-->

28 Mart 2018 Çarşamba

Anadolu Rumları

1913-öncesi Rum yerleşimleri

Bu gördüğünüz Yirminci Yüzyıl başı itibariyle Türkiye'deki Rum yerleşimleri. Tabii İstanbul, İzmir gibi Rum nüfusun mutlak sayı olarak çok olduğu, ama oransal olarak azınlıkta olduğu yerler yok. Ancak nüfusunun tümü ya da büyük çoğunluğu Rum olan yerler işaretlendi.
Bellibaşlı grupları gözden geçirelim:
1.      Trakya. Fazla bilgim yok.
2.      Güney Marmara ve Ege. Çarpıcı olan bilgi şu: Bu yerleşimlerin hemen hemen hepsi 18. yüzyılın son yıllarında (1790’larda) Rum iskânına sahne olmuş. Bizim Şirince’ye, Fethiye Kayaköy’e, Söke’nin köylerine, Ayvalık, Bursa köylerine, Yalova-İznik köylerine o dönemde Yunan anakarasından ve adalardan gelen Rumlar, Adapazarı köylerine Doğu Karadeniz Rumları yerleştirilmiş. Mesela Manisa Rum köylerinin çoğu, belki hepsi, o devrin büyük toprak sahibi olan Karaosmanoğlu’nun mülklerinde amele olarak çalışmaya gelenler. Öyle anlaşılıyor ki Bizans’ın yıkımından 18. yy sonlarına dek Anadolu’nun Batı taraflarında (büyük kentler hariç) Rum yerleşimi yok. Belki Erdek, Çeşme-Karaburun, Datça, Bodrum gibi anakaradan çok ada karakteri olan yerlerde vardır. Yani haritada gördüğünüz Bursa, Balıkesir, Çanakkale-Anadolu, Manisa, İzmir, Aydın, Denizli, Muğla'daki noktaların hepsi (en sahildeki birkaç tane hariç) sonradan olma yerler.
3.      Niğde-Nevşehir-Kayseri. Eski Karaman beyliği arazisi.
4.      İnebolu-Sinop. Eski İsfendiyaroğlu beyliği arazisi. İnebolu-Ayancık sahilinde daha fazla nokta olmalı, tamamlayamadım.
5.      Trabzon-Gümüşhane. Eski Trabzon imparatorluğu arazisi.
6.      Kars + Erzurum Şenkaya. 1878-1918 arası Rus idaresindeki Kars oblast’ına iskân edilen Rumlar.
7.   Bafra ovası. Fazla bilgim yok.
2-3-4-5 numaralı maddeleri geçen dünkü Türkçe yeradları meselesiyle birlikte düşündüğümüzde hayret verici sonuçlar çıkıyor. Osmanlı’nın 1453 tarihli sınırlarının Anadolu yakasında (şehirler ve kıyıda birkaç köy hariç) Rum yok. O tarihte Osmanlı’ya ait olmayan, sonraki 30 yılda katılan yerlerde Rum var.
Oysa 1453’ten önce Batı Anadolu silme Rumluktu. Nereye gittiler dersiniz?


36 yorum:

  1. Cevap Timur'un Bati Anadolu'da giristigi Hiristiyan katliamlari olabilir mi? Timur oncesinde zaten tum Bati Anadolu Muslumanlar yonetiminde. Belki Timurla isbirligi yapan beyliklerde Hiristiyanlarin (ya da basitce herkesin) cani guvence altina alinmis, Osmanli himayesinde olan halk kilictan gecirilmis olabilir mi?

    YanıtlaSil
  2. Heath Lowry'nin Trabzon çalışmasını muhakkak görmüşsünüzdür. Ben de sizinle benzer düşünüyorum lakin Girit örneği kafamı karıştırıyor, ihtida dil değiştirmeye sebep olmamış ki Müslüman nüfusu adada erken Osmanlı yönetiminde çoğunlukta bile olmuş.

