9 Ocak 2017 Pazartesi

Hikmet incileri 2

Babil ırmakları
Tüm zamanların en tüyler ürpertici şiiri sanırım 137. Mezmur; “Babil ırmakları kıyısında oturup ağladık…”. Alabildiğine insanî bir acıyla başlar, trajik bir pathos’a açılır, dehşet verici bir intikam çığlığıyla biter. Beni en çok Almancası etkiliyor, belki Luther’in Bach’ın ekolarıyla dolu olduğu için. King James İngilizcesi de görkemlidir. Ermenicesini keşke hatırlayabilsem!

Cahil tanrılar
Sözde Zebur’u Davut’a “indirmiş”  birileri. Babil’in Davut’la ne alakası var? MÖ 6. yy ortaları ya da sonları olmalı, Davut’tan en az 450 yıl sonra.

TRT 3 günlükleri
Brahms, ikili konçerto, Yascha Heifetz ve Gregor Piatigorsky’den. Yıpranmış bir eser bu kadar mı canlanıp kanatlanır? Birkaç gün sonra Donizetti, Don Pasquale, F. Molinari-Pradelli yönetiminde Napoli Operası’ndan. Bir şampanya şöleni.

Dünya savaşı
Çıkmaz. ABD ile Rusya arasında, dünyanın geleceğini ilgilendiren konularda hiçbir ciddi çıkar çatışması yok. Atışmaları cilvedir. Kırım kimin umrunda? Estonya’ya niye sataşsın Putin?

Asıl mesele Çin. Ama Çin de şimdilik kavgadan uzak duruyor. Feraseti varsa, daha uzun süre uzak durmaya çalışacaktır.

Aslı
Aslı Aydıntaşbaş doğru yere parmak basmış. “(AKP) bugün devletin ‘fabrika ayarlarına’ dönüşünün temel enstrümanıdır. Siz bakmayın görünürdeki ‘islamcılık’ sosuna. Bugün karşımıza İslamcılık diye sunulan, bildiğiniz devlet tapınmacılığı. (…) İslamcılık vaadiyle ortaya çıkan AKP’nin bundan sonraki misyonu, global alanda selefi İslamcılık ve radikalizmle mücadelede koç başı olmak.”

Morg
Onca kara haber arasında son günlerin tek gülümseten olayı: Rize’deki ucube heykelin sarıp sarmalanıp morga taşınması. “Put” söylemini seviyorum. Putları indirmek lazım.






Seelenverwandtschaften
Spiegel’de 1968 hareketinin öncülerinden Martin Altmeyer’in makalesi, “ruh ikizleri” diye çevirmek mümkün belki. Bütün Batı aşırı sağ korkusu ile ayakta. Ama modern anti-liberal sağın, 1968’den sonra yolunu kaybeden sol söylem içindeki köklerini deşen adam akıllı bir yazıya ilk kez rastladım. Horkheimer’i, Che’yi, Žižek’i de fena biçmiş. Her satırının altı çizilesi.

TRT 3 Günlükleri
Perşembe sabahlarını işgal eden Vivace diye bir program vardı. İğrenç müzikal klişeler, eşliğinde manasız bir laf kalabalığı, her hecesinden riya sesinde sahte gülücükler tomurcuklanan bir “bayan” sunucu. Yeni yılda kaldırılmış. “Allah kaldırandan razı olsun” diye sevinirken ne görelim? Cumhuriyet’te Özgen Acar “eyvah Atam elden gidiyor” diye kanlı göz yaşları dökmemiş mi?
Meğer Atam varmış o programda. Beş on dakikadan fazlasına tahammül edemediğimden farkına varamamışım.


