2 Haziran 2013 Pazar

Her başbakan istifayı tadacaktır.

Bu hükümetin memlekete büyük hizmetleri dokundu dedim. Açımlayayım.

BİR: Memleketi yeniçeri işgalinden kurtardı. Dünya durdukça hayırla yadedilecek bir iştir. Ülkeye yapılabilecek en büyük hizmetti. Allah kendilerinden razı olsun.

İKİ: Milli geliri üçe katladı. Evet konjonktür iyiydi, temelleri de Kemal Derviş attı, kabul. Ama bu hükümet de cesur ve büyük adımlar attı, bürokrat korkaklığına teslim olmadı. En önemlisi: yatırımdan korkmadı. Viyk viyk öten entel takımına çok kulak asmaması da iyidir bence. Yumurta kırmadan omlet yapılmaz.

ÜÇ: Kürt meselesini hale yola koydu – gibi. Gerçi çok gecikti, yol boyu saçma sapan işler yaptı. Halâ da mevzuyu nasıl bağladıkları tam belli değil. Ama eskilerin yapamayacağı işti, bunlar yaptı görünüyor.

DÖRT: Müsaadenizle bu da bence önemli. İlk kez bir TC hükümeti bu ülkenin gayrımüslimlerine düşman esiri muamelesi yapmadı. “Biz” demeye gönülleri razı olmadı gerçi, olmaz da, ama en azından “biz dostuz yabancı” moduna geldiler. Bu da az şey değil, şükranı hak eder.

*
İki tane de ölümcül zaaf var anılması gereken.

İlki yapısal. AKP kadrolarının malul olduğu İslamcı dünya görüşü, yapısı gereği anti-demokratik ve bölücü bir ideolojidir. Çoğulculuğu içine sindirmesi güçtür; tarihin anılarını üstünden atması daha da güçtür. Çare yok, buna alışacağız. Çünkü ufukta alternatif yok. Kâh dostluk ve irşad ile, kâh diş gösterip hırlayarak, zararı asgaride tutmaya çalışmaktan başka yol görünmüyor şimdilik.

İkinci zaaf konjonktürel. Başbakanın son kullanım tarihi geçmiştir. Son iki üç yıldır sergilediği tavırlar, gerçekle bağını koparmış bir iktidar hastası tablosunu çizmektedir. Herkes için tehlikelidir. Düzelme ihtimali yoktur. Sanırım bir çare bulma zamanı gelmiştir.

“Gücünün doruğunda” demeyin bana sakın. Liderin kendinden en emin, kibrinin en şahlanmış göründüğü an, bazen en zayıf olduğu andır. Çavuşesku’nun son balkon konuşmasını anımsayın. Honecker’in Berlin Duvarında göstericilere ateş açma emrini verdiği günü düşünün. Macbeth’in ve III Richard’ın sonlarını okuyun. Aleme meydan okurken, ayakları altından toprağın kaydığını fark edemeyecek kadar körleşmişlerdi.

Dikkatle izleyin: ne kadar yalnızlaştığını görürsün. Cumhurbaşkanı ile köprüler atıldı. Zaman gazetesi muhalefete geçti. Siyasi rüzgârın her devir şaşmaz göstergesi, Nazlı Ilıcak, yön değiştirdi. Bülent Arınç kâh öyle kâh böyle konuşup araya gittikçe netleşen bir mesafe koydu. Öteki bakanlar, siyasi konularda mutlak sessizliğe gömüldü. Polisle başbakanlık arasında adı konmamış bir savaş var. Bisküvi devleri başbakanla selamı sabahı kesti. Partinin İzmir’deki tek umudu, Ertuğrul Günay, kazan kaldırdı. Taraf gazetesi kaybedildi. Cem Yılmaz’ından Baskın Oran’ına, Cemil İpekçi’sine dek dün her türlü hakareti göze alıp başbakanın yanında duran kanaat önderleri, üçer beşer, “buraya kadar” noktasına geldiler.

Sahibinin sesi kontenjanından Bekir Bozdağ hariç, yanında bir Allahın kulu kalmadıysa bu maçı nereye kadar götürebilirsin?

 *
Yalnızlaşmanın sonucu ne olur? Arz edeyim.

Suriye politikan fiyaskoya dönüşür. Reyhanlı’da dünyayı kandırmaya yeltenip başaramazsın. Düne kadar besleyip palazlandırdığın grupları “terörist” ilan etmek zorunda kalırsın. Suriye’deki adamlarına Cenevre bileti dahi aldıramazsın.

