24 Eylül 2017 Pazar

Türk güzellemesi

“Tarihte Türk milleti diye bir şey yok” diye buyurmuş gene bir sevgili arkadaşımız. Bizim Türkiye gayrimüslimlerinin sevdiği temalardandır. Son zamanlarda Kürt kardeşlerimiz de keşfettiler, pek sevdiler. Türk dili de zaten toplama bir dildir, Nişanyan da öyle demiş.

Elcevap: İngiliz milleti, Rus milleti, Ermeni milleti, Kürt milleti ne kadar varsa Türk milleti de o kadar vardır. Bin beş yüz yıldan beri dünya ve uygarlık tarihinde önemli – bazen olumlu, daha çok olumsuz – rol oynamıştır. Türk dili en azından yedi yüz yıldan beri dünyanın – en önde olmasa da – önde gelen kültür dillerinden biridir. İnkâr edersen sadece kendini aldatırsın.

Kırk yıldır durmadan tarih okumanın bana öğrettiği ilk ders şu: Türk milleti, köken itibariyle SİYASİ bir oluşumdur. Yani önce bir devlet, bir ordu, bir organizasyon, bir ideoloji vardır; “millet” onun ihtiyaçlarına göre şekillenmiştir.

Daha okudukça fark ettim ki dünyadaki bütün milletler aşağı yukarı böyledir. Amerika kolay örnek, ama mesela Rusya da hiç farklı değil. Ermeniler de, ayıptır söylemesi, hiç farklı değil. Dünyanın en ilkel aşiretlerinin (mesela eski Germenlerin yahut prehistorik Arap aşiretlerinin) dibini kazısan onlar da değil. Çeşit çeşit insanlar tarihin bir noktasında bir ortak macera için bir araya geliyorlar; aralarında kız alıp verdikçe zamanla akraba oluyorlar; sonra bir masal uyduruyorlar “atamız filanca kişiydi, ezelden beri bir soy ve bir aileyiz” diye.

Hepsi anlatmışlar o masalı. Türklerin farkı (eğer varsa) şu. Osmanlı siyasi eliti, çok yakın döneme dek, siyasi nedenlerle, böyle bir “ortak köken” anlatısından özenle kaçındı. Sonra “Türk ırkı” teorisini Avrupalılardan duydular; günün siyasi ihtiyaçlarına uygun olduğunu fark ettiler; bir günden ötekine – de ki 1870’lerden 1900’e – yeni din bulmuş gibi şevkle benimsediler; bin yılda inşa ettikleri etnik kompozisyonu tahrip etmek için kullandılar. Özünde başka milletlerin ırk teorisinden çok farkı yoktur. Onlardan daha saçma veya daha yalan değildir. Farkı çok taze olması, dolayısıyla kulağa çiğ gelmesidir. (Bir yalanı bin yıl anlatırsan kulağın alışır; yüz yıl çok az süre.) Bir de, tarihte eşine az rastlanır bir dizi sosyal felakete yol açmış olmasıdır. “Türk ırkı” yalanını iğnelemekten belli bir zevk almamızın sebepleri bunlar. Hem çok kötülük yapmış, hem de kıçı açık – yani kofluğunu keşfetmek ve belgelemek nispeten kolay.

Milliyetçilik denen şey “her millete bir devlet” teorisidir. Tarihin bir aşamasında, spesifik olarak 1789 ve 1815’ten sonra, Avrupa’nın iç siyasi ihtiyaçlarından doğmuş bir düşüncedir. Üzerinde düşünürsen en azından “Allah” fikri kadar saçma bir fikirdir. “Demek lazımmış ki insanlar benimsemiş” deyip geçebilirsin belki. Ama bu çağ ve devirde halâ bir işe yarar mı diye sormadan edemezsin. Hayatında köyünden ve mahallesinden çıkmamış insanlar bu mevzulara Fransız kalabilir. Ama biraz dünya görmüş, mesela gidip bir sene Peru’da yaşamış, ya da Japon’la evlenmiş, Hint mutfağı üstüne risale yazmış birinin devletle millet arasında zorunlu eşdeğerlik kurması daha zormuş gibi geliyor bana. Yani, evet, çağdaş milliyetçilik, tıpkı çağdaş din gibi, bir cehalet sorunudur özünde.

