14 Kasım 2017 Salı

Domuz tabusunun işlevi ve simgesel anlamı

Domuzu daha önce yazmış mıydım hatırlamıyorum. Tekrara düşersem affedin, bir yaştan sonra oluyor böyle.




Neolitik devrimden sonra Eski Dünya’da iki çeşit toplum türedi. Bir, toprağı ekip biçen, dolayısıyla bir köye bağlı yaşayanlar. İki, hayvancılık yapan, dolayısıyla mera peşinde durmadan gezenler. İkisi birbirini sevmezler. Eski destan literatürü baştan aşağı o kavgayla doludur. Köylü göçebeyi eşkiya ve zorba olarak görür; göçebe yerliyi pis koktuğu için, bokuyla iç içe yaşadığı için, cılız ve hastalıklı olduğu için hor görür. Unutma ki o zaman daha kanalizasyon yok, belediyenin çöp kamyonu da yok.

İnsanoğlunun kadim çağlarda evcilleştirdiği hayvanları düşün: köpek, keçi, koyun, sığır, deve, eşek, at, tavuk, kedi. Hepsi göçebe hayata ayak uydurur. Yürü dersin yürürler, ya da tavuk ve kedi gibi taşınabilirler. Bir tek domuz yürümez, elli metre götürsen yeri göğü birbirine katar. O yüzden domuz, sadece yerleşik tarım toplumlarının baş edebileceği bir hayvandır. O yüzden göçebe toplumlar köylüden tiksindikleri gibi domuzdan tiksinir, onu köylü mundarlığının simgesi ve taşıyıcısı olarak görürler. Tarımın egemen olduğu antik Yunan ve Anadolu’da, İtalya’da, Balkanlarda, Çin’de, Güney Hindistan’da, Yeni Gine’nin dağlık kısmında domuz baş tacı edilmiş. Hayvancılığın – daha doğrusu hayvancı elitlerin – egemen olduğu Yahud diyarında, Arabistan’da, Orta Asya’da, Kuzey Hindistan’da iğrenç mahluk ilan edilmiş.

Yani hayvancağızı yasaklama fikri evrenlerin rabbi olan Allahın değil, o da Araplarla Yahudilere aldanmış olmalı.

Bu tür simgesel davranışlar tabii zamanla ikincil (sekonder) işlevsellik kazanabiliyor. Mesela konuyla alakası pek dolaylı bir millet olan Türkler, şu veya bu nedenle domuz tabusunu ulusal kimliğin tanımlayıcı bir ögesi olarak benimseyebiliyor, ondan sonra o toplum tarımcıymış, göçebeymiş, büroda dokuz beş çalışırmış, fark etmeyebiliyor. Hiç düşündünüz mü bilmem, bugünkü Türk ulusal kimliğinin en belirgin, en vazgeçilmez unsurlarından biridir hatta başlıcasıdır domuz tabusu. Bıyığını kesen Türk çok, koka kolayı ayrana tercih eden Türk çok, Atatürk’ü iplemeyen Türk bile var, ama git bir yabancı ülkede restorana gör ki Türk’ü tanımlayan en tipik davranış özelliği hangisiymiş. İmanım gevredi buradaki garsonlara, yok, anladım, problem yok, tamam, getirebilirsin diye laf anlatmaktan.

Dinle açıklayamazsın bunu, çünkü Kuran mesela şarabı da yasaklamış, üstelik daha net ve kesin bir dille ve gerekçeli olarak yasaklamış, buna rağman elhamdülillahlı cümleler kuran Türklerin çok büyük bir bölümü şaraptan pek o kadar tiksinmez. Faiz mevzuuna, zinaya ve saireye girmiyorum bile.


Yazsa ya birisi bir doktora tezi, İslamı Benimseme Sürecinde Türklerde Domuz Tabusunun İşlevi ve Simgesel Anlamı diye?

50 yorum:

  1. Sağcısıyla, solcusuyla 'adı batasıca'nın etini yememede anlaşılır da, örneğin demokrasinin ana ilkelerinde anlaşılmaz. Velhasılı Domuz deyip geçmiyeceksin Hocam, bu eli kanlı-bıçaklı iki grupu etini yememede birleştiren hınzır oğlu hınzır mahluktur buya.

    YanıtlaSil
  2. marvin harris bu domuz tabusuna girmiş ama içinden çıkamamıştı. sizin açıklama daha akla yatkın.

