félix Charmetant’ın kitaplarında okuyabiliyoruz – Erzurum merkezde 17 köy, Gevaş’ta bir düzine köy, Hizan’ın neredeyse tümü, Bayburt’un büyük bölümü, Bingöl Genç’te beş köy, Koyulhisar’da üç köy, Çapakçur’un bütün Ermeni köyleri, Huyut’ta 12 köy ahalisinin tümü ile diğerlerinin bir kısmı...
*
Bu olayı izleyen yirmi yılda Ermeni nüfusu hakkında bir sayılar savaşı yaşanır. Öyle olması doğaldır, çünkü Ermeniler, ölüm tehdidi altında din değiştirenleri Ermeni saymaya devam ederler. Devlet ise, aynı doğallıkla, resmi beyanlara itibar eder. Bazen bir tane avuç kadar köyün nüfusu hakkında iki tarafın taban tabana zıt bilgiler verdiğini görürüz. Daha ilginci: Doğu’nun binlerce köyünde, bu dönemde, Ermeni ve Müslüman haneler yan yana yaşıyor görünürler. Bu durum eşyanın tabiatına aykırıdır. Bit kadar mezrada üç hane Hıristiyan ile dört hane Müslüman birlikte olmaz. Sürdürülebilir bir durum değildir. O üç ile beş akrabadır. Bir kısmı 95’te boyun eğmişken, öbürleri direnmiştir: belki olaylar sırasında şehre sıvışma fırsatı olmuştur, belki direnmeye olanak veren ekonomik ve sosyal dayanakları vardır; belki o dayanakları sayesinde, bir kez boyun eğdikten sonra bir şekilde vazgeçmeyi becermiştir. Dilleri aynıdır, muhtemelen Kürtçedir. Fakat araya statü ve muhtemelen sınıf ayrımı girmiştir. İlk başta belki eski akrabalık düzenini sürdürürler. Ama kısa sürede araya kuşku, çekememezlik ve nihayet nefret girmesi kaçınılmazdır. Çünkü dönmek derin bir yaradır, ve insanlar yaralarını bilenlerle yakın olmaktan hoşlanmaz.
Yirmi sene sonra işte o gerilim patlak verecek ve 1895’te kendilerine sunulan fırsatı tepenler, hatalarının bedelini canlarıyla ödeyeceklerdir.

Günümüzde Doğu illerinde 1915-sonrasının dönmeleri genellikle bilinir ve gösterilir. Sayıca onlardan kat kat fazla olan 1895 dönmeleri ise hatırlanmaz, hatırlatanlara da iyi gözle bakılmaz.
.

23 yorum:

  1. "İslam hukukunun zorunlu kıldığı bir düzenleme olduğu açık." Hic acik degil. Cikariminiz gayet spekulatif, muhtemelen de dogru degil. Turk gocu oncesi bir zorba Ermeni derebeyini isaret etmesi daha olasi. Yanindaki Mrdzank beyleri olsa gerek.

    Peder Félix Charmetant’in hangi kitaplarinda bahsediyorsunuz? Bilgilendirmenizi rica ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. F. Charmetant, Tableau officiel des massacres d'Arménie, dressé après enquêtes par les six ambassades de Constantinople (ed. 1896) yeni basımı Broché, 2017

      İslam hukuku hakkında başlangıç seviyesinde herhangi bir kitap okusan lüzumsuz yorumlar yapmana gerek kalmaz. Mesela Gülnihal Bozkurt, İslam Hukukunda Zimmilerin Hukuki Statüleri. Veya Bat Ye'or, The Dhimmi: Jews and Christians Under Islam.

      İslam göçü öncesi zorba Ermeni derebeyinden kimleri kastettiğini bilmiyorum. 19. yüzyılda onlar o bölgede yok olalı en az 1300 yıl olmuştu. En geç 16. yy'dan itibaren Doğu-Güneydoğu feordal beylerinin tümü Sünni Kürttür.

      Sil
    2. Kaynak icin tesekkurler.

      Islam hukuku hakkinda bilgim var. Gulnihal Bozkurt'un kitabini da okudum seneler once. Islam hukuku konuyla alakasiz.

