-->

20 Mart 2018 Salı

Alevi köyleri

Index Anatolicus sitesinin göze çarpmayan marifetlerinden biri de bu. Herhangi bir köy veya kasabanın herhangi bir özelliğine (mesela eski adına, etnik yapısına, aşiretine) tıklayıp, aynı özelliğe sahip olan tüm yerleşimleri dökebiliyorsunuz. Sonra tepedeki "Grafik harita göster"i tıklayıp aşağıdaki gibi bir döküm alabiliyorsunuz. Henüz verilerde çok eksik var. Ama tamamlandıkça, bayağı kullanışlı bir araştırma aygıtına dönüşecek sanırım.
Haritada nüfusunun tümü veya büyük çoğunluğu "Alevi" olarak işaretlenen yerleşim birimlerinin dağılımını görüyoruz. Sitede hepsi 2625 taneymiş. Bir kısmını kullanıcılar işaretlemiş; bir kısmını ben internette bulabildiğim kaynaklardan derledim. Eksikler ve yanlışlar mutlaka vardır; mesela Erzincan epeyce eksik. Ama kabaca doğru bir fikir veriyor.
Birkaç gözlem:
1- "Alevi Üçgeni"ndeki Alevi nüfus teorik olarak Zaza (Dersimli), Kürt (Kurmanci) ve Türkmen olmak üzere üçe ayrılıyor. Detaya girince görülüyor ki net ayrım neredeyse imkansız. Zazaların bir kısmı Kurmanci dilini benimsemiş; "Kürt"lerin bir kısmı kuşaklardan beri Türkçe konuşuyor; "Türkmen" olanları deştikçe altından hemen her zaman Kürtlük çıkıyor. Mesela 19. yy'da "Kürt" diye kayda geçmiş topluluklar bugün yemin billah "Türkmen" olduklarını ispatlama derdindeler. "Orta Asyadan geldiler, Şaman gelenekleri sürdürüyorlar" gibi söylemleri ciddiye almaya imkan yok.
2-  Büyük çoğunluğu 16. yy'ın başındaki büyük Alevi katliamları esnasında kendilerini Fırat'ın batısına ve kuzeyine atıp canlarını kurtarmış Kürtler. Harita bunu çok net gösteriyor. İkinci bir göç dalgasında 18.-19. yy'larda Dersim'den çıkıp çevre illere, Sivas, Tokat, Amasya, Çorum'a yayılmışlar. Hemen görülüyor, Fırat'ın doğu ve güneyinde (Diyarbakır'daki birkaç köyü saymazsanız) Alevi nüfus yok gibi.
3- Kars-Ardahan'daki yoğunlaşma da manidar. Orada gördüğünüz şekil 1878'den sonraki Osmanlı-Rus sınırıdır. Rusya'ya iltica etmişler, Osmanlı sınırının hemen dışına iskân edilmişler. 1920'de gerisin geri anavatana katılmışlar.
4- Hatay ve Adana'nın güneyindekiler Nusayrı, yani Arap Alevisi. Başka bir olgu. Adana dağlarından sahil boyu Çanakkale'ye kadar uzanan yaydaki dağınık noktalar Tahtacı yerleşimleri. Özbeöz Türk Alevileri onlar.
5-Edirne ve Kırklareli'nde bir grup Rumeli muhaciri (çoğu galiba Arnavut) Bektaşi/Alevi yerleşimi görüyorsunuz.


65 yorum:

  1. Giresun'da Şebinkarahisar'ın bir bölümü ve biraz daha kuzeyde küçük bir nokta ve Trabzon'da deniz kıyısında bir nokta Alevi olarak görünüyor. Oralar nerelerdir? Haritaya bakar bulurum ama benim bildiğim Giresun'un büyük bir bölümü çok eskiden tamamen Alevi'ymiş. Çepni boylarının Alevi olduğu rivayet edilir ki Giresun ve diğer birkaç Doğu Karadeniz illerinin bir bölümünün Çepni boylarının torunları olduğunu biliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir çalışmada en büyük sıkıntı, kimliklerin belirsizliği/kayganlığı. Çepniler Alevi mi? Alevidir desen bin kişi bağıracak, değildir desen iki bin kişi. Kuşku olan yerde yerlinin beyanını esas almaya çalıştım. Karadeniz Çepnileri Alevi değiliz diyorlar genellikle.

      Sil
    2. Şebinkarahisar Alevi köylerinin 1 tanesi hariç gerisi şuan tamamen boş konumdadır. Sosyal, ekonomik sebepler ve toplumsal baskılardan dolayı göç yoğun olmuştur bu bölgede. Alevi köylerinin tamamı Çepni kökenlidir.

      Sil
    3. Trabzon ve Giresun'u bilmem ama Gümüşhane'nin güneyinde kalan Alevi köylerinin çoğunluğu Kürt köyü. Aleviler ayrıca çoğunlukla dağlık verimsiz yerlere yerleşmişler. Bunun en büyük istisnası Maraş'taki Alevilerdi.

      Sil
    4. Üstadım Şenkaya da Aleviler var, evet Alevilik Türk ve Kürt'ün ortak din ve kültürel değerleri gibi bir şey,

      Şenkaya'nın Alevi olmayan kesimi de Alevi gibi, hani sanki alevi kimliğini gizleyen Aleviler olur ya, hani O misal işte, acaba Kripto Alevi mi Şenkaya'daki İnsan tipi Olurlu'larda hemen hemen böyle bir topluluk.Çünkü şenkaya ve Olurlular dinden yuha insanlar olarak adalandırılırlar halen daha ve Chp ye oy verirler.

      Ben şahsen Alevileri sevmem, sevmeme nedenimde belki,Müslümanlaştırma sonrası Sünnilerin temelini sarstığı Anatolia'daki eldeazda olsa kırıntıları kalan Beyaz ırk yapısını ve kültürünü tamamen yok eden Asyalı Siyah bir topluluk olarak görmemdendir.Bunda Tc devletinin Alevi Kültürünü son dönemler deki Asimilasyonu iyice hızlandırmak için kullanmasının etkisi de unutulmamalıdır.

