22 Kasım 2017 Çarşamba

Lakerda

Bir kere doğal dilde hiçbir kelime bir anekdottan türemez. O yüzden “bir adam varmış, tuzlanmış balığı çok severmiş, bana sevdiğim balığı getirin demiş, o yüzden adı la querida (“sevilen bayan”) olmuş” gibi bir hikâye duyarsan hemen oradan kaç. Uyduruyorlar.

Latince lacertus ve lacerta, telaffuzu /lakerta/, birinci anlamı “kertenkele”, ikinci anlamı glossalarda “σαύρα’ya benzer bir balık, τράχουρος” diye verilen mahluk. Saura Yunancada hem kertenkele, hem istavrit balığıdır. Trachouros da istavritin irice bir çeşidi, sanırım yanında fermuar gibi bir dikişi olanı. Helenistik devir yazarlarından Athenaios’un Deipnosophistai (“Sofra Alimleri”) eserinde ve tabip Galenos külliyatında tarif edilmiş. Bilimsel adı trachurus, İngilizcesi horse mackerel, Türkçesi Fishbase’te karagöz istavrit diye geçiyor.  İtalyancada halen bu balığın adı lacert veya lacierte (/laçerte/) imiş. Ayrıca scombro bastardo da denirmiş, yani piç uskumru.

Kertenkelenin İtalyancası lucertole (/luçertole/), İspanyolca ve Portekizce lagarto, Katalanca ilk hecede nazalleşmeyle llangardaix, Fransızcası lézard. Hiç biri tatmin edici bir ses dönüşümü sunmuyor. En akla yakını İspanyolcası, ama İspanyolcada tipik olan ötümlü /g/ sesinin Türkçeye veya Yunancaya /k/ olarak gelmesi için makul bir sebep göremiyorum. Yunancaya ta eski devirde direkt Latinceden alınmış desek mutlaka kaydı olur, oysa ne Antik çağda ne Ortaçağ Rumcasında böyle bir sözcük görünmüyor. Ancak 1890 küsur tarihli Kamus-ı Rumi’de buldum, Yunanca λακέρδα, karşılığı Türkçe lakerda. Açıklama yok.

Türkçede en erken Kanuni Süleyman dönemine ait bir kanunnamede bulmuşum, ama sayfa no. ve metin örneği almayı ihmal etmişim. Evliya Çelebi’de “mevsiminde uskumrī balığı ve palamida ve alakerda ve fuçida ve kefal...” şeklinde bir balık listesinde geçiyor. Demek ki 17. yy’da henüz “tuzlanmış palamut” anlamında değil, bir balık türünün adı. Başa eklenen ‘a’ o dönemin Türkçesi için tipik, ‘l’ harfiyle kelime başlatmayı sevmiyorlar. 19. yy’da Vefik Paşa لاكرده  için Rumcadır demiş, “altı parmak palamudun tuzlaması” diye tanımlamış.

11 yorum:

  1. Hocam, zazacada sol-kerde tuzlanmış demektir. Zazalwr deniz toplumu değiller ama Hint-Avrupa grubunda Salt-sal kökeni çok eski olmalı. Baştaki s bir şekilde düşmüş olamaz mı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İngilizce lockered "dolaba konmuş" demek, o da olabilir. Ya da La Guardia, oradaki hava alanından geldiği için. Arapça ve Farsça lâ kerde "daha olmamış"? Moğolcalara girmiyorum bile.

      Sil
    2. Hocam bilirsiniz raki yaninda muhabbet olmadan icilmez. Bu lakerda da genelde rakinin yaninda meze olarak tuketilir. Acaba lakerda ricki sofrasinda yapilan lakirtidan gelmis olabilir mi? Ya da dexter dizisini izlemis arkadaslar bilir orda Laguerta isimli bir abla vardir kendisi de balik etli bir bayandir acaba burdan bir balik mezesine yakistirilmis olamaz mi?

      Sil
  2. İlk paragraftaki doğal dil ne demek? Doğal olmayan dil nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. C++ mesela

      Sil
    2. Gol, evet. Özensiz bir ifade olmuş. "Post-modern yazılı kültürler öncesi" demek istedim sanırım. Bir ara iyice düşünüp daha iyi tanımlamalıyım.

      Sil
  3. Trachouros da İspanyolcadaki trucha yani bizim derelerden tanıdığımız alabalık. İngilicesi de trout. Acaba iri balıklara bu isim verilmiş de salamura edilen balıklar da bu iri balıklardan yapıldığı için ismi öyle mi kalmış. Yok bu çok zorlama oldu. Lakerdaya dönüştürmedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok, alakası yok. /kh/ sesiyle trakhouros "kabakuyruk" demek, apayrı bir balık. Latince lakerta'nın Yunanca karşılığıymış bu, tanığıyla deliliyle yazdım.

      Lakerta hangi tarihte Yunancaya geçti ve neden anlam değiştirdi (istavrit yerine palamut) onu belgeleyemiyoruz.

      Sil
    2. Lakerdanın İspanya'dan Yahudilerle İstanbul'a geldiği söylenir. Ne kadar doğru bilmiyorum ama Sefaradların çok uzak olmayan bir tarihe kadar İstanbul'da lakerda sattığından söz eden bir yazı okumuştum. Yunanca'ya geç intikal etmesi bu yüzden olabilir diye düşünüyorum. Bir de "la querida"yı "sevilen bayan" olarak değil de yine "querer"den türeyen "istendiğinde/arzu edildiğinde" anlamında almak mümkün görünüyor. Tuzluyorsun, arzu ettiğinde tüketiyorsun. Yani kelimenin bir anekdottan değil de tekniğin mümkün kıldığı gerçek bir işlevden türediği düşünülemez mi?

      Sil
  4. Sağdaki Son Yorumlar ve Arşiv kolonlarını colspan = 1 yapmak için nereden müdahale etmeli bilen var mı?

    YanıtlaSil