Zihnin bulanır, alkol yasası gibi bir saçmalığa imza atarsın. Toplumun bir yarısına hiçbir tatmin ve menfaat sağlamadan, öbür yarısını kudurtmayı başarırsın. Tek hamlede, Türkiye’nin yabancı sermaye nezdindeki güvenilirliğini sıfırlarsın. 

Aklın şaşar, yaptığın köprüye milletin bir yarısının Drakula saydığı birinin adını verirsin. Dostun düşmanın apışıp kalır; sen halâ marifetmiş gibi babalanmaya devam edersin. 

Taksim hadisesinde, basiretsizliğin dibini boylarsın. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın zarifane söylediği gibi, kırk yıl gelse bir araya gelemeyecek kaç tür siyasi akım varsa, LGBT’sinden BDP’sine, İslamcısından postalcısına kadar, birbiriyle buluşturursun.

Sevan Nişanyan’ı din şeysinden mahkûm ettirmenin akıl kârı olmadığını idrak edemezsin.

*

Yazık. Hiçbir zaman sevemediysek de, bir zamanlar takdir ettiğimiz bir politikacıydı halbuki.

63 yorum:

  1. Zevkle okudum, ifade edemediğim şeylerin herpsini buldum, yaşa Sevan Nişanyan!

    Sevgiler,
    Yiğit Karabağ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevan bey Birşey dikkatimi çekti Konun dışında...: bakıyorumda (Her nefis Ölümü Tadacaktır) Ayetinden esinlenecek olmalısınız ki Başlığınıza uyarlamışsınız.. Alemlerin rahmet peygamberi uzun yıllar önce nerden bildi acaba Her nefsin ölümü tadacağını yoksa akıllı bilim ölüme çare bulacaktıda bu sözün hatrına mı müdahale etmek istemedi.? yoksa Yaratıcının kadri mutlak özelliği mi? tecelli etmekte..?

      Sil
    2. sen mal mısın?

      Sil
  2. Sevan başkan biraz fazla mı gaza geldik?

    YanıtlaSil
  3. Yalzlasma kismi abartili olsada dogru bir yazi

    YanıtlaSil
  4. Tüm tesbitler mükemmel.Eee ne yaparsın,bu köyde doğru söyleyenleri kovuyorlar.Burası 9.cu köy.

    YanıtlaSil
  5. akp den nefret eden biri olarak, tayyipin yıkılacağını sanmıyorum. 3-5 güne olaylar durulur.

    YanıtlaSil
  6. abi yine imece tv de bahsettiğin gibi hislerimize tercüman olmuşsun. biz de aynen böyle düşünüyoruz epey süredir. emin ol aklı başında islamcı kesimde de yetti gari düşüncesi gittikçe yayılıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İslamcıdan ne kastediyorsun bilmiyorum ama müslümanım Tayyip Erdoğana da oy verdim. İyi ki de vermişim hiç pişman değilim. Ancak hayal kurarsınız sen de Sevan Bey de.

      Sil
    2. Dogrudur biz hayal kuruyoruz. Bizim hayalimiz sudur Adsiz bey kardesim, izah edeyim musaadenle. Biz muslumanin ateiste, kemalistin nurcuya, askerin sivile, polisin vatandasa zulmetmedigi bir ulkede yasamak istiyoruz. Basvekilimizin padisah gibi kendisinin karsisinda duranlari kucumsemedigi, fikrine katilmasa da talebini yapmayacak olsa da ciddiyetle dinleyip "tesekkurler ama hayir" diyebildigi bir ulkede yasamak istiyoruz. Aksam kactan sonra icki satin aldigimiza, nerde ictigimize, metroda esimizin elini tutup dudagindan opup opmedigimize karisilmayan bir devlet istiyoruz. Adsiz beyle bendeniz Burkay garibinin, dinleri ilahlari ayri da olsa komsu olarak yasayabilecegi, birbirinin bayramini tebrik edebilecegi bir memleket hayal ediyoruz. Bilmem anlabildim mi Adsiz bey kardesim. Haydi sevgiler, hurmetler. Bu karisik gunlerde sana da sevdiklerine de selamet dilerim.