      Sil
    5. Çepniler Oğuz boylarından biri. Dini bir kimlik değil. Nasıl Yezidi/Alevi/Sunni Kürtler varsa, Alevi ve Sunni Çepniler de olabilir. Ama Çepnilerin ciddi bir bölümü sanırsam Alevilikten dönme Sunni.

      Belki de böyle daha iyi. Ülkücü bir Alevi gruba daha ihtiyaç yok memlekette :)

      Sil
    6. Hocam, Giresun Çepnilerinin tamamı eskiden Aleviydi, bu durum Katip Çelebi'de ve diğer seyyahların yazılarında özellikle belirtilmiştir. Konuştukları dil ise yine Katip Çelebi'ye göre Türkçe ile Farsça karışımı bir dilmiş. Trabzon'da 2 tane Alevi köyü vardır, bunlar Çepnidir (kendi iddialarına göre). Trabzon'un Tonya tarafındaki Rumca konuşulan köyleriyle Giresun ile Trabzon sınır hattında kalan Çepni köyleri arasında husumet vardır.

      Sil
    7. "Harita bunu çok net gösteriyor." demişsiniz. Fakat harita bence tam da Kürt olmadıklarını, aksine Kürtlerden kaçarak Kuzey-Batı ekseninde yerleştiklerini gösteriyor. Yoksa birkaç köy bile olsa G.Doğu da olması gerekmez miydi ? Benim şahsi kanaatim Türk ve/veya Zaza olduğumuz yönünde.

      Sil
  2. Nişanyanmap'in bu özelliğini bilmiyordum, güzel bir uygulamaymış. Ben kendi köyümün "manav" takısına bakınca güney ve doğu marmarada yoğunlaşmış şekilde bulunduğunu gördüm. Peki neden böyle bir dağılım var? Manavların hep kayılardan v.s önce bölgeye gelen ve göçerliği bırakarak, güney ve doğu marmarada yerleşik hayata geçen türkler olduğu söylenir veya yazılırdı. Katılıyormusunuz? Şu "manav" tabirinede el atsanız ve bizi aydınlatsanız Sevan bey ne iyi olur. İyi çalışmalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Manavlar hakkında çok şey bilmiyorum. Müslümanlaşmış Anadolu yerlileri olmaları akla uygun. "Manav" nickli bir kullanıcımız bine yakın yerleşimi "Manav" olarak işaretlemiş, etnografik bilgi vermiş. Karşıt görüşleri almadıkça emin olamıyorum.

      Sil
    2. Bursa bölgesi ile ilgili. Anekdot.
      Babaannem 'manav'dı. Çocukluğumda anneme sorduğumda o yörede 'çok eski tarihlerde rumlardan 'dönmelere' ' manav dendindiğini söylemişti. Kendi fikri olmadığını, yaygın olarak öyle kullandıklarını biliyorum. Doğu Marmara'da bu 'manav' kavramını örtülemek için çaba görülüyor. Etimolojik izah bulamadım.

      Sil
    3. Doğu, G.Doğu Marmara yöresinde 'manav, çok eskiden 'dönme' rumlar' olarak anlamı yaygın. Osman/Orhan döneminin alanı olduğu için 'eski'nin anlamı buralara kadar götürülüyor olabilir. Herhangi bir küçümseme ifadesi olarak kullanıldığını duymadım. 'Yerli' tabiriyle birlikte kullanıldığını da izledim. Müslümanlak sözkonusuysa ilk Enevi dönemine kadar neden gitmesin!
      (Babaannem Bursa bölgesinde 'manav'dı).

      Sil
    4. Sevan bey 'manav' tabirini dile getirmem sadece kendi köken merakımdan değil, manav tabiri Türkiye etnik yapısı için bence nirengi noktalarından birisi. Çünkü "manavların müslümanlaşmış anadolu yerlileri" olması insanların bakış açılarında sarsıntı yaratabilecek birşey. özellikle bahsedilen bölgede bu etnik yapı "öz türk" gibi algılanıyor. Enteresan olan bir şeyde; bu etnik tabir neden sadece güney ve doğu marmarada var? Anadolunun müslümanlaşmış halkları her yerde olabilir. Acaba türkler bölgeye ilk geldiklerinde Bizans tarafından farklı bir etnik grup ile oluşturulan bir tampon bölgemiydi? Çünkü daha öncesinde Bizans'ı işgale gelen Vikinglerden iznik civarına yerleştirilmiş olanlar olduğunu okumuştum. Ya da en mantıklı sonuç dediğiniz gibi çok eskiden rumlaşmış anadolu yerlilerinin, yeni gelen Türkler ile karışımından ve müslümanlaşmalarından yeni bir etnik yapı mı oluştu? Bunu kendimce gözlemleyebiliyorum; anne ve baba tarafım ikisi de aynı köyden, hatta uzaktan akrabalar ama fenotip olarak çok farklılar birisi kumral orta boylu mavi-yeşil gözlü birisi esmer uzun boylu hafif çekik kahverengi gözlü. Baksan ikiside manav. Sanırım gen testi yaptırmamız şart. Asıl bence çarpıcı olan; Türk milli tezlerinin tutarsızlığını ufak bir Bilecik köyündeki insanların fenotip yapısında bile görebiliyorsun.

      Sil
    5. biz bursada manav tabirini göçmen olmayan anlamında anlamında kullanıyoruz. yani yerli... muhtemelen türkleşmiş yerli halk için kullanılıyor ama şöyle dendiğini de hatırlıyorum. "onlar manav değil, dönme"... fikrimce dönme olduğu hatırlanmayacak kadar eskilere manav, daha yakın tarihlilere dönme deniyor. ayrıca bu manav tabiri eskişehirde de kullanılıyor. tatar olmayanlar kendini manav olarak tanımlıyor.

      Sil
    6. Gümülcineli bir arkadaşım da Batı Trakya'da tüm Türkiye Türklerine "Manav" dendiğini söylemişti. Buyrun çıkın işin içinden.