    YanıtlaSil
  3. Anadolu'nun Rumlugu (Romaligi) ve Helenligi, Turklugunden (size gore) daha muallak. Truva savasi sonrasi ilk dalgayla Helenlesiyor, Iskender sonrasi biraz Helen-Fars kirmasi oluyor, en sonunda Greko-roman oluyor. Bu Greko-Romanlasmis insanlar da kendilerine Helen dememisler, Romeli demisler, Roma dili Koine kulkanmislar. Helen dalgalarinin arasinda da istisnasiz olarak Fars dalgalari var. Bunlar da buralari Farslastiriyor. Sirasiyla Achamenid, Sassanid ve Selcuk-Turk dalgalari. Kimse bir yere gitmedi ancak herkes her yere gitti. Azicik matematik ve biyoloji bilseydiniz bunlarla ugrasmazdiniz. Mesele kultur meselesidir, Nasyonel Soyalistlesmeyelim.

    YanıtlaSil
  4. Elbette bugün Türk olarak yaşıyorlar. Hatta özTürk, Türkoğlu Türk olarak yaşıyorlar. Türkler gelince bütün Rumlar kaçmış o yüzden herkes 3000 yıldır hiç karışmadan kalan Türklerden. Nasıl hikaye?

    YanıtlaSil
  5. Hocam bazı "mikro" bilgiler vermek isterim.

    6. Erzurum Şenkaya ve Kars ile alakalı ilgili bir şeyler söyleyim. Ana tarafım tamamen Şenkayalı. Daha öncesini bilmek ile beraber en azından resmi olarak nüfus kayıtlarında da 19.yy'da da Şenkayalı gözüküyorlar. Daha sonra Şenkaya'dan, anamın baba tarafı Sırbasan'a diğer anamın baba tarafı Handereye dağılıyor.(Rus işgali)

    Benim bildiğim Ermenilerle yaşadıkları husumet ve çatışmalardan bahsediyorlardı ancak siz ilgili köylere Rum yerleşimi diyorsunuz gerçi bir ara nisanyanmap'ta buralar Hayhorom yerleşmesi diye kodlanmıştı ama sonra değiştirmişsiniz. Rumlara dair en ufak bir şey söylemediler ama Ermenilere dair çok şey duydum. Dedemin kardeşinin söylediğine göre devlet hususi olarak Handere ve Sırbasan'a yerleştirmiş, ciddi bir toprak verilmiş ama bunlar 19.yy'da yapılmış gibi duruyor çünkü Şenkaya'da doğan kuşaktan sonra doğanlar yine 19.yy sonlarında (93 harbi sonrası) Handere ve Sırbasan'da doğmuş. Buralar Kars Oblastı sınırları içerisinde mi kalıyor, Kars oblastının idari sınırları nedir ? Bilmiyorum ama bu köylerde Şenkaya'ya çok yakınlar, buna dair bir bilgi bulamadım dışında kalıyor olması lazım Rus işgalinden kaçıp Rus işgaline sığınmaları garip olur.

    Ana tarafımdan büyüklerin iddiası bir Türkmen aşireti olduklarına yönelik Baluş gibi bir isim telaffuz ettiler Şenkaya'dan önce Irak'tan gelmişler, büyük büyük dede Molla Halil(?) namlı biriymiş ama elimde bir evrak veya kanıt olmadığı için net bir şey söyleyemem.

    7- Kayınvalidem Bafralı. Onun alt-üst soy kütüğüne baktığımda 17.yy sonlarına kadar Müslüman Türk isimleri var. 17.yy'dan geriye gitmeyi denedim ama bulduğum kaynaklarda aileler lakaplarla kodlandığı ve aile lakabı bilinmediği için bulamadım en azından 17.yy'a kadar Türk-Müslüman veyahut net olarak Müslüman olduğunu söyleyebiliriz kendilerinin iddiası Türkmen olduklarına yönelik. En azından kayıtlarda böyle gözüküyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beşpınarlar köyü, Rumca adı Vafiá. Yunan iç savaşının efsanevi komünist lideri Markos Vafiadis bu köylüdür.

      Sil
    2. Yok hocam bahsettiğim köy Beşpınarlar değil. Ailenin bir kolu net olarak Esenyurt (bugün mahalle olarak geçiyor) kayıtlı. Nişanyanmap'te eski adı Norşen - Erm.Yeniköy olarak yazmışsınız. Buralardan göç edenler (annemin baba tarafı net olarak) 19.yy sonu ve 20.yy'da Sırbasan ve Handere'ye gidiyor. Sırbasan ve Handere için Nişanyanmap'te 20.yy başı rum yerleşimi demişsiniz, bende diyorum ki nüfus kayıtlarında doğumları 19.yy ve 20.yy'da buralara kayıtlı, belgeli olarak ulaşabildiğim isimleride Ömer, Firdevs, Naim, Nisbet, Halis vs.