      Sil
    3. islamcılar dan kasıt şu kardeşim, akılsız koyunlar ve, kurnaz tilkiler...
      sen hangisi olarak tayyip erdogana oy attıgını yaz bence.
      ha müslümanlardan bahsedersen ben bir müslümanım ve iki cihan bir araya gelse tayyip ve ona benzer, kuranıkerimin lanetlediklerine oy atmam.
      kendimide anadolu kartalı olarak ifade edebilirim, koyunda olsanız tilkide, sizi yükseklerden izliyoruz ve mutlaka türk milletinin önünde hesaba çekileceksiniz.

      Sil
    4. en basarili masal kitabina inanmak..o kitap yüzünden binlerce yildir tartismak ve hatta savaslar yapmak...neyse olmayan bir sey icin tartismak vakit kaybi olucak.ama en azindan olaylari sagci-solcu sürecine varmadan cözülmesi icin basbakanin geri adim atmasi sarttir.kivirmaya gerek yok,basbaya sarttir.protestocular bu topraklarin gercek sahipleridir.basa gelende halkin isteklerini ve gecmisteki olaylari göz önünde bulundurarak bir karar,yasa cikartmalidir .biri bir toplumun kafasini yanlizce inandigi seyden ötürü kesiyorsa o kisinin ismini bir yapiya vermek bazi kesimleri tabiki hice saymaktir.ayni sey sunni kesime yapilmis olsaydi düsünün bakalim sizce ayni basbakan ayni ismi verirmiydi? bu sorunun cevabi, ayni zamanda bir basbakanin gercektende tarafsiz olup olmadigi sorusuna bir cevap olucaktir.ve cesitli sebeplerle büyüyen bu gezi parki eylemlerini yapanlari anlamaya yardim edicektir.halk olarak sag-sol diye ayrilmadan taraflarin birbirini anlamaya calismasi gerekir.cünkü aslinda hak veya hakli diye bir kavram yoktur.neden öyle yada böyle düsündügünün sebebi vardir.

      Sil
  7. Bana hala yıkılmaz bir heyula gibi görünüyor Erdoğan, sonsuza kadar başbakanımız olarak kalacakmış gibi.

    YanıtlaSil
  8. aklima cezaniz geldiginde hukumetin batmasini bekleyecegiz gibi bir sey soylediginizi hatirliyorum sanki. Dualariniz kabul mu oldu enerjiniz mi evrene ulasti bilmiyorum ama cok mubareksiniz.

    YanıtlaSil
  9. Valla ne yalan söylim ben de bekliyordum sizin analizinizi. Hatta ormanda çölde falansınız da o yüzden haberiniz yok diye düşünüyordum. Çok güzel bir analiz olmuş. Allah klavyenize zeval vermesin.

    Açıkçası ben son bir kaç haftadır laik duyarlılıkları olan insanların bu köşeye sıkışmışlık hislerinin bir patlamaya sebep olacağını tahmin ediyor ve dile getiriyordum. Fakat bir gurup insanın "bu halk koyun bir şey yapamaz" diğer gurubun ise "bu zihniyet anca sallar bunlardan bir cacık olmaz" tepkisiyle karşılaşıyordum.

    Evim parka çok yakın o nedenle olayı başından beri gözlemleme şansım oldu. Siz yazıda hareketin gelişimine ve dinamiklerine pek girmemişsiniz. Açıkçası sosyal medyadan ya da diğer kaynaklardan takip edebildiyseniz bu konudaki fikirlerinizi de çok merak ediyorum. Ben kendi gözlemlerimi paylaşmak isterim. Öncelikle işin özeti bölgede ki çevreciler ve duyarlı insanlar uzun zamandır dile getiriyordu kışla konusunu ama kimse pek kulak kabartmıyordu. Hatta Gezi Parkı Platformunun yaptığı festivale de yeterli bir katılım olmamıştı. Neyse, bence işin fitilini çevreciler yaktı ardından sosyalistler, anarşistler ve açıktan olmasa da Kürtler dinamiği harekete geçirdi son olarak da Ulusalcılar (ya da yeminli AKP düşmanları) gelip üstüne oturmaya çalıştı. Ama bence bu son kısım henüz kesin bir sonuca bağlanabilmiş değil. Gerçi dün meydan açıldıktan sonra ve özellikle bugün kitlenin azımsanmayacak bir miktarını kalpaklı Atatürk resmi iliştirilmiş Türk bayrağı taşıyan ve alnında "Ne mutlu Türk'üm diyene" bandıyla gezen bir güruh oluşturuyordu. Alandaki BDP tepkisi de alttan alta dile getiriliyordu. Nitekim bu tepki küçük çapta bir sloganlı sataşmaya ve pet şişe fırlatmaya bile vardı ama büyümeden sakinleştirildi. Sonuç olarak bu sürecin akıllarda yer edecek baskın söylemin ne olacağı hala meçhul.