      Sil
    7. Manavlar "Türkleşmiş Anadolu yerlileri" değildir. Bu mitin tarihi bir dayanağı zaten yoktu, genetikte de bir karşılığı olmadığı ortaya çıktı. Sakarya'dan, Eskişehir'den ve diğer illerden test yaptıran Manavlar var. Manavlarda Orta Asya genetik mirası belirgin.

      Manav sonucu (Eskişehir):

      Admix Results (sorted):

      # Population Percent
      1 Caucasian 34.84
      2 European_Early_Farmers 12.71
      3 South_Central_Asian 12.68
      4 European_Hunters_Gatherers 10.94
      5 Near_East 8.76
      6 Tungus-Altaic 5.22
      7 East_Siberian 3.55
      8 Ancestral_Altaic 2.74
      9 Arctic 2.34
      10 South_East_Asian 2.26
      11 North_African 1.80

      Using 2 populations approximation:
      1 50% Greek_ +50% Turkmen_Uzbekistan_ @ 4.920366

      Sil
    8. Manavlar yaklaşık 5 bin senedir bölgenin insanı, ilk olarak Sangariosun doğu kesiminde oturuyordulardı. 2500 sene boyunca Helenlerle beraber yaşadılar. Örf ve âdetlerde benzeşme oldu. Kocadon (şalvar) giyme Helenistanda bir tek Küçük Asyada görülür bir de Lesbosta tespitlerime göre. Doğu Rum sınırındaki hisarlardaki saraylarda oturan vâliler varmış (Tekfur).
      Doğu Rum ayrıca 6. asırda Bilecike Makedonyadan Slavları sürgün etti, Bilecik ismi Sırplardan kalma. Ayrıca Ankara yakınlarında Servochorion diye geçen bir yer daha varmış. Akıbetleri ne oldu bilinmiyor, Emevilere meyledenler Şama doğru gitmiş. Ermeniler Maraştaki Arap zulmünden kaçan Ermeniler 15. asırda Manavistana geldiklerinde osmanlıcı tavır takındıklarından Helenlerle aralarına bir soğukluk girmiş. Hatta Tospit isimli Rum Ortodoks Helen köyüne taşındıklarında iki Rum kızını kaçırıp Ermeni kilisesinde nikâh kıydırmışlar, eli kolu bağlı Rumlar Tospiti yakıp gitmişler orası olmus Armaş (İsmi Maraş kelimesinden devşirilmiş diyeni de var, bugünkü Ak Meşe, İzmit) 15. asırdan sonra az sayıda gelen Ekrad Türkmen vb manavlaşmışlar. Bu bakımdan Manavların 19. asır Rumili ve Çerkezistan muhâcirlerinden evvel de homojen bir halk olduğunu söyliyemem. Hâlen Kürdler sülâlesindenım diyen Manav âileler var. Manavlar kimi yerde sarışın, kimi yerde kumral kimi yerde de esmerdir. Ekseriyetle kadınları 1.60 beyleri 1.70 boyundadır. Rumence ve bulgarca ile helenceye de geçen manav sıfatının ve özel isminin kökeni gene Manav kabilesinin kendisidir. Küçük Asyada ziraat yapılan arazilerin yaşı ile Manavların târihi birbirine yakın olmalı kanaatindeyim. Yukarıdaki DNA testine de inanmayın efendim. Maçası yiyosa kendi DNA testini nüfus cüzdanıyla (Manav mı değil mi nerden bilicez) beraber yayınlasın da bakalım. Bir kısım Manav erkeklerinde Hititlerle ilişki tespit edilmiştir. Orta Asyalı olmak suç da değil ayrıcalık da. Kimse Manavları Orta Asyaya yamamaya kalkmasın avcunu yalar ancak.

      Sil
    9. Manav Bursa ve civarlarinda yerlesik olarak tarim yapanlara denilir.Turklerin göcebe oldugu düsunulurse manavlik ırka ait degil toprak ile alakalı bir tanimlama olma ihtimali büyuktür.Malum sebze meyve satma işini Manavlar yapar.Belki de manav sıfatı bu insanlara tarim yaptiklari için sonradan takılmıştır.Kim bilir ?

      Sil
    10. Manav tabir edilen etnisite ile ilgili ciddi araştırma yaptım. 1) Doğu Anadolu ve Kafkaslar üzerinden gelen türki boylar batıya doğru ilerledikçe kendileriyle anlaşabilecek bir türk lehçesini konuşan ağırlıklı olarak açık saç ve renkli yerleşiklerle karşılaştı. 2) "Manavlar" yerleşik tarımla uğraşır, yeni gelen "yörükler" ise yaylak, kışlak arasında sadece küçükbaş hayvan sürülerine bağlı göçer hayat tarzı sürerlerdi. Beylikler kuruldukça göçerlik azaldı. 3) Manavlar yeni gelenlere kendilerini "manav" (yerleşik tarım ekonomisi, yetiştirilen ürünlerin pazarda satılması), onları ise "yörük/göçer" olarak tanımladılar. Manav sözünün eski Orta Asya kökenine dayandırma tezleri de bulunmakta ancak yerleştikleri bölgelerde hakim Rum nüfus ve dili etkisi olduğu da gözardı edilmemelidir. Kısaca yaşam biçimi olarak manav sözcüğünün bunu ayırdetmek için seçilmiş olması akla yakındır. Benzer dili de konuşsalar birkaç yüzyıl sonra gelen Yörüklerin yerleşik bu gruba "Onlar Manav" demesi çok doğal değil mi? 4) "Manavlar" sadece Anadolu'nun Marmara Bölgesi ve yakın civarında yerleşmişlerdir. 5) Etnisite ve genoloji bakımından Trakya üzerinden geldikleri, Kuman, Kıpçak, Peçenek boyları kökenli oldukları anlaşılmıştır. Gagavuz, Dobruca, Bulgaristan Türkleri, Makedonya Türkleri ile aynı kökendendirler. 6) İzole Çanakkale ve Balıkesir manav köylerinde yapılan dil araştırmalarında sadece manav köylerinde kullanılan, Yörük kökenli Anadolu köylerinde bilinmeyen bazı deyim ve tabirlerle karşılaşılmış, bunların Orta Asya'da hangi gruplarda yakın karşılıklarının günümüzde dahi yaşadığı tespit edilmiştir, ki bunlar da Peçenek, Kıpçak kökünün devamı sayılmaktadır. Sonradan edinilmeyen, yaşayan dil ve folklor kökeni izlemenin en kolay yoludur. Bulgarların din ve dil kaybederek slavlaşmasına rağmen köken isimlerini hala yaşatması da burada vurgulanması gereken bir olgudur. Gagavuzlar ise aynı ortodoks dinine geçmelerine rağmen dillerini sürdürebilmiş asimilasyona direnmişlerdir.