      Soz konusu koy bir Ermeni koyuyse ve kadim Ermeni yurdundaysa kurulusu 19. yy oncesinde kurulmustur. Isa'dan once bile olabilir ancak muhtemelen degildir. Koy kurmak populasyon ister. Bu da 4 ten 7. yy arasi olasi gorunuyor. Cok buyuk ihtimalle kuruldugunda ortalikta Turk yoktu. Ermeniler altin caglarini yasiyorlardi. O zaman bu zorba bir Ermeni derebeyi olamaz mi?

      Sil
    3. 7. yy'da ve tekrar 10. yy'da ve tekrar 11.-12. yy'da ve tekrar 16. yy'da bölgenin egemen eliti komple değişti. Evlenerek ve adaptasyonla değil savaş ve katliamla değişti. Üretici halk değil yönetici elit değişti. İslam hukuku hakkında bilgin varsa 7. veya en geç 11. yy'dan sonra bölgede gayrimüslim derebeyi olamayacağını bilmen gerekir.

      Sil
    4. F. Charmetant, Tableau officiel des massacres d'Arménie'nin orijinalini inceledim. Koy koy rakamlar verilmis. Tabi bu rakamlarin cogu tahmini ve yaklasik (pres de...) olarak verilmis. Tamamini toplayinca 27497 kisi cikiyor. Tabi bu rakam hem yaklasik hem de misyoner bir rahibin elinden ciktigi icin tarafsizligi muamma. Kitabin propagandist bir yani var. Rakamlarin sisirilme ihtimali yuksek. Verilen rakamlara Ermeni olmayan, Suryani ve Turk, insanlar da dahil.

      Bu rakamlar iddia edilen 80000-300000 olunun yanina yaklasamiyor. 27497 nasil 80000+ oluyor. Bu konuda baska kaynak var midir?

      Sil
  2. 18.yy ortasindan 20 yy. basina kadar Osmanli topraklarinin demografik yapisinin kendini tekrar duzenledigi acik. 1895 olaylarindan daha kotuleri Mora'da Kafkasya'da ve sonunda Balkanlar'da yasandi. 1895 olaylarinin digerlerinden farki ezilen tarafin kacmayip, adeta tecavuzcusuyle evlenen kadinlar gibi, Kurtlesmeyi Kabul etmeleri. Ermeniler neden Turkler, Rumlar, Cerkesler gibi kendilerini korumak icin savasmadilar ve neden gucleri yetmediginde goc edip kulturlerini yasatmadilar?

    YanıtlaSil
  3. osmanlı ile ilgili yerli yabancı 50 civarı kitap okumuşumdur, sadece çöküş dönemini konu alanlar şunlar; https://i.hizliresim.com/JOJo2q.jpg

    lakin tamamında ermeniler bir dip nottan, farklı değil.
    şimdi sizin yaptığınız etnik tarihçiliği anlıyorum, inkar da etmiyorum. verilerinizin ve doğal olarak vardığınız sonucun doğru olduğunu düşünüyorum.

    lakin anlayamadığım bir nokta var; ne umuyorsunuz?
    bir orta çağ imparatorluğundan insan hakları evrensel beyannamesi mi? daha geçen sene kuzey suriyede kürtler abd desteğiyle yüzlerce arap köyünü haritadan sildi. 1.5 milyon nüfusla arap coğrafyasında ulus devlet inşa etmeye girişti. 3 sene önce spor olsun diye insanları çölde tankla kovalayıp ezenler ermenistan coğrafyasının iki katından büyük bir alana hükmediyordu. karabağda kaç azeri köyü kalmıştır saymak lazım.

    siz osmanlı gibi bir ortaçağ imparatorluğundan ne istiyorsunuz?
    bence gereğinden çok daha fazla müsamaha göstermiştir. fatihle başlayan roma 3.0 vizyonunun yarattığı kozmopolitik çöplük fatih öncesinden daha iyi değildi, keşke o yol hiç bırakılmasaydı.

    YanıtlaSil
  4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir kere sonunda +yan olan yer ve aşiret adlarını Ermeni sanma kuşkusundan kurtulun. Kürtçe çoğul ekidir. Sonunda +yan olan hiçbir Ermeni yer adı bilmiyorum; 19. yy'dan önce sülale adı olarak kullanılması da son derece enderdir.