      Burada Nişanyanmap'te verdiğiniz bilgiler ve burada vurguladığınız durum ile çakışıyor.

      Ayrıca Markos Vafiadis'in Şenkayalı olması şaşırttı. Demek Nazilere kan kusturan yiğit hemşehrilerimiz varmış.
      Zaten buralar hep yiğidin harman olduğu yerler.

      Sil
  6. İtlaftan başka çare görememişler...

    YanıtlaSil
  7. Galatlar Keltler Bitinyalılar Pontuslular nereye gitti ise oradalar sayın Nişanyan. Hala aynı yerlerde geziyorsun. Aynı hülyaları görüyorsun. Atalarım 1000 sene önce nasıl at sürdü ise bu topraklara acısı hala taze sanırım. Sen bizim köylerden geç hele de etimoloji antropoloji nedir ne değildir görüşelim.

    YanıtlaSil
  8. 2. Güney Marmara ve Ege. Çarpıcı olan bilgi şu: Bu yerleşimlerin hemen hemen hepsi 18. yüzyılın son yıllarında (1790’larda) Rum iskânına sahne olmuş. Bizim Şirince’ye, Fethiye Kayaköy’e, Söke’nin köylerine, Ayvalık, Bursa köylerine, Yalova-İznik köylerine o dönemde Yunan anakarasından ve adalardan gelen Rumlar, Adapazarı köylerine Doğu Karadeniz Rumlar yerleştirilmiş. Mesela Manisa Rum köylerinin çoğu, belki hepsi, o devrin büyük toprak sahibi olan Karaosmanoğlu’nun mülklerinde amele olarak çalışmaya gelenler. Öyle anlaşılıyor ki Bizans’ın yıkımından 18. yy sonlarına dek Anadolu’nun Batı taraflarında (büyük kentler hariç) Rum yerleşimi yok. Belki Erdek, Çeşme-Karaburun, Datça, Bodrum gibi anakaradan çok ada karakteri olan yerlerde vardır.

    2-3-4-5 numaralı maddeleri geçen dünkü Türkçe yeradları meselesiyle birlikte düşündüğümüzde hayret verici sonuçlar çıkıyor. Osmanlı’nın 1453 tarihli sınırlarının Anadolu yakasında Rum yok. O tarihte Osmanlı’ya ait olmayan, sonraki 30 yılda katılan yerlerde Rum var.


    Mübadele zamanında Anadolu’da Rum nüfusunun nispeten fazla olmasını Anadolu Rumlarının yüksek oranda Türkleşmemesine delil olarak sunanlar mübadele devrindeki Anadolu Rumlarının büyük bir kısmının geç Osmanlı devrinde Yunan anakarası ve Ege adalarından gelen Rumların soyundan geldiğini es geçiyor.

    Oysa 1453’ten önce Batı Anadolu silme Rumluktu. Nereye gittiler dersiniz?

    15. ve 16. yüzyıl tahrir defterlerine göre Anadolu’da (Fırat’ın batısı) Trabzon Rum İmparatorluğu’ndan yeni fethedilmiş olan doğu Karadeniz toprakları hariç her bölgede nüfusun büyük çoğunluğu Müslümandı. Bu da 1453’ten öncesinde Anadolu’nun çoğunda Müslümanlaşmanın büyük oranda tamamlandığını gösteriyor.

    4. İnebolu-Sinop. Eski İsfendiyaroğlu beyliği arazisi. İnebolu-Ayancık sahilinde daha fazla nokta olmalı, tamamlayamadım.

    7. Bafra ovası. Fazla bilgim yok.

    6. Kars + Erzurum Şenkaya. 1878-1918 arası Rus idaresindeki Kars oblast’ına iskân edilen Rumlar.


    İnebolu-Sinop Rumlarını bilmem ama eldeki Anadolu Rumu genetik sonuçları Samsun-Bafra-Ordu Rumlarının büyük oranda doğu Karadeniz taraflarından oralara yerleşen Rumların soyundan geldiğine işaret ediyor. Keza Kars-Erzurum Rumları için de öyle.