    Gezi Parkı Platformunun parkı koruma çabasına başından beri destek veren biri olarak. Olayın son geldiği noktada içeriğiyle ilgili bir takım endişelerim olsa da, Türklerin özellikle de bayrak taşımayı bu kadar çok seven Türklerin devletlerine (aslında hükumetlerine ama şu noktada çok fark etmez) karşı böyle bir isyana girişmelerinin ve bunu sokaklara dökülerek polisle çatışarak ve bununla gurur duyarak ifade etmelerinin toplumun algı dünyasında bir kırılmaya sebep olacağını ve hayırlı olacağını düşünüyorum. Ayrıca büyük bir kitlenin "teröristleşmenin" o kadar da zor ve akıl dışı olmadığını görmesinin de ilginç olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte, şu aşamada çok olabilir görünmese de bu hareketin Susurluk-28 Şubat vari bir süreci tetikleyebileceği ihtimalini de hesaba katıyor ve kaygılanıyorum. Özellikle Kürt Meselesi konusunda elde edilmiş bir kaç kazanım daha da önemlisi zar zor yakalanmış bu ılıman iklimi tehdit edebileceği konusunda endişelerim var.

    Neyse sanırım bekleyip görmek lazım. Ama benim için kitle psikolojisini yerinde gözlemlemek hatta kısmen içinde olmayı deneyimlemek için ilginç bir 5 gün oldu.


    Söylemesem çatlayacağım bir konu daha var. Bu eylemlere katılan arkadaşların bir çoğu gerek yayın organlarında gerek kişisel sohbetlerinde Arap baharının Amerikan oyunu olduğunu kestirip atacak kadar rahat bir biçimde savunuyorlardı. Üstüne iki kelam edip toplumlar baskıya gelmez enin de sonun da patlar dediğimizde de bize cahil cühela muamelesi yapıyorlardı. Ben anlamadım şimdi bu büyük küresel oyunların dekoderi arkadaşlar Amerikan oyununa mı geldi?

    Tekrar teşekkürler çok güzel toparlamışsınız konuyu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gündemin içinden tadında bir yorum olmuş, farklı bir perspektif ve başka bir açıdan bakmamı sağladı

      Sil
  10. Sayın Nişanyan, umarım dediğiniz gibidir.Ama nasıl olur da yapılan olumlu işler arasında azınlıklara olumlu yaklaşımı sayarsınız? İki kilise restorasyonuna, dini liderlerle iki göstermelik poza mı kanıyorsunuz? Ermeni Rum bu topraklarda asla iltifat olmadı ama şu anda küfürden de beter bir hale geldi bu iktidar yüzünden. Yahudi düşmanlığı aldı başını gitti.

    Zaman gazetesi sanki ucundan eleştirir gibi olmuştu ama kesin birşey söylemek için henüz çok erken, şu an gazeteyi tıklarsanız görürsünüz.

    YanıtlaSil
  11. Yazı çok iyi de başlığa inanmak için çok iyi bir hayal gücü lazım.

    YanıtlaSil
  12. çok net ifade ve analiz. teşekkürler Sevan.

    Ben Tayyip'ten o kadar umutsuz değilim.
    Vaziyeti toparlar diye düşünüyorum.

    Görelim..

    YanıtlaSil
  13. dün gece yazdığım eleştiri yazısını yayınlamamanız gerçekten inanılmaz. şu madde madde yazdıklarınızı tek tek eleştiren ve hakaretin h'sini içermeyen yazı. gözümde değeriniz şu an sıfır!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanlışlıkla sildim yahu. Ne kolay harcadınız! Gene gönderin yayınlayayım.

      Sil
  14. Sevan ne oldu sana oldukça iyimser bir yazı yazmışsın. Erdoğan'ın yalnızlaştığı doğru ama benim fikrimce biraz da yalnızlaşmak istiyor. Hani yüceler yücesi konumda olmak ister gibi bir havası var.