*
Gelelim Türk diline. Hayır, Nişanyan Türk dili yoktur, ya da toplama dildir gibi saçma bir lakırdıyı hiçbir zaman söylemedi, aklından da geçirmedi. Aksine Türk dili güzel ve zengin ve değerli bir şey olduğu için ömrünün şunca yılını onu etüt etmeye adadı. Bir dilin, ırkçıların cahilane zannettiklerinin aksine, çok geniş bir kültürel havzadan beslendiğini göstermek o dilin değerini düşürmez. Tam tersine, artırır. Bir dil eğer kültürel harmanına Çinceyi, Arapçayı, Farsçayı, Yunancayı, Fransızcayı, İngilizceyi katıp kendi özgün bileşimini yaratabilmişse çok güçlü ve orijinal bir dil demektir. Yok birtakım dıngılların iddia ettiği gibi Ortaasyalı ilkel bir kabilenin diliyse ve bin yıldır o aslından asla taviz vermemişse, asıl o zaman pek zavallı bir şey olduğuna hükmetmek gerekir.

Bugün dünyada konuşulan 7000 (sayıyla yedi bin) dil var. Türkiye Türkçesi, bunlar arasında, gerek konuşan kişi sayısı, gerek yazılı üretim hacmi, gerek sözlüktü, ansiklopediydi, filolojik çalışmaydı, üniversite kürsüsüydü gibi kültivasyon belirtileri bakımından yirminci ila otuzuncu arasında bir yerlerdedir. Yani İngilizcenin, Çincenin, İtalyancanın yanında cılız kalır, ama mesela Estoncaya, Sinhali’ye, Xhosa’ya, Swahili’ye, Özbekçeye, İsviçre Romanşçasına, Rohingya diline, hatta bizim Batı Ermenicesine ciddi fark atar. Geçmişe baktığında da önemli bir kültür dilidir. Modern çağdan önce dünyada Yunanca, Latince, İbranice, Arapça, Farsça, Hintçe, Çince, Japonca gibi yedi sekiz egemen dilin epey ardından da olsa, en çok yazılı eser üretmiş dillerden biridir. Ne yazık ki o eserlerin büyük bölümü halen yayınlanmadan durmaktadır. Başta “ecdat” muhabbetiyle beyni efsunlanmış cühela takımı olmak üzere kimsenin umurunda değil.

38 yorum:

  1. Osmanlida Turkculugu 1870lerde ilk benimseyen Suleyman Husnu Pasa'dir. Bu fevkalade muhim zira o tarihe degin, Osmanli vatandaslari Musluman ve Gavur(Gayri-Muslim) olarak tasnif edilmis. Turklere elbette her zaman Turk deniyor fakat burada etnisiteden ziyade Muslumanlik vurgusu agir. Suleyman Husnu Pasa ise Turkculugu, Turkleri Araplardan tefrik etmek maksadiyla kullaniyor, Islam oncesi Asya Turklerini medhediyor. Dolayisiyla yazdiklarinda aslinda bir anti-Islami bir durus goze carpiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kilit isimler önce Mustafa Celaleddin Paşa (1869), ardından Ahmet Vefik, sonra Léon Cahun ile onun mütercimi Necip Asım, ardından Yusuf Akçura'dan (1904) başlayarak Rusya Türkçüleri. Büyük bir fikir devrimidir, içeriği kötü de olsa.

      Sil
    2. Tabii bu arada Türkologlar ve Orta Asya kâşifleri (Vambéry 1860-70'ler, Radloff 1890'lar).

      Sil
    3. sevan bey , konudan bağımsız bir sorum olacak . Kanonik incillerde '' incil'' kelimesi geçiyor mu ? İsa böyle bir kelimeyi kullanıyor mu orjinal metinlerde ?
      Kuran'da incil diye bir kitabın indirildiğinden bahsediliyor ancak mehmet ali kılıçbay bir programda incil kelimesinin 2. yüzyılda çıktığını söylemişti bu doğru mu ? cevap verirseniz çok mutlu olurum , iyi günler

      Sil
  2. Tek kelime ile şarap gibi bir yazı ve her yudumunda ayrı bir haz veriyor. Başarılar!

    YanıtlaSil
  3. "Milliyetçilik denen şey ... spesifik olarak 1789 ve 1815’ten sonra, Avrupa’nın iç siyasi ihtiyaçlarından doğmuş bir düşüncedir. "
    Benedict Anderson 'Imagined Communities' isimli harika eserinde milliyetçiliğin kökeninin Avrupa değil Amerika kıtası olduğunu çok ikna edici bir şekilde anlatır. Avrupa'dan gelen ikinci dalgadır, ve dünyanın kalanı elbette oradan ithal etmiştir.