    3. Niğde-Nevşehir-Kayseri. Eski Karaman beyliği arazisi.

    Eldeki genetik sonuçlar iç Anadolu Rumlarının oranın yerli Rumlarının soyundan geldiğine işaret ediyor.

    1. Trakya. Fazla bilgim yok.

    Tabii Trakya Rumları da bulundukları yerlerin yerli Rumlarından geliyor genetik sonuçlarına göre.

    YanıtlaSil
  9. Soykırım!!!!!!!

    YanıtlaSil
  10. Söylemeyi unutmuşum:

    5. Trabzon-Gümüşhane. Eski Trabzon imparatorluğu arazisi.

    Genetik ve tarihi veriler oraların Rumlarının oraların yerli Rumlarından geldiğine işaret ediyor ki zaten Osmanlı dönemi boyunca oralar göç almaktan ziyade göç vermiştir.

    YanıtlaSil
  11. Hadi diyelim o bölgelerde yaşayan rumlar türkleşti bu nasıl olcak acaba tarihi milattan önce bilmem kaçıncı yüzyıla kadar giden yunanları orta asya çöllerinden gelen bizim türkler nasıl türkleştirebilir ki hele ki kitleler halinde adamlar avrupa medeniyetinin temelini atmış bir millet yıllarca o topraklarda yaşamışlar yerleşik kültür ve tarihleri var bizim yörükler ve türkmenler nasıl türkleştirecek bunları ben yunan olsam birileri geldi diye neden dilimi ve kültürümü bırakayım bana gerçekçi gelmedi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. türk dediğin, yuvarlak suratlı ve çekik gözlü olur. bir bak bakalım aynaya... yüzün ortaasyadaki çekik gözlü türklere mi benziyor? hangimiz (tatarlar hariç) benziyoruz?

      Sil
    2. Bence sorun çekik gözlülük filan degil cevabını aradığım soru türkler anadoluya geldiği zaman ne kadar yunan vardı bence baya vardı ve bu yunan kitlesi niçin yunan olarak kalmadı da türklüğü benimsedi dile kolay geliyor tabi türk oldular demek illaki dönüşümler olmuştur ama bu bir aile bir sülale veya bir köyden ibaret olabilir buna karşı değilim ama topluca insanlar neden türklüğü ve müslümanlığı kabul etsin bu bana çok abes geliyor anadoluya bin yıl önce türkler ve diğer kavimler göç etti neden biz onların torunları olmayı kabul etmiyoruz da yunandan geldiğimizi düşünmek istiyoruz bence biz o tarihlerde göç eden türkler ve diğer milletlerden geliyoruz ayrıca bu memlekette hatta bu dünyada katıksız şu milletten geliyorum diyen varsa zaten konuşmaya lüzum yok

      Sil
    3. @Horasanlı

      Mesele tamamen genetik ve tabiatıyla fizyoloji ile alakalı. Genetik, fizyoloji gibi konuları bir kenara atıp Türk göçünün ya da herhangi bir başka göçün mahiyetini anlayamazsın. Çekik gözlü bir halk yuvarlak gözlülerle yoğun karışma olmadan birkaç yüzyıl içinde yuvarlak gözlü hale gelmez, aynı şekilde, yuvarlak gözlü bir halk da çekik gözlülerle yoğun karışma olmadan birkaç yüzyıl içinde çekik gözlü hale gelmez. Orta Asya genetiğinde kümelenen bir halk Yakın Doğu ya da Avrupalılarla yoğun karışma olmadan Yakın Doğu ya da Avrupa genetiğinde kümelenir hale gelmez, aynısı tam tersi için de geçerli. Köken konusu akla kara değildir, geriye doğru gidildiğinde her halkın karışım olduğu görülür.

      İşin medeniyet kısmına gelirsek, bu coğrafyaya gelen Oğuz/Türkmenler büyük çoğunluğu okuryazar olmayan ve Hristiyanlık bilgisi de oldukça sathi olan cahil köylülerle karıştı çoğunlukla, sonuçta bu coğrafyanın yerlilerinin büyük çoğunluğu Platon ve Aristo okuyup felsefe yapan insanlar değildi, okuryazar olmadıklarından onlardan haberleri bile yoktur.

      Sil
  12. Bir yere gitmediler. Hücrelerimizde kromozom olarak yaşıyorlar.