    YanıtlaSil
  15. Avucunuzu yalarsiniz,liyakatla gelen liyakatla, uckagitcilikla gelen uckagitcilikla, kotu fikirle gelen kotu fikirle gider. Basbakanim bu isin ustesinden de gelir siz hic merak etmeyin, utanacaksiniz bu yazdiklarinizdan....

    YanıtlaSil
  16. Tayyipperestler'e katılıyorum. Yok öyle yağma, istifa mistifa, Erdoğan'ı sandığa gömeceğiz, öyle gidecek.

    YanıtlaSil
  17. Biraz fazla ucuk gibi ama enteresan bir analiz hocam:

    http://mervesebnem.com/

    YanıtlaSil
  18. Sevan hocam tayyipi sevmem fakat şu ana kadarki gördüğüm tc deki en ılımlı hükümet ve başbakan.yazının başındaki olumlu yönlere katılıyorum,fakat bu gezi parkı eylemlerininin altında sadece bir park ve içki yasağının olduğunu düşünmüyorum hükümetin kürt açılımı ve diğer hükümetlere göre yalanda olsa ırkçılık yapmamasına bağlıyorum.bu son eylemlerde kemalizm yeniden hortlatılmaya çalışılıyor.ellerinde dacik bayrakları ile dolaşan göçmen gençlerinin başka ne derdi olabilir.içki bahane yeniden kemalistçilik dacikçilik ve ırkçılık şahane, sloganları ise yine aynı "ya sev ya terk et" kürt türk kardeştir diğerleri kalleştir.kısacası ortada farklı bir amaç için eylem gözükmüyor veya hak arayışı,daciklerin 68 kuşağıda aynı 90 kuşağıda aynı 2000 yılı kuşağıda aynı aslını şey ettiğim aslına çeker derler.onun için bunlar dacikler için iyi biz dacik olmayanlar için ise tehlikeli hareketler çokta umrumda değiller.Rize Hemşin Ermenisi.

    YanıtlaSil
  19. Elinize sağlık, çok güzel yazmışsınız...

    YanıtlaSil
  20. Gezi Parkı'na sırf ağaçları için sahip çıkıldığını hiç sanmıyorum. Türkiye'de bu kadar çok hoyratça yok edilen tabii orman varken cumhuriyet devrinde dikilmiş bir grup park ağacının muhafazası için bu kadar gürültü koparılması inandırıcı değil. Taksim'de ağaçlı alan kalmasının müdafaası da inandırıcı bir bahane değil, zira Taksim Yayalaştırma Projesi bittiği zaman Taksim'de şimdikinden daha çok ağaçlı alan olacak. Yani Gezi Parkı'nın bu kadar hararetle müdafaa edilmesi için tek bir dişe dokunur sebep göremiyorum. Geriye bir tek ideolojik/siyasi sebepler kalıyor ki onların da Gezi Parkı'yla alakası yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanların temel hak ve özgürlüklerinin giderek kısıtlanmalarına karşı bir direniş göstermeleri bir sebep olamaz mı? Neden tepki Gezi Parkı boyutlarını aştığında illa geriye ideolojik/siyasi bir hareket iddiası kalıyor?
      Gezi Parkı bir sembol olmuştur. Ve bu direnişin içinde eyleme katılan insan rengi kadar neden de bulunmaktadır. Bu direnişi anlamak için Gezi Parkın'a gidip halkla konuşmanız yeterlidir.

      Saygılarımla. Ozan

      Sil
    2. Sanırım aşağıdaki Gezi Parkı yazımı okumadın. Okusaydın bana bunları söylemezdin. Ne demişim orada:

      "Ben isyanın (kötü manada kullanmıyorum, ki zaten isyan etmeyi asla kötü bir şey olarak görmedim) ve protestoların temelinde hak ve hürriyetlere hükumet tarafından yapılan kısmaların olduğunu düşünüyorum, hatta görüyorum. Asilerle ve protestocularla yapılan anket ve mülakatları okursanız bunu çok net görürsünüz. Mesela içkiye getirilen yasaklar Gezi Parkı'nın yok edilmesinden kat be kat mühim. Gezi Parkı hadisesi sadece nicedir biriken öfkenin patlamasına yol açtı, tek başına asla böyle bir öfke patlamasına yol açamazdı."

      Yukarıdaki yazımda ideolojik kelimesini geniş manada kullandım, ideolojiden illa siyasi fikirler anlaşılmasın. Protestocular ve asilerin büyük kısmının ideolojisiz insanlar olduğunu düşünmüyorsun umarım. Hak aramak da belli bir ideolojik birikim gerektirir.