    YanıtlaSil
  3. Meretin şarküterisi leziz (hem jámon hem de bacon), smoked short ribs super lakin kıyması ve köftesi berbat, pulled pork da berbat. Muhtereme kötü yeri denk gelmiş olmalı, yasaklamış. Crispy bacon & sunny side up yumurta yiyeydi herkese tavsiye ederdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yok, etmezdi, bana helal, başkasına haram dediği de çoktur;)

      Sil
  4. Türklerde domuz tabusunun adamı bedavadan kimlik sahibi yapması gibi bir işlevi var gibime geliyor. Türkiye koşullarında domuz yememek için ekstra bir şey yapmak gerekmiyor (ya da öyle var sayılıyor). Emin Çölaşan'ın matbaadan tanıdığı bilmem kim kardeşinin kandilini kutlaması gibi bir şey. Günlük hayatta bir şeyden feragat etmeyi gerektirmiyor.
    Bir de tiksinme olayı var. 10 seneye yakındır kâfirim ama önüme domuz pirzolası koysan iştahla yemem. Yılandan da tiksineceğim gibi tiksinmişim vakti zamanında domuzdan.
    Ama Sevan Hoca'nın tespitleri bu mütevazi açıklamalrın ötesine gidiyor ve gitmeli de. Çünkü ortalama Türk müselmanı domuz yemeyi sıradan bir günah olarak değil kebairden biriymiş hatta insanı dinden çıkarırmış gibi algılıyor psikolojikman.
    Çağrışımdır mazur görünüz: İslam'ın yayılmasının coğrafi olarak domuz ekonomisi tarafından büyük ölçüde sınırlandığı yönünde tezler varmış. Ne buyurursunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alışmayan, kanıksamayan sonradan da alışamıyor, velev ki Hristiyan olsun. 90larda TRT'da bir dokümanter seyretmiştim, mübadeleyle Yunanistan'a göçmüş 80'lik 90'lık (Rum) nenelerle dedelerle (Yunan beldelerinde) yapılan röportajlarda bayağı güzel Türkçe konuşanlar vardı. Söyledikleriyse, "bu yaşa geldim hala domuz eti yemem" tarzı şeylerdi. Çocukları ve torunlarıysa gayet rahat yiyorlardı. Tabii benim bundan çıkardığım, Osmanlı'nın, tebaası olan gayrimüslimlere de 'domuz yasağı'nı dayattığı.

      Sil
  5. Bunu ben de sorar(d)ım, neden memlekette MEY içki 2 milyar dolara satılırken kimse, yurtıdışında dahi, domuz eti yemez ?

    Etrafımdaki -kendim gibi- beyaz yakalılara sual ettim, sebep hep aynı : koku. En güzel dolma annemin dolması sendromu yani küçüklükten kodladığımız ete göre çok farklı bir kokusu var.

    Ayrıca, bu soruyu daha geniş perspektiften başka hayvanlar için de sorabilirsin. Misal, köpek, neden doğuda yendiği batıda yenmez, köpek şirin de kuzu değil mi ?

    Erkan Polat

    YanıtlaSil
  6. At konusuyla alakalı da yazınız hos olabilir hocam. Zira, farklı ülkelerde at eti normalken bizde daha kutsal vs diye anlatmakta zorlanıyorum yabancı arkadaşlara.

    YanıtlaSil
  7. https://eksisozluk.com/entry/41816095

    şöyle bir şey daha var,yıllar evvel okumuştum bu yazıyı.sizin görüşünüz nedir bu yazı hakkında?

    YanıtlaSil
  8. Hay yaşa emi.en elitinden en cahilinin kanına işlemiş domuz tabusu.

    YanıtlaSil
  9. https://www.google.com.tr/amp/www.hurriyet.com.tr/amp/turkler-niye-domuz-yemiyor-12828381
    soner yalçın yıllar önce yazmiş bu konuyu bir bakın derim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem de bire bir şekilde yazmış.
      1 Kasım 2009'da. Başlık ise " Türkler Neden Domuz Yemiyor?"
      Keşke çalmasaydınız Sayın Nişanyan ;)