      Sil
    11. Manav otozom ve haplogrup genetik sonuçları görmüş biri olarak diyebilirim ki Manavlar batı Anadolu'nun diğer Türki miksli Müslüman (batı Anadolu Türkü diye gruplanan) ahalisinden pek de farklı genetikte değiller, Türki atalarının Balkanlar üzerinden geldiğine dair bir ize rastlamadım genetiklerinde, zaten konuştukları dil Oğuz dillerinin Anadolu Türkçesi kolundan, Oğuz dillerinin Balkan Türkçesi kolundan değil, Kıpçak dili filan da değil. Gagauzlar ise genetik olarak Bulgarca veya Romence konuşan Hristiyan komşularından farklı çıkmadılar, ayrıca Gagauzların dili Oğuz dillerinin Balkan Türkçesi kolundan, bu da Osmanlı'nın tesiri ile Türkçeye geçtikleri teorisini destekliyor, tabii genetikte Türki miks göstermemeleri de.

      Sil
  3. Köylere dair fotoğraf eklenebilse, yani detaylı bilgi de olsa daha güzel ve kalıcı olabilir.

    YanıtlaSil
  4. Kardeniz Ereğli - Alaplı - Gümeli

    YanıtlaSil
  5. 1 - Hocam eldeki az veri ile çok büyük tespitler yapmışsınız, eksikler epey fazla. Hem haritanın batı tarafında hem doğu tarafında. Ancak elinizdeki veriler de gayet değerli ve muteber.

    2 - 16.yy'da alevi katliamının boyutları konusunda ciddi bir araştırma göremedim. Bu hep iddia ediliyor belli kaynaklara atıf yapılıyor. (İdris-i Bitlisi gibi) ama Tahrir defterleri üzerine yapılan bir araştırma göremedim. Nihayetinde o dönem devlet aklı bir şeyleri saklamaya çalışmayan bir yapı.Örnek olarak Hangi aşiretler nereye göçtü ? Kayıpları ne kadardı ? İyi-kötü Tahrir defterlerinden yola çıkarak en azından belli aşiretler üzerinden bir sayı telaffuz edebilmek pekala mümkün ama bildiğim kadarıyla yok.

    3 - Bu görüşünüze dair bir araştırma var mı ? Nasıl ve neden Rusya'ya iltica etmişler (Kars Oblastına) ? Sonra anavatana katılınca niye tekrar iltica etmemişler ?

    4 - Tahtacılar ile alakalı Suha Arın'ın - Tahtacı Fatma belgeselini hazır burada diğer okuyuculara da tavsiye edeyim.
    https://www.youtube.com/watch?v=D62eCwcSIIU

    5 - Çoğu galiba Arnavut demişsiniz ama bu sanıyorum "Balkanlarda Alevi/Bektaşi nüfus varsa yüksek ihtimal Arnavuttur" yargınıza dayanıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2- Katliama ilişkin verileri Tahrirlerden çıkaramazsınız. Asli kaynaklar nedir bilmiyorum. Ebussuud Efendi fetvalarını biliyorum, her zaman ve her koşulda Kızılbaşların katlinin vacip olduğuna dair.

      Haritanın kendisi çok manidar. Fırat-Murat-Peri Suyunu izleyen keskin bir sınır var. Orijinal Alevi yerleşimi bu hattın sol ve üstüne yığılmış. Varto-Hınıs ve Amasya-Çorum ikincil göç ürünüdür. Bunu bilince harita daha da netleşiyor.

      3- Aynı şekilde, harita çok not bir öykü anlatıyor. Kars'taki Alevi yığılması 1878-1918 sınırının hemen dış yanı, Erzurum Şenkaya, Kars Selim ve Kağızman. O sınırın beri yanında tek bir Alevi yerleşimi yok. Detaylı tarihi biri yazsa da öğrensek.

      5- Arnavutlar konusunda yanılmışım. Bir iki örnekte kullanıcı notlarından genellemişim. Kırcaali ve Dobruca Alevilerini bilmiyordum öğrendim.

      Sil
    2. Kırcaali daha doğrusu Bulgaristan Alevilerinin sanırsam büyük çoğunluğu İç Anadolu kökenli.

      Sil
    3. @Cem Yıldız

      Balkan göçmeni hemen hemen kime sorsanız Konya/Karaman kökenliyiz derler. Ama tarihi ve genetik verilere baktığımızda çok farklı bir tablo çıkıyor. Balkan Müslümanlarının Türkçe anadilli olmayanlarında Türki miksli çıkan bulmak çok zordur, Balkan Türklerinde yani Türkofon Balkan Müslümanlarında Türki miks yerli halklarla karışa karışa oldukça seyrelmiş bir şekilde de olsa çıkıyor çoğu örnekte, ama onların Türki mikslerini getiren ataları Anadolu'nun iç kesimlerinden ziyade Osmanlı'nın erken bir devirde eline geçmiş olan batı kesimlerinden iskan edilmiş, Osmanlı belgelerinden bunu görmek mümkün, zaten Balkan Türkçesi Anadolu Türkçesi lehçeleri içinde en çok batı Anadolu'nunkilere benzer. Balkan Alevilerinin bu bakımlardan Balkan Sünnilerinden farklı olduğunu sanmıyorum.

      Sil
  6. Sevan bey, bizim memleketimiz Çemişgezek (Tunceli) hakkında bir kaç bilgi paylaşabilir misiniz? Veya hangi kaynaklardan faydalanabilirim? Köylerin eski adlarının çoğu Ermenice, nüfusu bugün kendisini Sünni Türk olarak sayıyor, eskiden beri Kürtçe konuşulmaz galiba. Garip bir durum. Eskilerin ağızından bu hususta makul şeyler çıkmıyor. Aydınlatmanız mümkün mü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tastamam bu konuyu merak ettiğim için 2000 yılında kalkıp Çemişgezek'e gittim. Kasaba girişinde gözaltına aldılar, beş altı saat tutup sınırdışı ettiler. Öğrenemedim.