      Sil
    3. Ideolojik/siyasi dediğiniz icin aynı anlam olarak ifade edişinizden dolayı yanlış anlama doğmuş olabilir. Yine de ben bu hareketin başında sosyolojik ve psikolojik nedenlerin var olduğuna inanıyorum. Çesitli ideolijelerle benzeştirilmesi, bu yaşanan kültür devrimini basitleştirmek olur. Cumhuriyetin Anadolusunun sadece idareye isyan amaçlı değil, kendi kültürel evrimlerinin bir parçası olarak bireysel adalet için bu harekette bulunduklarını düşünüyorum. Bu tamamen soysyolojik bir devrimdir. Yönetim değişmese de bu hareketin etkileri hissedilir olarak hayatlarımızda artık var olacaktır.

      Saygılarımla. Ozan

      Sil
  21. bakıyorum da bu yazı "yetmez ama evet"çilerin af mektubu olmuş.
    bu ülkeye en büyük zarar verenler yetmez ama evetçilerdir. bir özür dilemek yerine yok ekonomi iyiydi, yok yeniçeriyi bitirdi falan gibi bahanelere sığınmak pişkinliktir. aklı başında insanların yıllardır bağırışlarına "endişeli modern ehehe" diye gülerken iyiydi de, şimdi mi kötü oldu bu tayyip?

    YanıtlaSil
  22. Sevan Bey, sizden rica etsem Ermenilerin Türkler için kullandığı Tacik/Dacik (değişik şekillerde de söyleniyor olabilir, ama hepsinin kaynağı Tacik kelimesi en nihayetinde) ve Kürtlerin Türkler için kullandığı Rom/Rum (bildiğimiz Rum kelimesinin Kürtçedeki versiyonları) tabirlerinin hikayelerini ayrı bir blog kaydı içinde anlatabilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tacik kelimesi ilk olarak Perslerce Araplar için kullanılmıştır. Kelime Orta Farsça taz- "koşmak 2) akın etmek" kökünden türetilmiştir. Tazik "koşan 2) akıncı", kelimenin bugünkü şekli tazi > tazı "hızlı giden". Soğdcada taçik şeklinde kullanılırdı. Ermeniceye Soğdcadan alınmış olmalı, esasında Ermenicede Tacik/Dacik "Müslüman" demektir, Türk anlamı daha sonra yaygınlaşmış.

      Kürtlerin Türkler için "Tirk"den önce Rum demeleri de Rum'da (Roma Topraklarında, Anadolu'da) yaşamalarından dolayıdır. Sadece Kürtler değil, Türkler de Rum > Rumî sözcüklerini kullanıyorlardı. Fırat'ın batısı Rum'dur (Anadolu).

      Şöyle bir kurgu yapalım; Yeni kurulan Cumhuriyete "Rum Cumhuriyeti" ya da "Rumî Cumhuriyeti" denebilirdi. Bu durumda bugün kendine Türk diyen kişiler Rum/Rumî diyeceklerdi. Dilimize de Rumî ya da Rumca diyecektik (Kimi dil bilimciler Anadolu Türkçesi yerine "Rum Türkçesi" de derler). Bu topraklara Batılılar Turchia derlerken buralılar Diyar-ı Rum diyorlardı.

      Türk diye andığımız kişiler zaten köken olarak Müslüman (Dacik) olmuş Rumlar ve Ermenilerdir. Örneğin Boşnak, Sırp ve Hırvat diye üç ayrı halk yoktur, bu insanların tümü aynı soydan gelen tek bir halktırlar. Dilleri de ayın dildir aslında. Fakat Boşnaklar Müslüman, Sırplar Ortodoks, Hırvatlar Katolik oldukları için zaman içinde üçe ayrılmışlar. Din kaynaklı olan bu ayrılışa "dil birliği" de engel olamamış, hatta bu ayrılmadan ötürü dillerinin de aslında ayrı diller olduklarını iddia ederler.