28 yorum:

  1. Sevan abi senin de Atatürk'e karşı düşüncelerin birazcık put. Müslüman toplulukların çoğunlukta olduğu ülkeler içinde modern insanların en fazla olduğu ülke Türkiye. Fakat günden güne doğunun aptal, halüsinasyonlar tarafından şekillendirilmiş beyin, düşünce yapısı Türkiye'de de artıyor. Orta-doğu'dan çıkıp, 1930'larda evrimi görmüş ve anlamış bir adamın heykeli bu aynı zamanda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1900'de de Müslüman ülkelerin en Avrupaisiydi Türkiye. 1700'de de. 1500'de de. Yanlış Cumhuriyet'i oku, sonra konuşalım.

      Sil
    2. Kitabının yarısını okudum. Konumu itibariyle öyle olması doğaldır. Doğu Avrupa ve Orta Doğu karması bir ülke hala. Fakat Araplar RTL yazı formatı yüzünden 40 takla atıyorlar kod yazarken (bilirsin) Latinceye geçtiği için iyi yapmış. Latincenin Orta-Doğu, Avrupa terazisinde Avrupaya ağırlık kattığına inanıyorum. Bunu da karakteri yüzünden yaptığını düşünmüyor, bilinçli bir proje olduğunu sanıyorum. Ayrıca Yunan milliyetçiliğini görünce, Anadoluluların o dönem diğerleri tarafından nasıl aşağılandıklarını tahmin edebiliyorum. Atatürk’ün manası bence en çok burada. Osmanlı olarak gururluydun, o gittikten sonra Anadolu’da ne kaldı elinde? Karışık kuruyemiş gibi. Azcık laz, azcık rum, azcık Ermeni, Çerkez koy, 50 gram da Türk. O da kafa taslarını ölçmüş, ölçmüş, görmüştür zaten durumu. Aynaya bakınca gözüküyor zaten.
      Ayrıca Türk olarak düşündüğünde "önce siz Yunansınız deyip, Anadoluya çöküp, sonra biz Heleniz siz doğu kırmasınız diye aşağılayacak" insanların olduğu dünyada yaşıyoruz. Var abi bunlar hala. Çoklar da.
      Osmanlı’da Türk etrak-ı biidrak. Yanında Anadolunun yerlisi Ermeni, diğer yanında Aristoyu çıkarmış Yunanlı. Napılabilirdi? Etrak-I biidrak gitmesi lazım bir kere ki; Türk milleti zekidir diye bağırılabilsin.
      Benim ananem sonradan (çocukluğunda) Türkçe öğrenmiş. O nedenle sanıyorum ki; Müslümandan Türk olma işine Atatürk zamanında ağırlık verilmiş.
      Sonra dünya biraz daha bireyselleşsin, uluslar önemini yitirsin Atatürk'e de ihtiyaç kalmayacaktır zaten. Fakat o zamana kadar Atatürk’ün, Mussolini yönleri bilinçli şekilde görmezden gelinecektir. Atatürk’ü savunan bazıları da, Kemalizm yüzünden kör olduğundan değil, bu nedenle savunuyorlardır sanıyorum.
      Kitabının tamamını okurum kısa zamanda. Belki kafası karışık, cahil bir adam olabilirim. Fakat aklımdan geçen bunlar.

      Sil
    3. Ananemin Türkçeyi sonra öğrenmesinden başka ; Bizim köyün ismini cumhuriyetten sonra değiştirmişler sanırım. Midilli adası karşısında bir köy.
      Bizim oralarda yörükler var ve yerlilerin aralarında "yörük müsün, dağdan mı geldin" diye söylenen kişiyi aşağılama amaçlı söz var. O bölgeye yörükler gelince, "lan yörük!" sözü bizim konuşma diline geçti belki. Belki eski çağlarda Yunanların doğuluları aşağılama olayının değişe gelmiş şeklidir. Aristo falan da aşağılıyor ya doğuluları. Aristo da bizim oralarda gezmiş baya.
      Fakat Karşı kıyıdan Müslüman Yunanları, Anadoluya kovan Yunanlılar, sittin sene bizi kendilerinden kabul etmezlerdi. Buna eminim.
      Onun için Atatürk'ün bu konuda bize tarih ve etnisite verme çalışmaları yaparak iyi yaptığını düşünüyorum. “Bizim açımızdan böyle.”
      Keşke Anadolu koysamış ülkenin ismini diyenler var. Turgut Özal demiş sanırım. Turkish (türkü andıran) değil de, Anatolian (Anadolulu) olurduk desen bu sefer Ermeniler de Anadolulu ve Ermeni etnisitesi öne çıkcaktı biz yine boşta kalacaktık. Sıkıntı çıkardı. (Yine çıkıyor gerçi)
      Sevan Abi sen dışarıda olsan, bir gün geliriz dersine konuşuruz. İnşallah çıkarsın yakında.