    YanıtlaSil
  13. Rum sıfatı etimolojik ve tarihsel kullanılışıyla İtalyadaki Roma şehrinden kaynaklanmıştır. Latinlerin kurduğu Roma şehir devleti zamanla imparatorluk olmuş, bizim oraya kadar gelmiş. Yakın Doğunun cazibelerini bilenler yazsın lütfen.
    İrandan ve Arabistandan bakılınca Rum derken "Rum İmparatorluğu", "Rum İmparatorluğu'nda yaşayan kimse", "Arap ilinden başka ilinden olmıyan kimse", "Anadolulu", hatta "Osmanlı" gibi anlamların karşılığıdır. Küçük Asyaya (Anadoluya) eskiden Diyâr-ı-Rum; yani Romalının Ülkesi denirdi.
    Belki Celâlleddin-i-Ruminin de doğum yeri Afganistandaki Belh falan değildir. Rumluk cemaat ve vatandaşlığı nitelemekte kullanıldı. Rumluktan çıkıp Muhammedin dinine girenlere Rumlar Türk oldu demişlerdir. (Bkz. Sırbistanlı Saffet Sancaklının itirafları) Türk cemaatinin değirmenini döndüren Rum cemaati Allahın müsaadesiyle Helen Krallığını kurabilmiştir.
    Çeşitli halklar kendi kiliselerini kurana kadar "Rum" tâbir edilmişlerdir. İstanbulun işgaliyle kurulan Rus kilisesinin durumu ayrıca müzakere edilebilir. Mezhep bakımından Sırplar, Vlahlar Ortodoks olduklarından Rum Cemaati (Rum Milleti) kabul edilmişlerdir. Sırpların Sırp kilisesini kurmak istemeleri daha da eskiye gitmektedir (16. asır olmalı) Bulgar etnonimi 10. asırda üzerlerine yapışıp kalmıştır. O kadar Slav kabilelerinden birinin ismini seçselerdi slavca olmıyan Bulgar ismi bertaraf edilecekti belki bu bakımdan Sırp Slavlar dirâyetli olmuşlar işgalcilerin verdiği ismi benimsememişler. Bu sebeple helence ve slavca kelimelerini bilerek kullanmaya başladım bu sene.


    15. asırda Küçük Asyadaki Rum cemaati (ağırlıklı olarak Aydın, Antalya, Adana, Bursa, Ankara, Kayseri, Tokat, Kastamonu, Konya, Sivas, Nevşehir, Niğde ve Ispartada çoktan helence konuşmaz olmuştu. Hatta Alanya ve Antalyadaki Rumların türkçe konuştuğunu Evlîya Çelebi de yazmış, dahası var...
    1437 senesinde Basel konsiline sunulan latince bir raporda, Küçük Asyadaki papazların sâdece ‘Türk kâfirlerin kıyafetlerini giymekle kalmadıkları’ onların lîsanlarını da aldıklarına kederlenmektedir.
    Rapora göre helence, sâdece ilâhiler, İncil ve İsanın mektupları okunurken kullanılmakta, buna karşılık vaazlar çoktan türkçe verilmektedir. Daha sonra da 1473 senesinde Arnavut Gedik Ahmed Paşa ile birlikte Konyanın Meram bağlarına giden Gian-Maria Angiolello adlı seyyah, buradaki Rumların tamâmen türkçe konuştuklarını yazmış. Eriyen Rum cemaatine 1920 senesinde yeni gömlek biçildi! 1879 senesinde Kapadokyayı gezmiş olan Henry Tozer’e göre buranın Rumları kendilerini Rusyaya, Helenistandan daha yakın hissediyorlarmış. Hatta Rumlara halk kökenleri sorulduğunda, ‘Rum’ veya ‘Yonan’ değil, sadece ‘Hristiyan’ olduklarını söylerlermiş. Nevşehir’de açılan Rum mekteplerinde helence öğretilmesi gibi çabalara rağmen küçük bir azınlık dışında Kapadokyalılar helenizme kayıtsız kaldılar. Bu kusurları yüzünden onlara Sevr sonrası kemalizmin kadim Rum Patrikhânesini bertaraf planında rol verildi. Suallerim olucak; eski yer isimlerinde nefsi diye bir tâbir var yer isminin önüne konan misal Nefsi İznik, Nefsi Yadeş gibi bunun Eis Nikeanın (İznik) tercümesi olduğunu iddia edebilir miyiz Konstantinopol değil ama Eis thin Poli <İs-tanboli. Eis Nikomedian, İz-nikomed <İzmit (14. asırdan 18. asra kadar 4 asırda bugünkü hâli olan İzmiti almış) Nefsî ne ola?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İdari birimle şehri birbirinden ayırmak için nefs demişler. Örneğin Nefs i Trabzon şehrin adı Vilayet i Trabzon da ilin.