      Sil
  7. Slm sevan bey ben Gümüshaneliyim bizim ordaki aleviler icin bir calismaniz varmi.alevi köylerinin cogu kürt ama türk alevileride var özellikle kürt alevileri sadili asiretine mahsus lar,türk alevileri ise zogari olarak tabir ediliyor zogari hakinda bir bilginiz varsa sevinirim,tesekkürler

    YanıtlaSil
  8. Yapılacak en zor işlerden biri Aleviliğin kökeni hakkında bir araştırma yapmak, çünkü Osmanlı döneminde de Aleviler genelde yok sayılmış, üzerilerinde çok yazılıp çizilmemiş. Ama görünen o ki olay gerçekten de Şah İsmail-Osmanlı didişmesinden öncesine dayanıyor. İran'daki Hürremi/Babeki hareketi, Muhammiracılar ile eski Türk geleneklerinin İslam ile karışması gibi şey söz konusu. İran'daki Kürt Yarsan Alevileri ile Türkiye'dekilerin benzerliği düşündürücü.

    Alevilerin kendileri de fazla yazılı kaynak bırakmamışlar.

    Ama bu türden demografi araştırmalarının yapılması elbette daha mümkün.

    YanıtlaSil
  9. Olayın aslı nedir bilmiyorum ama ilginç bir şekilde Tunceli (Dersim fark etmez) halkının ciddi bir bölümü atalarının Ermeni olduğunu iddia ediyor.

    Ermenilerin veya Ermeniliğin kitlesel olarak en çok itibar gördüğü yer Pertek ötesi Tunceli sanırsam. Hatta Şişli'den bile daha çok :)

    YanıtlaSil
  10. Alevilerin tarihini ele akan ille de Îran Horasanini da ele almasi lazim.

    Horasanda iki milyon Kürd var. Bunlar Savevi Osmanli çekismesi yani Çaldiran savasi esnasinda oraya yerlesen Dersimli, Serhadli, Kafkasya kürdleri Şadillilerdir. Malatya, Maraş ve Van orijinliler de var. En büyük asiret konfederasyonlar Çamişgazaklû ve Zafaranlû lardir, ki bunlar Çemişgezek Dersim orijinlidir.
    Horasanlilarin halen yüzde dördü Kizilbaş Aleviligine mensup iken, devlet ezici çogunlugu şiileştirmekte başarili olmuştur. Yine de şiileşen Alevilerin yasadigi şiilik Farslarin yasadigi şiilige nazaren soft kaliyor..

    Alevilik Kürd orijinlidir. Alevi ocaklarinin yüzde 90 i Kürdistandadir.

    Yine kuzey kürdlerinin Aleviligi dişinda Afrinde Mobetan kasabasi vardi, simdi TC işgal ettigi yer..
    Güney kürdlerin yasadiği Şebak ve Kakaî Aleviligi var. Ve dogu kürtlerinin yasadigi Ehli Hak veya Yarsani Aleviligi var ki, ki ilk lirik kürtçe eserleri onlar vermiştir. Serencam adinda kitaplari ve 1300 yillik siirleri mevcut. Onlarca BABA ve XANIM titelleri taşiyan ozanlarin eserleri mevcut ve kayda geçmistir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet! Kürt+(Zazalar)'dan ayrı bir Alevilik düşünülemez ama Aleviliğin Türklük ve Türkmenlik yanını da yok sayamayız.Alevilik ekolü tamamen Türk ve Kürt orijinli diyemeyiz, çünkü temelinde her ikisinden de kültürel yorumlar ve katkılar mevcut.

      Kürt toplumunun Alevi oranınında nüfusunun çok olması, Aleviliği tamamen Kürtlere mal etmez.Doğum oranları buna etken olamaz.


      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  11. Hocam ben bazı köyler hakkında bilgiler eklemek istiyorum. Üye de oldum ama bilgi nasıl eklenir? bulamadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir iki gün daha dişini sık. Tamirat var.

      Sil
    2. Bende Erivan kökenli olan Kürt Redki (Redkan) aşiretinin şuan Ağrı, Kars, Iğdır ve çevresinde yaşadığı 300 köyün listesini eklemek istiyorum. Bu köy isimleri üç yıllık çalışmamızın ürünüdür.

      Sil
    3. Çok memnun olurum. Herkes bir el verse evladiyelik bir iş çıkar ortaya.

      Sil
  12. Sevan Bey Çorum Mecitözü Yukarı Körücek Köyünü Alevi Kürd olarak belirtmişsiniz. Bu durum kullanıcılardan mı sizden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama bilgi yanlış. Ben bu köylüyüm ve köyün tarihini elimizden geldiğince araştırmamıza rağmen böyle bir bilgiye hiç rastlamadık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim bilgi için. Bu yerlerin çoğunu şahsen bilmem. Kırk bin köy için farklı kaynaklardan bilgi derleyince mutlaka hatalar oluyor.

      Sil
    2. Yoo, hiç öyle yapmamışım. Yukarıkörücek için bilgi yok, bir önceki Yeşilova köyüyle karıştırdınız sanırım.

      Sil
  13. sakarya adapazarı abalı köyü alevi. sisteme nasıl ekleyebiliriz?

    YanıtlaSil
  14. "Türkmen" olanları deştikçe altından hemen her zaman Kürtlük çıkıyor.

    Hadi ya? Amasya, Tokat ve Sivas'taki en büyük Türkmen Alevi topluluğu olan Beğdili/Sıraçları deştikçe de altlarından Kürtlük çıkıyor mu mesela? Bunların anadili Türkçe, köy adları Türkçe, Hubyar Ocağı'na bağlılar, Harzemşahlarla doğrudan tarihi bağları var. Kürtlerdeki "Badıllı"yı gösterirsiniz onları da Kürt yapmak için, olmaz mı? Kürtçe konuşan Vanlı Afşarları gösterip Afşarların Türkmenliğini tırnak içine alıyorsunuz yani, aynı yöntem Beğdililer için de kullanılabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoca boş konuşmaz. Saçının teli kadar belge tarayıp da yazıyor. Kürtsünüz diyorsa Kürtsünüz. Türkler Alevisi yoktur. Hubyar ocağının kökeni de Maraş Kürt alevileridir.