      Sil
    4. Türkiye'nin cumhuriyet öncesi de müslüman ülkelerin en Avrupaisi olmasında, gayri müslimlerin katkısı ne düzeydeydi? İstanbul ya da İzmir gibi Osmanlı metropollerinden ahalinin yarısını oluşturan rumları, ermenileri, yahudileri çıkardığınızda geriye avrupailik namına nasıl bir manzara kalırdı, emin değilim.

      Sil
    5. @bartleby

      O kadar spekülatif bir mevzuya giriyorsun ki şu an, bunun cevabı da haliyle epey spekülatif olacaktır. Böylesine kültürlerin iç içe geçtiği coğrafyalarda birçok şeyin hangi kültüre dayandığını anlamak güç ya da imkansızdır. Kayseri'nin pastırma yapan kimi Türkofon kimi Grekofon olan Rumlarıyla Ege adalarının yine kimi Grekofon kimi Türkofon olan denizci Müslümanlarının yaşadığı koca bir imparatorluk coğrafyasından bahsediyoruz. Denizcilik demişken, Anadolu'ya gelen Oğuz/Türkmenler o zamana kadar hiç deniz kenarında yaşamadıkları için denizciliklerinin olmadığını tahmin etmek güç değil elbette, ama çoğu kültür unsurunda bu kadar kolay tahminlerde bulunmak pek mümkün olmuyor, misal pastırmanın Bizans'ta da olduğunu çeşitli deliller göstererek iddia eden Yunanlar tanıyorum.

      Sil
  2. Putu devirenin başka putu yoksa değerlidir. Bi put devirip öteki put için hergün bilmem nekedar ritüel yapıyosa bi anlamı yok. Önemli olan büyük putları devirmek. Öyle küçükleri yerelleri kafana takma hocam.

    YanıtlaSil
  3. italya da Giuseppe Garibaldi nin heykelleri vardır. her sokağa ismini vermişler. dünya'nın her yerinde buna benzer şeyler vardır. atatürk hakkındaki görüşleriniz tamamen düşmanca ve ahmakça. olaylara tarafsız bakamıyorsunuz. belki de bir ermeni olarak atatürk ismi size irrite ediyor. o yüzden put olarak görüyorsunuz. neyse size iyi yatışlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevan Bey yanlis cumhuriyet kitabinda bu konudan bahsetmisti. Burada size cevap yazacagini sanmiyorum. Dilerseniz kitabinda bu konu ile ilgili goruslerini bulabilirsiniz. Ama ozetle Mustafa Kemal heykellerini rahatsiz edici bulmasinin sebebi, Ataturk yasarken bizzat kendi istegiyle dikilmeye baslanmasi. Bu acidan yakin tarihte esi benzeri olmadigini soyluyor Sevan Bey. Baskici ulus devlet prensiplerinin dayatilmasi icin bir enstrüman olarak kullanilmasina girmeyelim, cikamayiz. En iyisi kitaba bakin. Rahatsiz da olsaniz okuyun derim.

      Sil
    2. Hah, gardiyan da geldi...