      Sil
  14. 1280'lerde virâne haldeki Dorileona Şehr Höyük demişler, oradan geçince Armenokastron isimli bir hisar var oraya da İrmeni Derbendi dediler, beli ki burada etraf çiftlik, köy ve kasabalarından (İznik, Bele kome) ziraatçi sanatkar Rum ahali (6. asırdan beri yörede olduklarını bilinen Slavlar ve Ermeniler Rum Ortodoks cemaatindendi) Armenokastronun bugünkü yerinde Pazaryeri kazası olmalı. 13. asırda hisarlara bakan vâliler besbelli paralel yapı içine girmişler. Al gülüm ve gülüm durumu var ancak tahminde de bulanamıyacam. Maksat Doğu Rumun haracını yemekti. Hisarları koruyanları aç bırakarak teslim alıyorlar daha sonra kasabaları gece basıyorlardı. Direnmiyen köyler sağlam ele geçirildiği için -cik eki ile söylenmiye başlamıştı (Angaros >Engürücük, Belo >Belocik vd.) İznikteki Rum külliyesindeki bütün kitaplar yakıldı. Rum Ortodoks müessesesş 200 sene hizmet veremedi.

    YanıtlaSil
  15. Nereye gitti, hepside Türk oldu ve bugün Türkten çok Kürt, Ermeni ve asimile olmayan diğer halklara düşmanlık yapıyorlar.

    YanıtlaSil
  16. Merhaba Sevan Bey İndex Anatolixus'u çok beğendim. Emeğinize sağlık. Fakat orada kendi köyüme bakarken hiç beklemediğim bir sonuçla karşılaştım. Ben çocukluğumu İzmir'in Menderes ilçesinin Çakaltepe köyünde geçirdim. Klaros kehanet merkezinden 6 km içeride yer alan bir köy. Köyün 1900'lü yılların başında Ailemin de içinde olduğu göçebe yörükler tarafından kurulduğunu düşünüyordum. En azından Bizimkiler öyle diyordu? Fakat index'te köyün 1467 Türkçe kaynaktaki adının Mesavli olduğu Yunanca mesaule "ortaağıl" demek olduğunu öğrendim. Sayenizde Kafamda deli sorular. Fakat köyde geçmiş döneme ait hiç bir kalıntı yok. Sizce ne yapmalıyım Bölgenin geçmişi hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak istiyorum bu mümkünmüdür acaba? Keşke burada olsaydınız. Muhtemelen bildiğiniz bir bölgedir...

    YanıtlaSil
  17. Küçük Asya'nın (Anatolia) Demografik yapısı değişiyor ve bu beni çok sevindiriyor. Tarihin Tekerrürü, İntikamını alarak hızla devam ediyor.

    Kürt Nüfus çoğalıyor, milyonlara ulaşan Suriyelilerin nüfusları kalıcı olarak yerleşik olmaya doğru gidiyor. Milyonlarca Afganlı ve Pakistanlı geliyor. Daciklerin nüfus doğum oranı hızla düşüyor bu topluluklar karşısında.

    Din ırkçılığının neticesinde bu toprakların yerlisi ve demir başı olan başta Ermeni ve Rum vede diğer küçük otokton halkları olan (Laz,Asuri,Gürcü,Hemşin) kimliklerinin bu coğrafyada nasıl Mitolojik ve Antik birer efsaneye dönüşmesini arzu eden bu hayalcilerin ve zevatın da artık kendi sonlarını'da görecek olması beni mutlu ediyor.


    Siz ve ben görmesekde Artık 2100 ler'de bu haritalara bambaşka milletlerin sayısal köy ve nüfus verileri girilecek.

    YanıtlaSil
  18. Hocam o paylaştığınız haritadaki Redki aşireti hakkında daha fazla bilgi var mı? Bu aşiret Ermenistanda hangi köylerde yaşıyormuş, eski Rus ve Osmanlı arşivlerinde kendileri hakkında bir şey var mı? Konuya vakıf arkadaş kimdir? Beni onunla tanıştırmanız mümkün mü?

