8 Ekim 2017 Pazar

Cumhuriyet'in yayınlamadığı röp

Üç hafta önce Cumhuriyet gazetesinden bir arkadaşa verdim bu röportajı. Yayınlamayacaklarından emindim. Nitekim yayınlamadılar.
Cum - Firarınız çok konuşuldu... Firar etmeye nasıl karar verdiniz? Kaçış hikayenizi anlatır mısınız?
SN - Hapisteki ikinci yılımın sonlarına doğru, 2015’te firar ihtimali ağır basmaya başlamıştı. 21 Aralık 2015’te izinli çıktığımda İstanbul’da büyük bir doğum günü partisi verdim. Niyetim ertesi günü yürümekti. Olmadı. Kışın olmaz dedik, arkadaşlar “biraz daha dişini sık hükümet bu işi çözecek” diyerek avuttular, erteledik. Birkaç hafta sonra yukarıdan gelen bir emirle kapalı cezaevine gönderildim, 14 ay başımı zindandan dışarı çıkaramadım. Disiplin cezam bitip yeniden açığa geçince hiç tereddütsüz düğmeye bastım.
Kaçış hikâyemi anlatmayayım isterseniz. Absürt bir süreçti, ne kadar beceriksiz ve şapşal olduğum ortaya çıksın istemem.
Cum - Firari özgürlük günleriniz nasıl geçiyor? Neler yapıyorsunuz?
SN - Samos yani Sisam adasındayım. Burası şahane bir yer, sakin, huzurlu, medeni ve olağanüstü güzel. Etrafa bakıyorum, beşeri ve mimari tek bir tane çirkinlik göremiyorum. TC şartlarına alışık biri için müthiş bir lüks bu. Bir arkadaşımın ufacık köy evine yerleştim, bütün gün harıl harıl kitaplarıma çalışıyorum. Akşamları mahallenin tavernasında komşularla iki kadeh çipuro içiyorum. Dağ yürüyüşü yapıyorum, göbeğim çatlayıncaya kadar bisiklet sürüyorum. Ufak ufak projeler de şekillenmeye başladı. Baharda bir dilbilim konferansımız olacak, bir iki mimarla konuştum ufaktan restorasyon işlerine de girişeceğim yakında.
Cum - Türkiye’ye bir gün geri dönebilme umudunuz var mı?
SN - Gönül zevzektir, umar.
Cum - Türkiye’de bir kesim, ‘başımıza ne geldiyse yetmez ama evetçiler yüzünden geldi’ diyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
SN - İdrak ve ahlak yokluğu diyorum. Türkiye’nin başına gelen felaketin asıl yaratıcısı “vatan-millet-bayrak” kisvesine bürünmüş, aşırı güçlü, çağdışı bir diktatoryal yapıydı. Şimdiki rejim o yapıyı kırmaya çalıştı, başaramadı, yüzüne gözüne bulaştırdı, eskisinden beter bir kaosa yol açtı. Bu olguyu bahane edip eski düzen savunuculuğu yapmak ya da eski düzenin muhaliflerini hedef göstermek en hafif tabiriyle aymazlıktır. Bir sonraki zorbalık dalgasına kılıf hazırlıyorlar şimdiden.
Kaldı ki, “yetmez ama evet”çilerin siyasi ağırlığı neydi? Elli bin oyları var mıydı sizce 2010 referandumunda?
Cum - Türkiye’deki aklı başında olan herkesin ya kaçtığını ya da kaçmaya yol aradığını yazmıştınız, bunun sonu nereye varacak ?
SN - TC devleti Türk toplumunu yiyip bitiren bir kanserdir. Bugün gelinen noktada toplumu makul ölçüler içinde yönetebilme kabiliyetini kaybetmiş görünüyor. Yakın gelecekte toparlanabileceğini sanmıyorum. Ameliyat lazımdır. Mesele bir şahıs meselesi değil bence, çok daha derin ve büyük bir problemin o vesileyle yüze yansımasıdır. Devlet çürümüştür. Sanırım bundan yüz yıl önce olduğundan daha beter çürümüştür. Nasıl gene ayağa kaldırılabilir hiçbir fikrim yok. Kaldırılması iyi midir, ondan da emin değilim.
Cum - İnsan hakları aktivisti avukat Eren Keskin kesinleşen hapis cezalarına karşı kaçmayacağını söyledi. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
SN - Üç buçuk yıl yatsın sonra gene sorarız. (Yok, bu tabii şaka. Umarım Eren Hanım bir gün bile o çirkin çukura düşmez, insan hakları mücadelesine her zamanki gibi özgürce devam eder. )
Cum - Nasıl bir Türkiye'ye dönmek isterdiniz?
SN - Atatürkistlerle İslamistlerin müzelerde sevimli bir tuhaflık olarak teşhir edildiği bir Türkiye'ye.