      Sil
  10. bir türk olarak ben de aynı soruları taaa gençliğimden beridir sordum kendime ve arkadaşlarıma...domuz eti haram,içki,faiz ,zina haram...fakat bu domuz eti hassasiyeti bir başka...adam müslüman alkol alır zina yapar faize para yatırır..günah olduğunu bilip bilmemesi değildir önemli olan toplumdaki genel algı..domuz eti konusuna göre çok mülayim kalır.fakat domuz eti denince herkesin tüyü diken diken olur...bunun bir araştırma konusu olması gerekir elbette...hala bu toplumda banka,faiz,genelevleri,vesaire islamın reddettiği konularda tam ve açık bir duruşun sergilenemiyor olması ilginç.özellikle din konusunda uzman kişilerden ,bir müslümanın bu aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık meselesinde olduğu gibi,günahtan nasıl kaçınacağı,hayatına olan etkileri hususunda doyurucu yourumlarını bekliyoruz...bu arada ben bir müslümanım ve sizin islamiyet konusundaki pervasızca yazdıklarınız yenilir yutulur şeyler değil...ama kendi fikirlerinizdir buna yapacak bir şey yok.iş aşağılama ve hakaret boyutuna taşındığında bunun bir karşılığının olacağını da hesaplayacak kadar zekisinizdir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müslüman Bey,

      Ben sizin inandığınız Arap masallarına inanmadığım için beni sonsuz azaba layık görüyor, "kutsal" kitabınızda müşrik diyerek sayısız hakaret ediyorsunuz. Bunun karşılığı nedir acaba?

      Sil
    2. valla ben kimseye hakaret ettiğimi düşünmüyorum.bu tür hassas konularda algılama çok uç noktalara gidebiliyor.ben de bana hakaret edildiğini varsayabilirim şu durumda...bunun bir sonu yok.arap masalları lafı yeterli bir örnek.daha doyurucu bir cevap beklerdim...

      Sil
  11. Çok güzel bir antropoloji tez konusu.

    YanıtlaSil
  12. Totem olan hayvanın kut törenlei gibi ritüellerde kolektif olarak tüketilmesinin dışında yenmesinin tabu olması gibi neredeyse evrensel kadim bir bir geleneğe de dayanıyor olabilir. Musevilerin domuz yeme tabusunu Nabukdnezar'ın esir düşen musevileri domuza yedirmesine bağladıkları malumdur. Kökeni nefret değil yani her zaman. (Musa 'nın da başka bir totem hayvanı, öküz Baal'i eritip herkese suyunu inciterek ortadan kaldırışını hatırlayın.)
    Nefret işi varlığına tehdit gö (ste)rmekle ilgili pekala sonradan gelişen birşey. Hedef göstermeyle çok alakalı. Misal: bak bu seçimi de kaybedersek alanını koyup secde edeceğin yer kalmaz, o yüzden sakın bize oyunu vermekten geri duruma ve hak hukuk dürüstlük saydamlık özgürlük diyenlere aldırma. Böylece bu gibi kavramlar nefret nesnesi olur milletin indinde. Konu makarna zanneder anlamayan.
    Son zamanlarda alkollü içki nefretinin domuzu yakalayıp geçtiğini düşünüyorum. Ne dersin Sevan hocam?

    YanıtlaSil
  13. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  14. Türkler'in domuz tabusu sadece ve sadece İslamdan Müslümanlıkdan, inanın başka zerrece sebebi yok. Birkaç sene evvel Mısırda sadece bir-iki domuz gribi vakası görülmüştü de, Mısır devleti ülkedeki Hristiyan Kıptîlerin(ki Mısır nüfusunun en az 8-9%'unu temsil ederler) bütün domuz çiftliklerini imha, bütün domuzlarını da itlaf etmişti. Düşün yani o insanların maddi zararlarını. Hatta o zaman Dünya Sağlık Örgütü(WHO) de Mısır'da yapılanlara bayağı tepki göstermiş ve son derece lüzumsuz addetmişti. Aynı tarihlerde Avrupa, K. Amerika ve Uzakdoğu'da da, hem de çok daha fazla domuz gribi vakalarına rastlanmasına rağmen, hiçbir devlet ülkelerindeki domuzları itlaf etme yoluna tevessül etmemişti, böyle bir şeyi akıllarına dahi getirmemişlerdi. Grip salgını da zamanla yok olup gitmişti.