    YanıtlaSil
  19. Hocam, dinciler, kafası kopuk tavuk gibi, "çocuklarımız ateist oluyor, deist oluyor" diye çırpınıyorlar. Anadolu etnik dağılım meselelerinin arasına bu konuyla ilgili bir "parça" atsanız iyi olur bence, ne dersiniz?

    YanıtlaSil
  20. Ne oldu bu Anadolu Rumlarına çok merak ediyorum. 1924'teki nüfus mübadelesinde çoğu yunanistana gitti. Geriye adalar ilçesinde ve bazı yerlerde hristiyan Rum kaldı. Benim merak ettiğim Müslümanlaşıp asimile olan Rumlar. Nerede ne kadarlar çok merak ediyorum. Trabzon'un Çaykara ilçesinin çoğunluğu Rummuş diye biliyorum. Hatta hala Rumca konuşan köylerde varmış.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gokceadaki Rumlari azaltmak icin devlet, Trabzon Caykaralilari Gokceada'ya goc ettirmis. Caykaralilar kendilerini Musluman Turk sayarlar.

      Sil
    2. https://www.dailysabah.com/life/2018/04/13/after-four-decades-the-people-from-a-black-sea-village-call-an-aegean-island-home

      Sil
  21. Sevan bey,

    Daha önce anlattınız mı, bilmiyorum. Eğer anlattıysanız, kaynak verir misiniz?

    Şu fotoğrafınızın öyküsü nedir?

    Askerler, kolunuza girmiş, sizi koltuğunudan kaldırmaya çalışırken çekilen fotoğraf.

    Link, virüslü değil:

    http://sevannisanyan.info/wp-content/uploads/2017/06/1022e6_9c63431500a640808881ceb5682f2130.jpg

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu Fotoğraf onun en deli yönlerinden olan İnatçılığını ve Dik başlılığının gösteren tarihsel bir anıdır. Şimdi bilmem kaç numaralı köyünde, bakalım 10.köy de Sevan Hoca ne olacak ? Hayırlısı olur inşallah hakkında.

      Sil
  22. Açık bir şekilde 1453'e kadar Rumların kademeli olarak islamlaştığı sonucunu çıkarabiliriz. Osmanlıların kuruluş bölgesi olan Bursa, İznik çevresindeki ihtidalar ve yerli Rum halkın Osmanlının Bizans'a karşı düzenlediği askeri harekatlara katılmaları zaten bilinen şeyler. Ancak yapılan yorumların bazılarını gördükten sonra benim burada söylemek istediğim başka bir şey var. Bana göre milletleri oluşturan çekik gözlü sarışın yada esmer olup olmaması değil inanç ve kültür birliğidir. Aksi takdirde Müslüman olan Rum yada Ermeni hala Ermeni ve Rum olduğunu söylemeye devam ederdi.

    Yapılan yorumlara baktıktan sonra anlamadığım bir diğer nokta ise Türk derken baz aldığımız yada Türk tipinin kriterlerini standartlarını belirlediğiniz topluluk kimdir. En azından daha iyi tanıdığım Azerbaycan ve Özbekistan halkları için konuşayım, onlar da en az Türkiye halkı kadar karışıktır ve farklı toplulukların kaynaşması sonucu oluşmuş halklardır. Birazcık Azerice ve Özbekçe bilen bu dillerin Osmanlıcaya rahmet okutacak derecede Farsça'nın istilasına uğramış olduğunu görür. Azeriler daha tek tip olmasına rağmen Özbekler arasında Fars zannedebileceğiniz esmer ve çekik gözlü olmayan tipler, hafif çekik gözlü tipler ve Moğol zannedebileceğiniz kadar çekik gözlü tipler de vardır. Bana Türklük, Rumluk veya Ermenilik bir dış görünüm meselesi değilmiş gibi geliyor. Ve eğer bu olaya öyle bakarsak hiç bir şeyi anlayamayacağımızı düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 19. yüzyılda başlayan aktif batılılaşma/modernleşme ve onun neticesinde doğan milliyetçilik akımları öncesinde yaşadığımız coğrafyalarda dini ve mezhebi kimlikler ön plandaydı, zaten Osmanlı'nın millet sistemi de etnik değil, dini/mehzebidir. Dil de o kadar önemli değildi, bir Rum, Ermeni ya da Yahudi milletinden birinin anadilinin Türkçe olması yahut da Müslüman milletinden birinin anadilinin Rumca ya da Ermenice olması çok normal karşılanabiliyordu. 19. ve 20. yüzyıllarda doğup gelişen milliyetçilik akımları, bağımsızlık hareketleri vs. ile beraber o güne kadar dini/mezhebi gruplara sokulmuş insanlar bu sefer etnik gruplara sokulmaya zorlandı ve bu yapılırken sıklıkla dil, din, mezhep, kültür gibi bileşenlerin çeşitli kombinasyonları baz alındı, hatta yeri geldiğinde bazı bileşenler bazı gruplara dayatıldı. Dış görünüş baz alınmadı. Genetik diye bir bilim dalı henüz ortada olmadığı için keza genetik da baz alınamazdı.