      Bir kurgu daha yapalım; Müslüman olan Ermeniler ve Rumlar dillerini bırakmasalardı. Tıpkı Kürtler ve Lazlar gibi, Boşnaklar gibi Müslüman olmakla birlikte Ermeniliklerini/Ermeniceyi, Rumluklarını/Yunancayı korusalardı ne olurdu? Birincisi Rum ve Ermeni kırımları "olmazdı". Tıpkı Kürt meselesinde olduğu gibi, ulus fikrinin yavaş yavaş ortaya çıktığı daha sonraki devirlerde Kürt sorununa benzer bir Ermeni ve Rum sorunumuz olurdu. Aslında sorun Türk-Ermeni sorunu değildir, Müslüman-Hristiyan sorunudur. Yani Ermeni Meselesi değil "Hristiyan/Gavur Meselesi"dir asıl konu.

      Müslümanlaşan Rumlar/Ermeniler dil ve kimliklerini korusalardı da inanın pek bir şey değişmezdi. Sırp-Boşnak örneği ne ise Gregoryen Ermeni-Müslüman Ermeni, Ortodoks Rum-Müslüman Rum arasındaki ayrılık/düşmanlık da o olurdu. Yani Türkçeyi ve Türklüğü benimsemenin bu ayrılışa kattığı artı bir derinlik yoktur kanımca. Din denen şey zaten yeterince bölücü ve düşmanlaştırıcıdır.

      Sil
    2. Uzun ve detaylı cevabın için teşekkürler. Benim esas merak ettiğim mevzu Tacik/Dacik kelimesinin Ermeniceye Soğdca gibi bir Doğu İran dilinden direk mi yoksa son bin yıl içinde Anadolu Türkçesi vasıtasıyla mı girdiği (Farsça vasıtasıyla da girmiş olabilir ama o daha düşük ihtimal). Bir de Ermenicede Tacik/Dacik kelimesinin eskiden tüm Müslümanlar için kullanılıp kullanılmadığını merak ediyorum. Doğu İran dilinden Ermeniceye direk girmişse bunun nasıl olduğunu da merak ediyorum (Ermeni ve Soğd tüccarlar İpek yolunda ortak iş yapıyorlardı, acaba o yolla mı?).

      Sil
    3. Dacia ;yani Romanya.Ve Deutschland;yani Almanya...Hatta Dutch ,yani Hollanda.Kelimeleri Tacik kelimesi ile ilintili olabilir.Dutch kelimesi de Hollanda lisanında ''Zevce''anlamına geliyormuş.Bu açıdan bakınca ,sadece Türklerin değil,zikredilen bu ulusların da anayurdu ,Orta Asya olabilir.
      Bu vesile ile ;mevzu ile alakasız bir soru:
      Çerkes kelimesi'nin kökeni,Akbaba kuşundan geliyor olabilir mi?.
      Çerket ;Azeri lisanında Akbabagiller familyasından bir kuşmuş.Kaynak :Bir Azeri TV kanalında ,Çerketleri tanıtan bir belgesel program.

      Sil
    4. Tacik = Dacia = Teutisch? Tam deli saçması! Azeri TV kanalından bu kadar.

      Tac Mahal'i unutmuşsun.

      Sil
  23. eylemin göbeğinde olmayınca pek bilinemiyor. bu eylemler şahsen, bana şunu dedirtti:"biz kürt sorununu yıllardır bu medyadan dinlemişsek vay halimize"

    meydanlardaki insanların ortak bir talebi olduğu belli. bu talep, en başta recep tayyip erdoğan'ın her meseleyi kişisel bir mesele olarak alıp "son sözü" söylüyor oluşu. insanlarda "one minute" deme ihtiyacı vardı.

    ben size yeminle söylüyorum, ulusalcılar "mustafa kemalin askerleriyiz" diye slogan atınca marjinal sol sadece susuyor, ama tutup "ne diyon ulan siktir git alandan" gibi bir tavır içine girmiyordu. buna mukabil marjinal sol da hiç klasik sol söylem kullanmadı, ama gitti direniş kelimesini hayatta ağzına almayacak bir kitleye yedirdi.

    en başta bu patlama dediğim gibi soz sözü söyleme kabadayılığına karşı duyulan bir ifade özgürlüğü patlamasıdır. yıllarca "yaw camiye ne gerek var, git evinde namazını kıl" ya da "başörtünü evinde tak" şeklinde özetlenebilecek bir rejimin "alkolü git evinde iç" biçimine evrilmesine duyulan korku idi.

    biraz geri adım atsa, biraz "ben öyle demedim" felan diye gevelese, olay buraya gelmeyecekti ama fatih altaylının programında, bir yumuşama yerine yangına körükle giderek olayları provoke etti. sonunda hayatında hiç bir gösteriye katılmamış olan, siyasi görüşler içinde oradan buraya savrulmuş ama yafta vurmak gerekirse liberal demokrat denebilecek (atatürk'e küfretmeden eleştirileri rahatlıkla dinleyebilecek) birini, beni meydana döktü.