      Rumiyan herhalde "Türkiyeli" ya da "Türkoğlu" demek. Diyarbakır'a batıda bir yerlerden gelmiş olmalılar.

      Sil
  5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  6. Keşke siz,dücane cündioğlu ve celal şengör bir masada oturup 2 saat konuşsanız biz de izlesek.

    YanıtlaSil
  7. Sevan Hocam; 1895 Müslümanlaşması çok yerde yaşanmıştır fakat 1895 İslamlaşmasının zirvede olduğu ve benim gözlemlediğim bu yerlerin başında Erzurumun Kuzeyi gelmektedir.Bu Müslümanlaşan Ermeniler bölgenin yerlileridir ve bölgedeki Hemşinlilerden ayrıdır.

    Oltu Ermenileri başta olmak üzere Tortum vadilerinde bu durum mevcuttur. Örneğin (Verinkéğ Uzunkavak) köyünde 1895 Müslümanlaşanları veya 1915 de olabilir mevcutturlar vede varlıkları bilinir. Verinkéğ ın bir kısmının Hemşinli olması gibi yerli Ermeni dönmeleride boldur.

    Aynı Şekilde Ödik yani Serdarlı beldesi.Yarısı göç ile gelen Hemşinli Ermeniler den oluşmaktadır Fakat kazın ayağı sadece bu değildir.Bu belde de onca yıkılmış Kiliseler ve dökük şapeller mevcut olup, soyu Ödik'ten başka bir yere dayanmayan aileler ve sülaleler mevcuttur,

    Verinkéğ köyünden ayrı olarak Ödikte hiç 1915 olayları olmamış ve olduğuna dair de hiç bir anı ve anlatı yoktur ve bende duymadım (varsa bildiğiniz anlatmanızı isterdim Sevan Hocam) kimsede bu yıkılmış Kiliseleri ve Şapelleri kim yapmıştır demez ve bilmez. Hiç sohbeti edilmez.İki tahminim var ya muhtemelen Hemşinde yaşanan İslamlaşma sırasında Bu Ödik deresinin yerlileri de müslümanlaştı veya aralarında az bir zaman farkı vardı bu müslümanlaşma sırasında.kısacası 1895 den öncede olabilir.

    Yerlisinden, Hemşinlisine tüm Tortum vadileri Beyaz tenli Armenoid yüz ve buruna sahip İnsanlarla doludur ve maalesef kral dan çok kralcı Tüm Doğu Karadeniz gibi burası'da koyu Türk Milliyetçisi bir yerdir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buna benzer bir öyküyü Tortum Kızılkilise için anlatmıştım. http://nisanyan1.blogspot.gr/2011/09/krkbin-koyun-biri.html

      Sil
    2. Tüm doğu karadeniz türk milliyetçisi ise artvin batı iskandinavya mıdır?

      Sil
    3. Artvin Milliyetçi değil mi ! hemde en faşosun'dan Milliyetçi, bölgede yapılan Türk Milliyetçiliğinin yön ve ideolojik içeriği önemli değil,
      Anti Emperyalist-Sol vatanseverlik ve Kemalizm ideolojisi adı altında yapılan da Türk milliyetçiliğidir. Bugün Hopa soldur fakat Türk soludur,üstelik İzmir,İstanbul ve Ankara bağlantılı Türk soludur.Bölgede,öz kimliklerini yok sayan ve onun üzerinden yürümeyen bir ideoloji ve düşünce aklı Türkçülüğe meyleder ve Türklükten ayrılamaz. Örneğin; Hopa ve İzmir Türkçü ve solcudur, maalesef ulusalcı Milliyetçi bir hava hakimdir iki bölgede de.

      Bu topraklarda tek farklı olan bir kesim var onlarda Barzaniciler'dir, kısaca KDP ideolojisinde birleşen Kürt Milliyetçileridir.
      Geriye kalanlar Türk toplumunu oluşturur aralarında sadece sağ ve sol gibi günümüzde etkisiz bir ince çizgide ayrılırlar ve sadece budur fark.