    Yazının kalanına katılmamak mümkün değil, elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benedict Anderson'ı okuyalı 38 yıl olmuş! Unutmuşum o argümanı. Tartışılır şeyler bunlar.

      Sil
  4. Hocam, en yakın seçimde MHP'den adaylığınızı bekliyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahmet Altan'ı salsınlar, Ali Nesin'i de yanımıza alıp Üç Pinponlar Partisini (ÜPP) kuracağız.

      Sil
    2. Nefis olur. Sizi yürekten desteklerim..

      Sil
    3. Hatta yaşım yetince aranıza katılabilirm..

      Sil
    4. Ahmet Altan'a ağırlaştırılmış müebbet...

      Sil
    5. Bir kemalist olarak sırf Sevan Nişanyan ve Ali Nesin için oy veririm. Böyle insanlara ihtiyacımız var. Aksi halde Bokun içinde kalacağız.

      Sil
  5. Türkçe konusuna katkı:

    Tarihçi Cemal Kafadar'ın (Prof.Dr.) - Cem Dergisi için Ayhan Aydın'ın, 22 Kasım 2004, Yunanistan, Dimetoka, Kızıldeli (Seyit Ali) Sultan Dergahı'nda yaptığı söyleşiden:

    "Yunus Emre (...) sadece şiir ustası olarak değil, dil ustası olarak da muazzam bir isim, çok önemli bir isim.

    Eski Anadolu Türkçe’si dediğimiz kendine has bir Türkçe’si var. O Türkçe’nin oluşması ve kabul edilir yazı dili haline gelmesinde büyük emeği geçen bir kaç kişi var, bu da zaman alan bir süreç.

    Shakespeare’in rolü İngilizce tarihi için ne demekse, Yunus Emre’nin rolü Türkçe tarihi için odur bana göre.

    Modern Türkçe, (...) eski Anadolu Türkçe’si bizim bugünkü Türkçe’mizin atası ise onun oluşmasında Yunus Emre’nin rolü hiç tartışılmaz."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cemal K liseden sevgili arkadaşımdır. Bu görüşüne ne kadar katılayım emin olamadım, çünkü "Yunus Emre" adı verilen şahsiyet, inceledikçe elinde dağılıyor. Gerçekten var mı, kaç kişiler, ve hangi yüzyılda yaşamışlar? Bildiğini zannettiğin her şey bilgi kirlenmesi.

      Mamafih çok güzel şiirleri var, o gerçek.

      Sil
  6. Türk dili tekrar zenginleşir mi? Yani İngilizce'deki kelime sayısına erişmemizin ihtimali var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dilin kelime hazinesi yayınlanan yazı hacmiyle bire bir orantılıdır. Çok yazı çok zengin dil, az yazı az zengin dil.

      Yani yakın gelecekte İngilizceye yetişmesi zor.

      Sil
    2. Tamamen aynı şeklde düşünüyorum.. Belli ki Türkçce de bilim yapılıp bu terimlere seri bir ihtiyaç doğmamış.. Bir kez gereksinim olunca
      dile yerleşmiş Kompüter kelimesini yıllar sonra tahtından ediveren bilgisayar gibi güzel kelimeler bulunabiliyor.

      Sil
  7. gerek nitelikli bir milliyetçilik tenkidi, gerekse özgüvenli bir dil kıymetlendirmesi olarak ziyadesiyle vitaminli bir yazı.
    ışıklarda selpak satan suriyeli fukara çocuklar üzerinden "arapça" eleştirisi geliştirme gibi garabet işlere girmeden konuyu temiz anlattığı ve hasımlarını güzel zopaladığı için sevanyan hocaefendiye saygılar...

    YanıtlaSil
  8. "Farkı çok taze olması, dolayısıyla kulağa çiğ gelmesidir. (Bir yalanı bin yıl anlatırsan kulağın alışır; yüz yıl çok az süre.)"

    İslam/Kuran ile diğerlerinin (Yahudilik/Eski Ahit, Hıristiyanlık/Yeni Ahit, Zerdüştçülük, Budizm, Hinduizm vb.) farkı da bu değil mi zaten?