      Sil
    2. emredersiniz :) -yalnız bu yorumda ben "ulu'l emre itaat"kafası görüyorum. bu da çok tehlikelidir.

      Sil
    3. Aynı ildeki Kürt/Zaza Alevileri ile Türkmen Alevileri bile rahatlıkla ayırt edilebiliyor. Sivas'taki Sıraç/Beğdili Türkmen Alevileri ile Koçgirili Kürt Alevilerinin birbirleriyle alakaları yok. Simalarından tut, giyim-kuşamlarına kadar her şeyleri farklı. Koçgirililerin konuştuğu Türkçenin (anadilleri Kürtçe) Sivas'ın Türk ağzı ile alakası yok zaten. Munzur Dağı'na tapan Kürt Alevileri Türkmen Alevilerinden fersah fersah uzaktır; Türkmen Alevilerinden apardıkları deyişler ve bazı gelenekler hariç.

      Sivas Beğdili/Sıraç Türkmen Alevileri:
      http://i.hizliresim.com/p4nqpm.jpg
      http://i.hizliresim.com/ZN3goZ.jpg
      http://i.hizliresim.com/8nz0d1.jpg

      Koçgirili Kürt Alevileri:
      https://i2.ytimg.com/vi/_Xl5awE0jrU/0.jpg
      https://www.atlasdergisi.com/wp-content/gallery/kocgiri-asireti-sirri-arayanlar/245ATkocgiri021.jpg


      Hubyar Ocağı Türkmen Beğdili ocağıdır, Munzur Dağı'na tapan yarı-Ermeni tayfanın neyine Hubyar Ocağı.

      Sil
    4. Nasıl memleket bu ki alevisi de sapına kadar faşist. "kıblesi Munzur", "yarı-Ermeni" diye saldırmadan edemiyor. Yeri gelince de mazlumu, haklıyı bir güzel oynuyor.

      Anlamıyor ki kimlik, dil, fenotip, genotip ve kültür iki mahalle arasında ya da 25 sene içinde bile değişebilen kavramlar. Eğer Harzemşahlardan gelen Türkmen diyorsa işi daha sakat, bilmiyor veya bilmek istemiyor ki o dönem İran'ın doğusunda dinine Alevi diyen ne Türkmen ne de başka bir millet var. Siyasetname falan okumamış, dönemin Türklerinin nasıl koyu Sünni olduğunu, Şii kesmekle prim yaptıklarını kendi yazdıklarından öğrenememiş.

      Daha Türkmen'in ne demek olduğuna inanmak istemeyen insanlardan ne beklenir ki...

      Sil
    5. Tarihi kayıtlardan anladığım şu: Alevilik (ya da daha eski bilinen adıyla Kızılbaşlık) Osmanlı, Ak Koyunlu, Kara Koyunlu ve Şirvanşah idareleri altında giderek artan bir şekilde ortodoks Sünniliğin empoze edilmesine karşı bir tepki olarak doğdu ve yayıldı İslamın henüz etkisinin sathi olduğu geniş halk kesimleri arasında. Zaten erken dönem Safeviye şeyhleri Sünni idiler, sonradan Şiiliğe kaydılar. Hazar'ın doğusunda Alevilik aramak bence de boşuna.

      Sil
  15. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  16. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  17. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  18. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  19. Alevilerde hangi eski turk gelenegi var ? Yada alevileri baz alirken sadece turkmen aleviler cephesinden bakmayin, bugun Dersimdeki aleviler hala pagan-ari zerdustu inanclarinida yasatirlar , ne turklukle ne orta asya ile bi alakalaei yoktur

    YanıtlaSil
  20. Tokata amasyaya dersimden goc eden asiretler hangileri? Bilgidim kadariyla orda hic Kurd alevisi yok corum ve sivasa goc eden Kurd alevilerin ise asil sebebi safavi osmanli savasi degil dersimdeki anlasmazliklar ve arazi sorunu... ayrica dersim asiretleri osmanli ve idris bitlisi ile birlikte safavilere karsi savasmistirki buda doguda alevi katliami yapildigi tezini curutur nitelikde cunku alevilere karsi bi katliama girisilde dersim asiretlerinin idris bitlisi ile birlikte hareket edeceklerini sanmiyorum, safavi kizilbaslar zaten alevide degil... serefnamede dersim asiretleri ile safaviler arasindaki savasi anlatilir, yine idris bitlisin savas alanindaki anilari vardir ki dersim beyi pir huseyinin safavilere karsi nasil yigitce savastigindan bahseder

    YanıtlaSil
  21. sevan bey, alevi yerleşkelerini içeren bir harita yapmanızı yanlış buldum. bana göre, başkalarının (özellikle ezilen,ötekileştirilen insanların)yerine konuşmak, başkalarının adına onları temsil etmek, "şu"dur diye işaretlemek etik olarak doğru bir şey değil. sizin için sıradan bir data-set olabilir ama bakalım bu köylerde yaşayan insanlar bu data-setin parçası olmak istiyor mu? şahsen ben evim barkım haritada işaretlensin falan istemezdim. kaldı ki bu ülkede can güvenliğimizin (güvence altında)olduğunu da pek düşünmüyorum.

    YanıtlaSil
  22. Kızılırmak ve Yeşilırmak havzalarındaki Türkmen Alevilerinin simaları yeter senin mesnetsiz iddialarını yerle bir etmeye.

    1. http://i.hizliresim.com/lYZ2mJ.jpg
    2. http://i.hizliresim.com/p4nqpm.jpg
    3. http://i.hizliresim.com/gl6zJR.jpg
    4. http://i.hizliresim.com/8nz0d1.jpg

    Kanser gibisiniz be kardeşim. Azınlık milliyetçileri liberal, hümanist taklidi falan yapmasınlar,çıkıp delikanlı gibi biz azınlık milliyetçisiyiz desinler. Siz de kurtulun biz de kurtulalım.