13 yorum:

  1. Öncelikle sizin tabirinizle Atatürkist biri olduğumu söyleyeyim. Belki de haklısınızdır geçmişin içinde de vardı diktatoryal yapı ama Mustafa Kemal'in modernleşme sürecinin dahi çocuğu olduğu da ortada. Sizin de deha olduğunu sanmam ama sıradışı bir zekaya sahip olduğunuz muhakkak. Ama bıraktığınız iz ömrünüz ile sınırlı olacak ne yazık ki Sevan Bey. Hangi sıkletteki adama meydan okuduğunuzu görün isterim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ufak tefekti rahmetli, horoz sıklet sanırım.

      Sil
  2. Yetmez ama evetçileri eleştiri nedenim:Yağmurdan kaçarken doluya tutulmayı öngörmemek veya önemsememek,islamistlerin teokratik devlet amacını ıskalayarak Türkiye ve dünya kamoyunda meşruiyet kazanmalarında vitrin ve savunucu olmaları.Ekseri liboş olmaları dolayısıyla 'ılımlı islam'projesini ciddiye almaları.

    YanıtlaSil
  3. "sevan@nisanyan.com" adresinden size ulaşılabiliyor mu? İlginizi çekeceğini düşündüğüm bir şey var da.

    YanıtlaSil
  4. "Mesele bir şahıs meselesi değil bence, çok daha derin ve büyük bir problemin o vesileyle yüze yansımasıdır."

    RTE ve AKP'yi başımıza getiren şey cumhuriyet ve hatta meşrutiyettir. Yani Abdülhamid ve Vahdeddin'i devirenler RTE'nin yolunu açtılar. Çünkü parlamento ve seçim çoğunluk diktatörlüğünden başka bir şey değildir. (ABD ve Avrupa'daki gibi federal eyalet, başkanlık veya parlamenter monarşi sistemleriyle yönetilen ülkeler hariç belki. Ki oralarda bile Obama'lar olduğu kadar Trump'lar da var. Otonom Katalonya'ya karşı kullanılan zoru da görüyoruz.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seçimin olduğu her yerde diktatörlük, vasatlık ve zor kullanma olur. Yeni Cumhuriyet, Daha Yeni Cumhuriyet gibi zımbırtılarla uğraşmayı bırakması lazım bu milletin.

      Ne Kemal, Ne Tayyip, Ne Liberal İkinci Cumhuriyetçiler, Bize Tek Yol Saltanat.

      Sil
  5. Yayınlamamaları onların ayıbı, hiç sorumluluk hissetmemeniz sizin ayıbınız.

    "yetmez ama evet”çilerin siyasi ağırlığı neydi? Elli bin oyları var mıydı sizce 2010 referandumunda?"

    Yani ayıp şu sözü söylemeniz. Eski tabirle Mürekkep Yalamış insansınız. 50 bin oyu olup olmamasının bir önemi var mı ? Dünyada entelektüellerin zaten hali hazırda kaç oyu var, toplumda ne kadar ağırlıkları var, bu ayrı tartışma konusu ama kalemi ustalıkla oynatan bir insanın oyu olmasa dahi etki ala geniştir.