    Bu arada ben domuz'un insanlarca ilk evcilleştirildiği yerin bugün Levant veya Şam tabir edilen doğu Akdeniz bölgesi yani aslında Ortadoğu olduğunu da bazı yerlerde okumuştum diye hatırlıyorum. Tabii 7 bin yıl evvel şimdiki Ortadoğu'da çöl olan olan yerlerin ekseri bozkır ve çayır, keza bozkır ve çayırlar da komple ormanmış. Büyük İskender'in ordularının günümüzde hayli kıraç, çorak Afganistan'ın sık ormanlarında yollarını bulmakta oldukça zorlandıklarını, bir ara neredeyse kaybolduklarını tarihçiler yazar. 2 bin sene evvel, şu an sırf çöl olan Libya'nın, Roma İmparatorluğu'nun en büyük tahıl ambarı olduğu zaten tescilli. Tabii sonra zamanla iklimler değişmiş, insanlar göç etmişler. Hatta çok değil 1402'deki Ankara Savaşı'nda Ankara'nın her mıntıkasının ormanlık arazi olduğu rivayet edilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de Türklerde bugün gördüğümüz domuz tabusunun Müslümanlıktan dolayı olduğunu düşünüyorum, zira diğer Müslüman halklar da domuz yasağına diğer yasaklardan daha sıkı sıkıya riayet ediyor.

      Bu arada, bazı tezlerde Ortodoks Hristiyanlığın Avrasya bozkırında yayılamaması Ortodoks Hristiyanlıkta görülen at eti ve sütü yasağına dayandırılıyor. Nasturi kilisesinde böyle bir yasak olmadığından Nasturi Hristiyanlığın Avrasya bozkırında zamanında kolayca yayılabilmiş olduğu iddia ediliyor.

      Sil
    2. Rusların İslamı kabul etmemesinde ise içki yasağının rolü büyük olmuştur.

      Sil
    3. Ortodoksları bilmiyorum fakat Vatikan'daki Papalığın at etini yasaklaması 9 yy. ortaları gibi. Asıl enteresan olan 19 yy. başlarına değin İskoçların da domuz yetiştirmemeleri ve (dolayısıyla) domuz eti tüketmemeleri.

      Sil
    4. Neden ben de inanmayan çoğu kişi gibi domuzdan veya domuz etinden iğreniyorum o zaman?

      Sevan bey haklı. Bu ve benzeri şeylerin kökleri dinden/inançtan eskiye gidiyor. Hatta göçebelik/hayvancılıktan da eskiye. Bunun "fıtrat"la (bu kavramın bugünkü kullanımlarının/kullanıcılarının çoğunu sevmesem de) ilgili olduğu görüşündeyim. Zaten göçebe/hayvancıların yaşam biçiminin de yerleşik tarım toplumlarına nazaran "fıtrat"a daha uygun olduğunu söyleyebiliriz.

      Sevan beyin verdiği diğer örnekler de aynı fıtrat duygularını göstermiyor mu?
      Mesela "haram" olarak görmemekle birlikte hiç alkol ve sigara içmeyen biri olarak bunlardan domuz gibi iğrenmem.
      Ya da "zina" denen şeyi (evlilik içi değil, dışı/öncesi olanı) fıtrata aykırı görmem, ki okuma ve evlilik yaşının yükseldiği günümüz toplumlarında asıl bunun önüne geçmek "fıtrat"a aykırı bence, fakat başka bazı şeyleri öyle görürüm. Mesela fuhuş, eşcinsellik, hatta pornografi - tabii bu tür şeylerden iğrenç bulduklarımı kastediyorum, yoksa her sevişme sahnesi, açıklık, erkek dergilerine soyunan modeller falan değil, umarım anlatabilmişimdir. Tecavüz, taciz, pedofili, cinsel istismar gibi şeylerin ise tamamen kötü ve fıtrata aykırı olduğunu söylemeye gerek yok zaten.

      Sil
  15. Daniel Quinn diye bir amcanin "Ishmael" diye bir kitabi vardir bu tarimcilarla gocebeleri anlattigi. Takers (kaderini tanrinin elinden alan) ve Givers (kaderini tanrinin eline veren) olarak ayirir ikisini..

    YanıtlaSil
  16. Londra'da Ağırlıklı olarak İngiliz Kahvaltısı servis eden bir Cafe çalıştırmaktayım. Türkiye'den gelenlerin iştahla sipariş ettiği domuz Eti içeren kahvaltılarımızı beğenmeyen kimse çıkmadı henüz! Önyargılarımızın yıkılması hayatımızı yalnızca güzelleştirir!

    YanıtlaSil
  17. Tavukdan daha igrenc bir hayvan yoktur Bok da yer sumuk de yer ne bulursa yer ama sofralarin bas taci . Bu da youkardaki hikayenin gercekligini ispat eder .