      Sil
    3. sevan beyin dediğiniz kitabını okudum. katıldığım kısımlar olmakla beraber bazı şeyleri de abarttığını düşünüyorum. atatürk gibi ömrü putları yıkmakla geçmiş bir adamın benim heykellerimi dikin, her yere benim ismimi verin diyeceğini zannetmiyorum. onu olsa olsa celal bayar demiştir zira kendisi atatürk hayranıydı. anıtkabir de onun girişimiyle inşa edildi.

      Sil
    4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    5. Celal Bayar'i devlet buyuklerinin heykellerini ulkenin en ucra koselerine diken kati devletciligin bir temsilcisi olarak gormeniz sasirtici. Kendisi donemine ve ulke sartlarina gore liberal sayilabilecek bir kisiydi. Ismet Inonu ile ters dusmesinin temelinde de bu gorus ayriligi yatiyor olmali. Kendisi Ataturk hayrani olabilir, ancak bir cok konuda gorus ayriligina da sahip olsa gerek, nitekim demokrat partinin 4 kurucusundan biri kendisi.

      Sil
    6. celal bayar'ın şu konuşması her şeyi özetliyor: https://www.youtube.com/watch?v=5RNOP4IyPaw

      Sil
    7. Celal Bayar'ın Atatürk'ün Anıtkabir'e nakli için yaptığı konuşmasını kıstas almak ne kadar doğru?

      Sil
  4. 7. yüzyıl putu yerine 20. yüzyıl putunu tercih ederim ben.

    YanıtlaSil
  5. Sevan hocam Ergenekon ve Balyoz dava sürecindeki görüşlerinizi ve düşüncelerinizi hatırlıyorum. 15 Temmuz sonrasındaki gelişmeler ve bu konular hakkındaki düşünceleriniz nelerdir bilmek isteriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam "şu an bununla alakalı konuşmaya kendimi hazır/yeterli/donanımlı/istekli hissetmiyorum" tamam, ama "sırası değil" tanıdığım kadarıyla Sevan Nişanyan'ın hiçbir zaman vereceği bir cevap olamaz olarak değerlendiriyorum.

      Sil
  6. Mezmurlar'ın çok güzel bir Türkçe çevirisi olduğunu da anımsıyorum. Sait Maden tarafından Fransızca'sından yapılmış ve Şarkılar Şarkısı adıyla Yazko Çeviri'nin 13. sayısında (s:22) yayınlanmıştı.

    Bu metin elinize geçebiliyor mu bilmiyorum. Ama isterseniz bu çeviriyi tarayıp gönderebilirim.

    Artık sizi bir an önce dışarda görmek dileğiyle,

    Ömer Tuncer

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şarkılar Şarkısı veya Kutsal Kitap çevirisiyle Ezgiler Ezgisi (Eski çeviride Neşideler Neşidesi), Mezmurlar'dan değildir. Kutsal Kitap'ın başka şiirsel bölümüdür.

      Sil
    2. Bu doğru. Özür... Bir an yanıldım...

      Sil
  7. Sevgili Sevan,

    Bu "Babil Irmaklari"nin en harika yorumu bence 60larda yapilan reggae yorumudur. Jamaica'li rastalar ayni surgunun bir ucu olduklarini iddia ediyorlar, ozellikle anlamli onlar icin. daha once dinlememissen linki:

    https://www.youtube.com/watch?v=o-5E6_qtXAw

    Selamlar,

    Alber (Madrid'den)

    YanıtlaSil
  8. Ermenicesi icin :
    http://armenianbiblechurch.org/armenian_bible/old_testament/psalms.pdf

    YanıtlaSil
  9. Tayyip'in tek adam sevdası mide bulandırıyor;
    Ama
    Atatürk ve Abdullah'a tapanların "tek adam" eleştirileri daha çok mide bulandırıyor!...

    YanıtlaSil
  10. www.karar.com/yazarlar/galip-dalay/beka-siyaseti-beka-sorunu-dogurur-3086

    YanıtlaSil