    Tabii aynı şekilde, İslam/Kuran'ın tarihsel/geleneksel yorumları ile "taze, dolayısıyla kulağa çiğ gelen" yorumlarının farkı da böyledir;

    "Bu denemelerde başarısızlığa yol açan şey, halkın psikolojisini yeterince tatmin etmeyen ikircikli söylemdi. Batıya düşmanız ama bir yandan da ona öykünüyoruz; Müslümanız ama Müslümanlığı yenilemek lazım; cihatçıyız ama cihadımız sadece savunmaya yönelik, Batılı dostlarımızı kırmak istemeyiz…

    Bu içten pazarlıklı ideolojiye karşı, retoriği tam gaza alan alternatifleri elbette daha cazipti. Düşman isek tam düşmanız! Nitekim halkın kolektif hafızasındaki İslam tarihinin verilene de böylesi daha uygundu. İslamı toplumsal heyecanın ekseni yaparsan, daha İslamcı olan elbette kazanır."

    YanıtlaSil
  9. Ben de yıllarca Türkçe zengin değil deyip durdum. Sonra düşündüm. İyi ama Türkçe de hiç bir zaman İngilizcedeki kadar çok kelime olmayacak. Çünkü İngilizce de örneğin iron bir kelime demir. Demirci ise Blacksmith. Türkçe bu işi kolayca hallettiği için sözlükte bu ikisi kökü ile tek kelime olarak geçebilir. Tabii ki özellikle sosyal bilimlerde pek çok terim eklemek gerekiyor. Bazı kavramları karşılamak kolay olmuyor. Öte yandan elektronik olarak işlemek için biraz zor bir dil. Örneğin tireleme yazılımı ya da kaynak dili türkçe olan bir sözlük yapmak için epey uğraşmak gerek ve kökler ve ünlü uyumları ve ulamalar yüzünden 100% başarı için yapay zeka şart. Örneğin açık kaynaklı Zemberek projesi bu anlamda çok yol katetmiş olsa ada o da %100 başarı elde etmiş değil.

    YanıtlaSil
  10. abi bazen yetişemesem, bazen anlaşamasam, bazen de kızsam da seni seviyorum ya, cidden. bi gün tanışmak kısmet olur mu?

    YanıtlaSil
  11. "Türkçe'nin matematiği" yazısını gördünüz mü ? Bir bağlantı burada : http://nlp.itu.edu.tr/turkce/turkce-nin-matematigi?set_language=tr
    Siz bu konuda ne dersiniz ? Sevgi, saygı ve sağlıcakla...
    Y. Kemal Tengirşenk

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. SADECE biraz Türkçe ve biraz İngilizce bilip dilbilimde allame olanlara hayranım, bir bakıma.

      Sil
    2. O ikisini de bilmese sanırım Türkçenin Kuantum teorisini yazardı.

      Sil
    3. bir de matematiği zayıfken allame olanlar var. asıl hayretengiz onlar bence :)

      Sil
    4. Hocam, biraz daha güzel cevap verseydiniz keşke...

      Sil
    5. Sevan Nisanyan'a söyleyecek lafım yok ama arkadaşın matematik düzeyi de hadi ona öykünelim merakengiz bir durum

      Sil
  12. Türk ve Türkceyi sadece Türkiye-Osmanli tarih ve cografisina sinirlandirmak dogru degil. Yusuf Has Hacib (Kasger, 1021-1070)'in "Kutadgu Bilig"i, Nesimi (Azerbaycan, 1369-1417, Ali Sir Nevai (Herat, 1441-1501), Fuzuli (Kerbela, 1483-1556) vs.'nin divanlari, Babur Sah'in (Hindustan, 1483-1530) autobiografisi, ... de tabii bu kültür'e aid. Türk kimligi de modern ulus olarak sayed 19cü yy'dan ama bir toplumsal konsept olarak en azindan 8inci yy-dan (Orhan Ketibelri) vardir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sözlüğüm için metin tanıklıkları seçerken bu problemle çok pratik bir düzeyde yüzleşmek zorunda kaldım.