      Sil
  8. Charmetantın kitabı Türkiye'de de basıldı. Selamlar. Onur

    http://www.kitapyurdu.com/kitap/ermeni-katliamlari-raporu-18941895-amp-istanbulda-gorevli-alti-buyukelciligin-ortak-hazirladigi-statistik/276162.html&filter_name=Charmetant

    YanıtlaSil
  9. "Ermeniler, ölüm tehdidi altında din değiştirenleri Ermeni saymaya devam ederler. Devlet ise, aynı doğallıkla, resmi beyanlara itibar eder." Bu sözünüzden şu çıkarım yapılabilir mi?
    1915 olayları öncesinde kilise Ermeni nüfusunu 2.2 milyon, devlet ise unofficail olarak 1.8 milyon kabul eder. Bu aradaki farkı oluşturan 400,000 kişi 1895 din değiştirenler diyebilir miyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her iki taraf da o kadar çok yalan söylemiş ki güvenilir bir rakama ulaşmak çok güç.

      Sil
    2. bu sayilarin, ornegin, koy bazinda dokumleri varsa ve rakamlar arasindaki farkliligin ekonomik/cografi/politik/ barbarlik/zenginlesme bagintisi cozulusrse dogru rakamlara yaklasilablir gibi geliyor. istatistik nelere kadir..

      Sil
  10. 1895 jenosidi öyle az buz birşey değil. En az 100 bin Ermeninin katledildiği ve İstanbul'da da Ermenilere saldırıldığı açık. Ayrıca zaten perişan halde olan Anadolu daha da beter oluyor, mesela Anadolu'da tiftik ticareti çöküyor. Yalnız 1915-18'in aksine, misyoner okullarına dokunulmadığı gerçeği var. Buralara sığınan Ermeniler kurtulmuş. 1915'in aksine 1895'te savaş durumu olmadığı için, devlet besbelli ki Avrupa ülkelerinden çekinmiş. Zaten Britanya 1897'de II. Abdülhamid Türkiyesine karşı hoşnutsuzluğunu izhar etmek için Anadolu sahilleri açıklarına donanmasını gönderip, göz dağı veriyor. Rusya ise kaçanlara kapıyı açıp yardım etmiş fakat Türkiye'ye doğrudan müdahale etmek istememiş.

    YanıtlaSil
  11. Merhaba. Koyulhisar'da 1915 öncesi Müslümanlaştırma için önerebileceğiniz bir kaynak var mı? bir de bölgede çokça rum'un da yaşadığını duymuştum eskiden. Bölgenin 100-150 yıl öncesini anlatan bir kaynak biliyor musunuz? Şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  12. Sadece +yan ekini mutlak veya sabit kabul edersek, Ermenice olmadığı söylenebilir. Lakin, bu +yan değil de, +an şeklinde olabilir. Ayrıca bu kelimlerin Türkçe, Kürtçe veya Zazaca’da aldığı biçimlere de bakmakta yarar var.

    +an ile sonlanan Ermeni isimleri var. Halacian, Halaçyan şeklinde, Kevorkian Kevorkiyan şeklinde Türkçe’de kullanılır, yazılır. Aynı şekilde +an ile sonlanan yer ve aşiret isimleri var. Karsikan, Resikan/Rezikan, Menikan, Mamekan/Mamekian, Pilvenkan/Pilvenkian, vs. Bunların Zazaca telaffuzları Karsıku (Karsku), Resk (köy adı; Reskê Menku: Meniklerin/Menikanların köyü), Mamekiye, Pilvank, Pilvanku; Pilvançıku, vb. Yazdığım isimlerin birinci versiyonları Türkçe/Osmanlıca kurallara göre yazılmıştır. Ayrıca +an ve +yan son ekleri Kürtçe telaffuzlar da vardır. Zazaca biraz daha farklı telaffuz edilseler de, bunların farklı bir dilden, Ermenice’den veya bölgede yaşamış diğer halkların dilinden geldikleri kesindir.
    Mustafa Kahraman

    YanıtlaSil
  13. Sevan Bey 1909 Adana katliamı hakkındaki görüşünüz nedir? Bu tarihsel meselede sizce ne tür bir anlamı ve sonuçları vardır?

    YanıtlaSil