      Sil
    2. Azerler Aryan halklarındandı dilerine Azeri demekteydi. Bu gidişle bizim Lazların 1 asır sonraki vaziyyeti gibi olmuş. Son konuşucuları orta Azerbaycanda tespit edilmiş. Nasıl olmuşsa dilleri türkçeleşmiş dillerine gene de Azeri demeye devam etmişler. Azeri Wikipediasında 5 sene evvelsine kadar Azeri olarak duruyordu. Bakü Ankaradan idâre edildiği için bu dilin ismi Azerbaycanca olarak değiştirdiler. Halkın yarısı Aryan kökeninden bihaber. Azerbaycandaki son Aryanlar Taliş ve Kürdler. Benzer sonuçları almak için Mitin alt müessesi olan Tika bizlerin vergisiyle Sırbistandaki Müslümana türkçe öğretmek için para döküyor. Goran Jahja Maznikar Goran Slavlarını yutmak için çoktan kirâlanmış. Tutturmuş bir Kuman masalı. EY Makedonya Cumhuriyetinin Plasnica kasabasındakiler de çoktan sipâriş üstüne etnik köken sayımında Türk işarettiriyorlar 5-10 senedir. Vahim olan cemaat kimliği olan türklükle etnik türklük davasını güdenler İsmet Özel gibiler birbiriyle asimilasyon hususunda hiç çatışmıyorlar nedense.

      Sil
    3. @Onur Dinçer : "milliyetçilik akımları öncesinde yaşadığımız coğrafyalarda dini ve mezhebi kimlikler ön plandaydı, zaten Osmanlı'nın millet sistemi de etnik değil, dini/mehzebidir."

      Büyük ölçüde ve genel olarak doğru, ancak etnik bilinç hiç yoktu yanılgısına düşmemek kaydıyla. 14.-15. yüzyıllarda "Türklük" önemli bir ideolojik faktör olarak öne çıkmış, ancak FSM'ten veya belki 1490-1510 Kızılbaş olaylarından sonra bastırılmış.

      Sil
    4. @Sevan Nişanyan

      Etnik bilinç hiç yoktu denilemez zaten, dini ve mezhebi aidiyetlerin etnik aidiyetlerin üzerinde tutulduğunu (her anlamda, ister siyasi/ideolojik, ister sosyal) vurguladım sadece. 14.-15. yüzyıllarda Türklüğün ideolojik bir faktör olarak öne çıktığından emin değilim, sonuçta o devirlerde de Hristiyanların Türk dediği grupların kendileri için Türk yerine Müslüman tabirini tercih ettiği görülüyor kaynaklarda.

      Sil
    5. @mahogany

      Azerbaycanlılar Aryan değildir (Aryan diye bir topluluk da yoktur ayrıca tarihte, tümüyle uydurma bir kavram), Azerbaycan ahalisi çoğunlukla Albanlardan gelir, antik Albanların dilleri de Kuzeydoğu Kafkas dilleri ailesindendir. Ermenilerin de ciddi bir kısmı Alban kökenlidir.

      Türkleşmeden ve Ermenileşmeden bugünlere gelebilmiş, dillerini ve kimliklerini koruyabilmiş Alban torunlarına Udiler denir.

      https://www.youtube.com/watch?v=1CYC5q8o3Fw

      https://www.youtube.com/watch?v=dUqTmHOlDoQ

      Sil