    YanıtlaSil
  18. Geleneksel bir Ermeni deyimi vardır kötü,hor ve ters niyetli bakan kişilere karşı söylenen, Ve şu şekildedir,
    "Neden bir Türk'ün Domuz Etine Baktığı Gibi Bakıyorsun? diye söylenilir.

    Kısacası bu deyim,Türklerin (Daciklerin) garibim Domuz canlısına karşı olan derin ve O içten gelen O büyük nefretlerini'de akıllara getirmektedir.

    Örneğin Kuzey Afrikalı Müslüman Araplar,Salyangozu kavurma yapıp lokantalarında satıp yerken ,Türkler ise "Müslüman Mahallesinde Salyangoz Satmak" deyimini kullanırlar ve yine O garibim sürüngen Salyangoza da kin ve öfke kusarak haram kabul ederler.

    Son olarak "Vallahi Eğitilmezler"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kuzey Afrikalıların rahatlıkla salyangoz yemesi Maliki olmalarından. Türklerin bağlı olduğu Hanefi mezhebinde ise salyangoz, midye, karides, yengeç, ahtapot gibi balık dışındaki su hayvanlarının yenmesi haramdır. Genelde Türkiye'de Hanefi mezhebinin en rahat mezhep olduğu söylenir, ama konu yeme içme olduğunda en fazla yasak Hanefiliktedir, en az yasaksa Malikilikte. İnsanlar nedense din ve mezheplerin diyet alışkanlıklarımızda oynadığı rolü görmezden geliyor.

      http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=170095

      Sil
    2. Kur'an'da tam 4 surede, domuz eti Müslümanlara men edilmiştir. Eşek etinin tahrim edilmesi de hadisle. Onun haricinde İslamda başka açıkça haram kılınmış hayvan bilmiyorum

      Sil
  19. Acaba domuz batı toplumlarında paranın simgesi haline nasıl gelmiş. Orwell'in hayvan çiftliğinde domuzlar zengin, kodaman sınıf, filmlerde gördüğümüz domuz şeklinde kumbaralar. Spirited Away filminde (bu örnek doğudan) aşırı yiyip domuza dönüşen insanlar vs vs ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Domuzun suret olarak şişman bir insana benzemesi bunda etkili olmuş olabilir. Eski devirlerde şişmanlık zenginlik alameti olarak görülürdü.

      Sil
  20. http://www.symbolic-meanings.com/2007/11/03/symbolic-meaning-of-pigs/
    Bu link domuzun sembolik anlamlarını anlatmış. Doğudan batiya neredeyse tüm kültürler doğurganlık ve bereket atfetmis. Budizm cehalet, Hristiyanlık açgözlülük, islam ve musevilik ise pislik sembolü olarak görmüş..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilhassa eski Galyalı/Keltlerde domuz çok önemli bir semboldü. Hatta mevcut Galya'yı yeniden ihya hareketleri içinde önerilen bayraklardan birinde bu sebepten ötürü domuz vardır:

      https://drive.google.com/file/d/10ujzGKnr1Yc2oWOYpHNuzqd7Jhochsq8/view?usp=sharing

      Sil
  21. Bu söylediklerine katılmakla birlikte, domuza olan tiksintinin bence en büyük nedeni; tutması en kolay kural olduğu için, domuz eti yemezsen bir sürü alternatif var ama zinaya alternatif yok mesala
    ayrıca ortamlarda domuzu duydunmu ortalığı velveleye ver ki müslüman olduğun anlaşılsın

    YanıtlaSil
  22. Şimdi Azerbaycan ve muhtemelen Orta Asya Türklerinin neden yaban domuzu yeyip (kaban), çiftlik domuzuna "haram" dedikleri anlaşılıyor. Av hayvanı göçebe, göçer toplum için kabul edilebilir, hatta daha makbul.

    YanıtlaSil
  23. önyargı,günah hepsini geçtim şu pis hayvan nasıl yenilir yahu!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tavuk nasıl yenilir ?

      Sil
    2. kızartma, haşlama, çorba; poulet marengo, coq au vin, murgh tikka masala, murgh musallam, hyderabadi dum pukht, moo goo gai pan vs.