      14. yy başındaki Türkçe "rönesansında", Bursa'dan Semerkand'a, Volga Saray'ından Kahire'ye uzanan alanda, bir ortak kültürel duyarlığın izlerini henüz sezersin. O yüzden mesela Rabguzi'yi, Kitabül İdrak'ı, Codex Cumanicus'u Türkiye Türkçesinin evrimine tanık göstermekte çok da zorlanmadım. Ama 1450'lere ya da en geç 1500'e geldiğinde artık bir ortak zemin yoktur. Mesela Manas'ı Türkiye Türkçesi için bir mihenk taşı olarak artık kullanamazsın. Ayrı bir dil, ayrı referanslar, ayrı bir evrim çizgisi.

      Babürname'yi geçen sene Menemen Cezaevinde Çağatayca aslından okudum. Çok zorlanmadım. Daha doğrusu zorlandıkça İngilizce paralel metne bakıp kopya çektim.

      Sil
  13. Bilimsel dürüstlük çabasında yazılmış bir yazı olarak DA değerlendirdim. "Çaba" dedim; zira aklınız ile hislerinizin çatışmasından hâlâ kurtulamadığınızı düşünüyorum. Belki kabul edilebilir "neden"leri vardır ama "sonuçları" ARTIK olmamalı. Türkçeyi daha zengin diye mukayese ederken seçtiğiniz dillerden çıkardım bu düşünceyi (Tabiî yazdığınız birçooook yazıdan da). Ermeniceyi seçmeniz değiştirmedi fikrimi. Zaten seçerken "Batı Ermenicesi" diye sınırlamanız ve "hatta" kelimesini anmanız, fikrimi destekledi.
    Yazıyı çok beğendim. Sizi her okuduğumda "hiç susmasa" diyorum. Burada söylediklerim, yıllar önce siz"Kelimebaz" köşesinde yazarken e-mektuplaşmalarımızda söylenmişti. Sadece kanaatim böyle. SEVGİYLE kalın.

    YanıtlaSil
  14. ulusalcılık milliyetçilik farkı (Ekşi Sözlük'ten)
    siyaset biliminin s’sinden haberi olmayan ergenlerin ahkam kestiği.
    türkiye’ye özgün olan ulusalcılık değil milliyetçiliktir. evrensel olan ulusalcılıktır. seküler olan. milliyet, aynı dine -mümkünse de aynı mezhebe inanan- çok etnili topluluk anlamı taşır. milliyetçilik de bu “tek din tek mezhep tek millet” ilkesini savunur. örenğin, ateist milliyetçi olmadığı gibi, milliyetçilik içinde ateistlere yer de yoktur.
    ulusalcılık ise sekülerdir. örneğin ateist amerikan ulusalcısı ya da ateist fransız ulusalcısı, hıristiyan ve yahudi olanıyla birliktetidir. birbirlerini dışlamazlar.
    kemalizm, ulusalcı değil milliyetçidir. altı okun birisinin adı “ulusalcılık” değil “milliyetçilik”tir. bunu bile bilmeyenler “siyaset bilimi”, “12 eylül” diye laf geveliyorlar. kemalizm hiç bir zaman ulusalcı olmadı. başından beri milliyetçiydi, bugün de milliyetçidir:
    (bkz: hıristiyan türklerin yunanistan’a sürgün edilmesi)
    (bkz: diyanet işleri başkanlığı)
    (bkz: müslüman olmayanların azınlık sayılması)
    (bkz: aleviler’in azınlık bile sayılmaması)
    öte yandan chp de ulusalcı değil milliyetçidir. chp, kemalizm ve kemalizmin altı oku doğrultusunda milliyetçidir. ulusalcılar, chp içinde bir hizip olarak kalmışlardır.
    ingilizler’in “nationalizm” dediği ulusalcılıktır, milliyetçilik değil. “milliyetçilik” için ingilizce’de bir söz yoktur. “millet” için bile yoktur. onun için “millet system” derken “millet” sözünü arapça olarak kullanırlar.
    çünkü “millet”, islam’a özgü bir kavramdır. kemalizm de islam dinini referans alan laik görünümlü dinci bir ideoloji olduğundan ulusalcılık değil milliyetçilik üzerinden -bilinçli olarak- gitmiştir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söyledikleriniz mantıklı olsa da reel hayata baltığımızda, Avrupalı milliyetçilerinin( sizin deyiminizle ulusalcıların) birçoğunun dindar olduğunu, Kemalistlerde bunu görece az olduğunu görüyoruz. Haa açıkçası ben Kemalizmi muhafazakar bir ideoloji olduğunu hatta 19. yüzyıl henüz kapitalizmle simbiyoz olmamış muhafazakarlığın bir modeli olduğunu düşünüyorum. Sevan Bey'in bu konudaki görüşünü de merak ediyorum açıkçası.