    Ahmet Altan'ın oy oranı 50 bin olamaz ama kalemini oynattığı zaman milyonlarca okuyucu onun yazdığı cümlelere dahil oluyor, etkileniyor.

    Ben şahsen etkileniyorum, sizin yorumlarınızda etkiliyor. İyi-kötü Ergenekon sürecinde siz bu olaya kişiler bazında dahil olmadınız. Olaya genel bir perspektif ile bana kalırsa yanlış bir bakış açısıyla yorumladınız.

    Ancak unutmamak gerekir ki sizin kuşağınızdan insanlar boş yere hapiste yattılar ve bir kısmı çok kötü bir şekilde öldü. Opus Dei tipi bir örgüt iktidarı ele geçirmeye çalıştı ve Taraf gazetesi şeksiz şüphesiz bu örgüte destek oldu.

    Şayet darbe başarılı olsaydı belirsiz kocaman dev anasının içerisine hapsolmuş olacaktık, ben o süreçte boğulacak gibiydim. Cemaat tüm toplumu boğuyordu, şimdi o bağ koptu. Sizin tatlı Şirince günlerinizde Cemaat sizi koruyordu, yargıda belgeleri sümen altı ediyordu böylece yargılanmadan yaşıyordunuz.

    Tabii tüm bunlar sizin için bir sıkıntı arz etmiyordu çünkü siz korumadan yararlanan, özgürce konuşabilen, rahatça ifade ettiğiniz bir dönemeçti.

    Baskının, sansürün, zulmün yanında sırf konforunuz devam etsin diye yer almanız diğerleri ile sizi aynı noktaya itiyor. İslamist ve Atatürkistlerden açık söylemek gerekirse pek bir farkınız yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Şayet darbe başarılı olsaydı belirsiz kocaman dev anasının içerisine hapsolmuş olacaktık"

      Allaha bin şükür şimdi öyle bir yere hapsolmuş değilsiniz, özgür bir ülkede ferah feza yaşıyorsunuz sanırım.

      Sil
    2. Hayır yaşamıyoruz ancak yanardağın ağzında olmayı mutlak ama zamanı belirsiz bir boğulmaya tercih ederim. Kurtulma şansım var. Herkesin artık kurtulma şansı var. Herkes en azından sesini öyle yada böyle duyurabiliyor. Eskiden böyle bir imkanımız yoktu "Cemaat" çok güzel susturuyordu, bu konuda haklarını yiyemem çok becerikliler. Anadolu'nun üzerine cehennem azabı gibi çöktüler.

      En çokta gençlerin üzerine çöktüler. Şöyle internet aleminde küçük insanların neler yaşadıklarına dair paylaştıklarını okursanız, ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız.

      Sil
    3. Fethullah şaklabanlığından çok daha ferah

      Sil
    4. Fırat Gökdemir, Sevan Nisanyan malum siyasi hiçbir tahmini tutmayan bir adam. O yüzden pek ciddiye alma bu tarafını. Ama Allah için, eğlenceli ve bilgili bir adam. Ama siyasî vizyonu yok, vermeyince mabut neylesin Sevan.

      Sil
    5. sevan dayı daha bunlara laf anlatmaya çalışıyorsun, bu ülkeye müstehak, böyle başa böyle tarak.. sağlığına sıhhatine dikkat et, keyfine bak abicim, bu ülkenin geleceği için önemlisin.

      Sil
  6. "Yıkmaya çalıştı ama başaramadı, yüzüne gözüne bulaştırdı" derken mevcut rejimin, iktidarda olan hareketin yapısını halen daha anlamaktan uzak olduğunuzu gösteriyorsunuz. İslamcılığı türkiyeyi demokratikleştirecek, batı tipi bir toplum üretebilecek bir siyasi dinamik olarak bellediniz ve feci şekilde yanıldınız. Bunu görmek (kabul etmek) ve yola devam etmek çok mu zor? Siz ve bazı liberaller gitikçe dinazor marksistlere benzemeye başladınız. Yaştan mıdır? yoksa bu da bir tür türklük etosu falan mı?

    YanıtlaSil