      Sil
  24. "Domuzu daha önce yazmış mıydım hatırlamıyorum."
    Genel(tür) anlamında değil ama Semra isimli domuz özelinde bir yazınız mevcut hocam:
    http://nisanyan.blogspot.com.tr/2009/02/domuz-semra.html

    YanıtlaSil
  25. Orada da "Ne Mutlu Türk' üm Diyene" mi diyorsunuz Azerbaycan'da olduğu gibi de garsonlar Hristiyan kökenli olmanıza rağmen çekiniyorlar?

    YanıtlaSil
  26. Şu kitap ilginizi çekebilir. İkinci bölümde domuz meselesinin analizi var.

    https://monoskop.org/images/5/5b/Harris_Marvin_Cows_Pigs_Wars_and_Witches_The_Riddles_of_Culture_1974.pdf

    YanıtlaSil
  27. Açıklamasının o kadar basit olduğunu düşünmüyorum. Yürümeyen tek hayvan domuz değildir elbet. Ama şunu kesin biliyoruz ki ana tanrıça tapımlarında domuzun sembolik manası ve ritüel işlevi çok büyük. Belki anaerkinin sembolü bile diyebiliriz. Bu arada konuyla ilgili olarak Bachofen'i okumanızı tavsiye ederim, müthiş bir deha.

    YanıtlaSil
  28. Az önce başka bir yazıya gönderdiğim yorumda bahsedince burada da hatırlatayım dedim ; Turhan Selçuk'un "türbanlı domuz" karikatürü.
    Aslında "türbanlı domuz" yanlış bir ifade. Yeni Şafak yazarı Ahmet Kekeç de buna dikkat çekmiş (Yeni Şafak - Ahmet Kekeç - Türbanlı domuz... - 24.5.2006) ;

    "İlhan Selçuk'un ikizi Turhan Selçuk'un çizdiği "türbanlı domuz" karikatürünü, bir medya sitesinde görmüştüm. "Türbanlı domuz" ifadesi yanlış aslında; değerli karikatürist Turhan Selçuk, ayan beyan, başörtülü bir kadın çizmiş, yüz bölgesini de (niyeyse artık) domuza benzetmiş. Dolayısıyla, buna "türbanlı domuz" değil, "domuzlaşmış başörtülü kadın" demek daha doğru olacak."

    http://www.yenisafak.com/arsiv/2006/mayis/24/akekec.html

    YanıtlaSil
  29. https://youtu.be/RqZCvYGacMc

    Cehaletin lüzumu yok.

    YanıtlaSil
  30. Şaşırtıcı bir şekilde herkes domuz yasağına genel/evrensel bir mantıki kılıf bulmaya çalışıyor. Tenya varmış. DNA'sı falanmış. Oysa domuz yasağı genel/evrensel bir yasak değil ki? Bir milyar Çinli ve yarım milyar Avrupalı yanılıyor olamaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünyanın 3/2si ayıla bayıla yiyor. Müslümanlardan başka Hindular yemiyor, onlarınki de domuza has değil, ekseri vejetaryen olduklarından et tüketmiyorlar.

      Sil
    2. "3/2'si" değil; "3'te 2'si" veya "2/3'ü" olacak.
      Türk'ün matematikle imtihani pek iyi degil nedense!

      Sil
  31. domuz çobanları ; yağmaya , savaşa yatkın değildir, yerel kalmayı tercih ederler , deve ve at çobanları ile tranlar genişleyebilir ,

    YanıtlaSil
  32. Domuz yenmemesinin birkac nedeni var bence:
    - ozellikle sarap vb seylerle karsilastirildiginda bence "en kolay uyulabilen kural" olmasi. Domuz yememekten kolay ne var? Zaten Turkiye'de yapan yer yok.
    - sarap, ya da daha genel olarak alkol, zina, bayagi zevk veren isler. Onlarin yerine ayni zevki veren alternatif yok. Domuz yemezsen dana yersin, ayni zevki alirsin.
    - az sayida hakikaten aliskanlik oldugunu dusunuyorum. Ben 20 kusur yildir yurtdisinda yasiyorum, domuz kokusunu hemen aliyorum ve burnumu tirmaliyor - evet bildiniz, ben de alkol icen, ama domuz yemeyen Turklerdenim. Buna mukabil hayvanla bir derdim yok. Kucuk oglumu ciftlige goturdugumuzde besliyoruz falan.

    Omer Seyfettin'in bu konuda "Tuhaf bir zulum" diye hikayesi var, okumussunuzdur. O aklima geldi simdi.

    YanıtlaSil