      Sil
    2. Gerçi 1980'lerden tam bir simbiyozdan bahsedilebilir mi bilmiyorum, Toryism,korporatizm, distribütizm, Gaullizm, Falanjizm ve çeşitli korumacı, milliyetçi akımlar daha etkindi gibi geliyor bana.

      Sil
    3. Bana kalırsa Kemalizm içi büyük oranda boşaltılmış bir din kalıbını kullanan bir ideoloji. Dediğiniz açıdan bakınca ben de bir çoğunu dinlediğimde Allah'a inanıyorum demekten başka dini bir emare göremiyorum. Ama hakarete geçtikleri vakit vatan haininin soluna "gavur" kelimesini veya "(herhangi bir gayrimüslim toplum) dölü" sıfatını kullanmaktan çekinmiyorlar. İçinde din öğeleri varsa popülizm için yani. Ama ideolojinin kendisi din gibi bir şey orası ayrı bir mevzu.

      Sil
  15. Kıyaslamalar berbat Sevan'cığım bu yazıyı ilk yazdığın saatlerde ilk yorumu gönderdim her nedense yayımlanmadı. 1 cümlelik yorumum madem yayınlanmadı vaktim var bu gece toptan yazayım "gene bir sevgili arkadaşımız" sıfatımı üstlenerek el cevap "Bin beş yüz yıldan beri " var olan Türkler mi Türk dili mi ? M.S 552 de görülen Köktürkleri (Gök-Kök)Türk mü yaptık? kullandıkları yazı ve dillerinden günümüze ne kaldı? Hunlardan gelen bu ırkımı yedi yüz yılık türk dilinin başlangıcı saydık ? Orhun alfabesini çözen bir Danimarkalı, Orhun yazısının okunmasına yardımlarda bulunan Alman asıllı bir Rus M.S. 8. yüzyılın başlarına dayanan bu yazıyı makalenin sonunda balyoz gibi kafama inen "hatta bizim Batı Ermenicesine ciddi fark atar"ve (Türkçe)"Geçmişe baktığında da önemli bir kültür dilidir." cümleni alıyorum ve devam ediyorum .....
    -Ermenilere ait bulunmuş ilk el yazması 5. asır'a aittir.
    -Ermenice İlk el yazması Meryem anaya hitaben yazılmış kitap 7.asırındır.
    -981 senesine ait ilk tarihsel ve felsefi koleksiyon da Ermenilere aittir.
    -Tarihi el yazmalarının merkezi Eçmiazin, Sanahin, Datev, Van, Ahtamar, Garin, Bitlis, Sis, Kaffa, Ağbat tır.
    -13. ve 14. asırda Kilikya'da Ermeni minyatürcüler arasında Bicak, Toros Roslin, Momik dünya çapında olmuşlardır. Ermeni yazısı ve dili ile asırlardır var olan bir dildir Canla başla kültürün ve dilin yok olmaması için tüm dünyada Ermeni aydınları antika olmaya asimile olmaya yüz tutmuş lisanlarını ayakta tutmak için çalışıyor Aralarında tanıdıklarım olan bu değerli insanların eserlerini yok mu sayacağım sayacağı.
    Sen bunları aslında çok çok iyi incilemiş bir insansın Etraf taraf da hayretler içinde okudu kıyaslamalarını ama işte bizim millet böyle dili var sesi yok cıt çıkmadı ama işte ben unutmam unutmamak da benim milletime üzgü 1810 senesinde Αvrupa'da ayakta kalmış yegane akademik kurum kimlerindir ? Hangi millet ile kıyasladın bizi ? Resmen kızdım diyebilirim
    Ira Tzourou

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hangi millet derken?

      Irkçılık yapmayınız!

      Katılırsınız, katılmazsınız. Okuduğum kadarıyla değersiz demiyor. Niye alınganlığınızı ırkçılık yaparak bastırıyorsunuz. Bir de mesaj veriyorsunuz, ''...unutmamak da benim milletime özgü...'' Böyle bir yazı, bir anda Ermenilerle Türklerin barışacağı umudumu yerle bir ediyor. Katkılarınızdan dolayı sağ olun, esen kalın.(!)

      Sil