    YanıtlaSil
  23. Sn Nişanyan. Çorum alevileri ile ilgili: https://www.pirha.net/aleviligin-kadim-merkezi-corum-13413.html/ sitenizdeki hatalı belirlemelerin doğrusu yer alıyor. Lütfen düzeltir misiniz?

    YanıtlaSil
  24. Sevan Bey, Erzincan'ın Tercan ilçesinin Abrank (Üçpınar) ve Vartik (Beğendik) köylerinin yerleşimcileriyle ilgili bilgi verebilmeniz mümkün müdür? Abrank köyünün tüm yerleşimcileri Ermeni miydi? Yoksa Alevi ve Kürt göçmenler de var mıydı? vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  25. Nusayriler Türk Alevisi olduğu safsatadan ibarettir sayın Nişanyan. Yemen'den Irak'a gelen Arap aşiretlerdir Nusayriler.

    YanıtlaSil
  26. Bir gün Malatya-Adıyaman hududunda Siçirik adlı bir köye gittim, Köy bir aile tarafından 200 sene evvel kurulmuş. Köyün hepsi akraba ama yarısı sünni, yarısı alevi. Şaşırdım, anlattılar. Büyük amcamız, "Rafa" köyünden gelin getirmiş, onun çocukları Alevi.

    YanıtlaSil
  27. Sevan bey 18. Ve 19. Yüzyıl gov hareketleri için kaynak göstermeden il ya da ilce yazmanız çok yanlış. Mesela Amasya demissiniz . Amasya nin tüm ilçelerinde alevi vardır. Hatirlatirim en büyük alevi ayaklanmasında 1200 lu yıllarda babai isyanı burada gelişmiş ve son bulmuştur. Dediginiz göç hareketi sonucu sadece Suluova ilçesinde birkaç tane kurt alevisi koy kurulmuştur. Amasya Ne ise Tokat ta , sivasta odur. Bu bölgenin Alevileri çoğunlukla Türkmen kökenlidir, kendileri de boy adına kadar bilirler bunu ve ağız yapısı ile yapilan çalışmalarda desteklemektedir. Hatta sünni kökenli çoğu köyde 6-7 kuşak öncesine kadar alevidir. Yazıda bahsettiğiniz kürtler Konya Ankara kürtlerdir çoğunlukla. Bilimsellikten uzak ve tamamen zihin bulandırma amaçlı yazılarınıza son vermenizi rica ediyorum sizden.

    YanıtlaSil
  28. Hocam öncelikle emeğiniz için teşekkürler. Yaklaşık 12 yıldır Alevi yerleşimleri üzerine çalışıyorum. Aleviforum.com sitesi olarak (kapanmadan önce) zamanında yüzlerce üyeden toplayıp teyit ettiğimiz bilgileri çeşitli boyutlarıyla haritalandırmıştık. O zaman yerleşim bölgelerine göre 2007 yılında yayınladığımız haritada da buradakine çok benzer verilere ulaşmıştık. Bizim de tespit edemediklerimiz olmuştu. Bunların bir kısmını haritalandırdıktan sonra öğrendik, bir kısmına sonrasında da ulaşamamış olabiliriz. Bunun yanı sıra Tunceli örneğinde olduğu gibi sonradan boşaltılan köylerle kısmen eksilen yerler de oldu ama sadece elimizdeki verilerden tespit edebildiğimiz toplam yerleşim sayısı 3529'du. Bu anlamda sizin belirttiğiniz rakam bizdeki verilere göre oldukça sınırlı görünüyor.

    Bu arada "Makbul Alevilik" kitabımın Alevi nüfusu ve yerleşim haritaları bölümünde, hem bu yerleşim yerlerinin, hem de nüfus tartışmalarını irdelemeye çalışmıştım.

    https://www.academia.edu/35757893/Makbul_Alevilik_-_Bir_Asimilasyon_Modeli

    YanıtlaSil
  29. Ahriyan haritası da çıkarın.Trabzondan başlayıp,Rize,Digor,Ağrı,Van,Bitlis,Siirt,oradan Trakya.İpuçlarından hareketle.1915in,Varlık Vergisinin ve hatta 28 Şubat'ın farklı birşey olmadığını göreceksiniz.Dersimlinin neden Tunceli dediğinin, tipik bölgelerin insanlarının neden şirret ulusalcı ya da katı bir dinci olunduğunun nedenlerini görebileceksiniz.

    YanıtlaSil
  30. Benim anladığım kadarıyla Osmanlının Türkmen derken kastettiği şey kesinlikle konar göçer halk. Daha ziyade topraklarını ele geçirdiği Akkoyunlu, hatta Dulkadir beyliklerinin konar göçer halkı. Çünkü Ege’deki yada Rumeli’deki konar göçer halka Türkmen dediklerine dair bir kayda rastlamadım. Onlara Yörük dedikleri görülmekte. Şimdi gördüğüm kadarıyla Osmanlının bu Türkmen denen halkın hangi dili konuştuğu ile ilgili en ufak bir kaygıları bile yok. Türkmen olarak adlandırdıkları bu topluluk aynı yaşam şeklini paylaşan insanlar. Göçebe Kürtler bile Türkmen Ekradı yani Türkmen Kürtleri olarak geçiyor kaynaklarda. Bu da günümüzde yanlış yorumlanıyor. Türkmenler Kürtleşti diye.

    Neticeye gelecek olursak. Günümüzde Anadolu’daki Türkmen aşiretlerinin bir kısmının Türkçe bir kısmının Kürtçe konuşuyor olmasını nasıl açıklayabiliriz. 14. Yüzyılın sonu 15. Yüzyılın başlarına kadar çarşı pazarda bile Farsça konuşan halk nasıl birden bire Türkçe konuşmaya başladı. Farsça bu kadar yaygın ise bu dilin nasıl ve nereye kaybolduğunu açıklayabiliyor muyuz. Anadolu’da konuşulan Farsça’nın Kurmanciye evrilmiş olma olasılığı nedir. Kendini Türkmen olarak tanımlayanların Kürtçe konuşuyor olması bunun bir neticesi olabilir mi. Çünkü Farsça ezelden beri Türkmenler arasında rağbet gören bir dil. Günümüzde Urfa’da yaşayan Danişmendli Türkmenlerinden olduğunu söyleyen aileler Kürtçe konuşuyor. Soyunu Anadolu’daki ilk Türkmen beyliklerinden Mengücek ve Saltuk beyliklerine dayandıranlar ise Alevi-Zaza kimlikleri ile ön planda gözüküyor. Danişmend ve Saltuk beyliklerindeki Farsça etkisi hakkında bir fikrim yok ancak Mengücek beyliğinde bu bahsettiğim şey oldukça hissedilir boyutlarda. Mengücek beyliği hükümdarlarının “şah” ünvanını kullanmaları bir yana bu hanedanın en önemli beyi Behram Şah’ın isminin, Zerdüşt öğretisinde yolcuları koruyan meleğin aynı zamanda kimi Pers-Sasani şahlarının adı olan Behram’dan gelmesi bir de buna şah unvanının eklenmesi çok manidardır. Farsça edebiyatın zirve noktalarından biri olan Azerbaycanlı şair Genceli Nizami, Farsça olarak kaleme aldığı Mahzen ül Esrar adlı eserini Erzincan’a kadar gelip Behram Şah’a sunmuş. Tüm bunlar Eski İran kültürünün Anadolu Türkmen saraylarında ne derece etkili olduğunu gösteriyor. Farsça’nın Türkmenler arasında hayli yaygın olduğu açık olarak görülmekte. Acaba bu Farsça Kurmanciye dönüşerek 16. Yüzyıldan beri bir takım Türkmenler arasında da konuşulan bir dil haline gelmiş olabilir mi. Sakın bu yazdıklarımdan 16. Yüzyıldan önce Kürtçe yoktu veya Anadolu’da Kürt yoktu gibi saçma bir sonuç çıkarmayın. Bir örnek vererek anlatmak istediğimi özetlemem gerekirse; Özbekçe ve Kazakça çok sonra ortaya çıkmış Türki diller olmasına rağmen çok eskiden beri Orta Asya da yaşayan halkların, boyların ortak kullandığı diller haline geldi. Kurmanci de, Kürt veya İrani topluluklar ile Türkmenler tarafından kullanılan bir dil şeklinde gelişmiş olabilir mi ?

    YanıtlaSil
  31. Türkmen isminin özellikle yönetici zümre tarafından benzer yaşayış tarzına sahip insanlar için kullanılması işi bana mantıklı geldi. Ege ve Akdeniz'de göçebe yaşayan insanlara Türkmen değil Yörük diyorlar. Eğer Türkmen ismini kullanıyorsa arkasına muhakkak bir göç hikayesi duyuyoruz.

    Türkmen aşiretlerinin dilinin Farsça'dan Kurmanci'ye evrilmiş olması (bizzat dilin evriminden bahsediliyorsa) çok sakat ve temelsiz bir iddia. Kurmanci'nin eldeki yazılı örneklerinin 16.yy'dan önce bulunmamasına dayanarak böyle bir fikre sahip olabilirsiniz, fakat iki dilin ayrışma noktası için öngörülen nokta bundan yaklaşık 2000 yıl öncesi, Parthian'dan bölünen bir kol günümüz Kürt dil/lehçe gruplarının zeminini hazırlamış. Üstelik Kürt kimliğini uzun bir süre boyunca taşıyan tek linguistik grup Kurmanclarmış gibi görünüyor, bugün kendi içinde az ya da çok Kürt olduğunu iddia eden bir güruhu barındıran birçok halk (Zazalar, Lurlar ve hatta Soranlar) "Kürtlük" sorununu yaşamış veya hala yaşıyor. Aslında Kürtçe ile Farsça'ya doğru bir continuum'dan bahsedilebilir, fakat bunu yaparken Kurmanci'yi spektrumun bir ucuna, Farsçayı da diğer ucuna koymuş oluyoruz ki bu İtalyanca'dan İspanyolca'ya ulaşmaya çalışmak gibi bir şey. Şurada Kürt dillerinin sınıflandırılması ile ilgili güzel bir yazı mevcut; http://www.iranicaonline.org/articles/kurdish-language-i

    Eğer iddiada anlatılmak istenen Türkmenlerin bir yerde Farsça'yı bırakıp Kürtçe'ye geçmiş olması ise başka bir noktadan açıklanmaya muhtaç. Farsça devlet dairesinden edebi elite kadar 18.yy'ın sonlarına kadar yerini bırakmamış bir dil. Bir kere Ara Güler'in fotoğraf sergilerinden birinde görmüştüm, 1960'ların başlarında bir meyhanede kocaman bir afiş asılı "Farsça gazel okumak yasaktır" diye. Eğer bu etki şehirli Türkler arasına bu kadar uzun süre kaldıysa Türkmenler hangi siyasi/sosyal etkiyle Kurmanci'yi tercih etmiş olabilirler?

    Bana kalırsa söylenebilecek en mantıklı şey Türkmen kavramına giren insanların oldukça akışkan bir etnik kompozisyona sahip olduğu. Cumhuriyet öncesi dil ve kimlik değiştirme hızı yüksek gruplar, bugün birçok aile ve aşiretin farklı bölgelerdeki yerleştikleri yere göre Türkçe, Kürtçe, Arapça ve hatta diğer yerel müslümanların konuştuğu dilleri öğrenebiliyor ve kimliklerini benimseyebiliyor (Rizeli bir arkadaşımın anlattığına göre yaşadığı mezraya 150 yıl önce Şam'dan gelmiş bir Türkmen aile var, anadilleri gibi Lazca ve Gürcüce konuşabiliyorlarmış, hatta aile kendisini şu an Laz olarak tanıtıyormuş. İç Anadolu, Antakya, Kilis ve Maraş'taki Kürtler ile Türkler arasında, veya bunun gibi bildiğim trilyon tane hikaye var).

    YanıtlaSil