    niye döktü, çünkü o gün kızımın geleceğinden kaygı duydum. ben iran'ı da gördüm, suudi arabistan'ı da, dubai'yi de, pakistan'ı da. ramazan'da sokak sigara içmenin devlet tarafından yasaklanmış olduğu bu yerlerde gizli gizli sigara içmek zorunda kaldım. buralara da hep o tayyip efendinin övündüğü ekonomimiz şahlanıyor uçuyor kaçıyor dediği, ihracatçı ve üretici olarak gittim.

    açıkça benim paramla bana dayılanmasına gönlüm razı gelmedi, vicdanımı yaralaı.

    son tahlilde tayyibin gideceğini felan sanmıyorum, hatta sandıkta %50'sini gene alabilir. ama bir daha hiç bir hükümet, kafasına eseni ben böyle yaptım oldu diyeceğini sanmıyorum.

    bir diğer konu da içinde bulunduğum bu laik kitlenin hiç biri orduyu göreve çağırmayı aklından geçirmedi. hoş muhakkak geçirenler olmuştur ama meydanda onlar kesinlikle yoktu. pasifist, marjinal, aşırı sol, taraftan, ne idüğü belirsiz bir kitlenin durduk yere ayaklanmasına yol açan şey, açıkça söylüyorum, sadece ve sadece başbakan'ın tutum ve davranışıdır. köy kahvesi işletir gibi ülke yönetmek belki kendi %50'sini mutlu ediyor olabilir ama unuttuğu bir şey var ki kalan %50'nin sırtındaki yük, elinde %50'den daha büyüktür.

    bu arada bu allahsız basını da bunun rehinliğinden biz kurtardık ya ona yanıyorum :)

    ilk gün kimse haber yapmayınca, apartmanda bir anda duvar gazetesi oluştu. ben internet'ten indirdiklerimi basıp astım. bir reklamcı arkadaşın başbakana yakarışını asmıştım, bir de cnntürk'ün penguen belgeselini. başkaları da bir çok şey astı hatta ilk 17 yalan haberini de asanlar vardı. apartman asansörünün duvar gazetesine dönüşmesini görmek, içimdeki sivil topluma doğru mu gidiyoruz umutlarını yeşertti.

    bütün puanları tayyibin toplaması, bütün kaleleri tayyibin fethetmesi, bütün sokakları, seçimleri, bilmemneleri alması, onunla da geçip, artık karşısındakilere hakarete başlamasına "one minute" dedim.

    mutluyum, gururluyum, ancak kendisi gittiği yerden halen "ne mesajıymış o ben mesaj felan almadım" diyerek gıcık vermeye devam ediyor....

    YanıtlaSil
  24. Bu arada, şunu ilave edeyim. Ben isyanın (kötü manada kullanmıyorum, ki zaten isyan etmeyi asla kötü bir şey olarak görmedim) ve protestoların temelinde hak ve hürriyetlere hükumet tarafından yapılan kısmaların olduğunu düşünüyorum, hatta görüyorum. Asilerle ve protestocularla yapılan anket ve mülakatları okursanız bunu çok net görürsünüz. Mesela içkiye getirilen yasaklar Gezi Parkı'nın yok edilmesinden kat be kat mühim. Gezi Parkı hadisesi sadece nicedir biriken öfkenin patlamasına yol açtı, tek başına asla böyle bir öfke patlamasına yol açamazdı.

    YanıtlaSil
  25. Ulusalcı, Kemalist, CHP'ci takımı isyanı sahiplenmeye çalışıyor, ama isyan onların dışındaki dinamiklerle başlayıp büyüdü ve onları fazlasıyla aşıyor. İnşaallah böyle olmaya devam eder.

    YanıtlaSil
  26. Ben, genel olarak insan ruhunun 10 yıldan fazla muktedir olmayı kaldıramadığını düşünüyorum. padişahlara bakın. İlk 10 yıldan sonra hayırlı iş yapan pek azdır. Tayyibin de 10 yıldan sonra sapıtacağını tahmin ediyordum ama o daha 8.yılında patinaj yapmaya başlamıştı bile... Bu yazdıklarınız yıllardan beri aklımdan geçen şeyler. Altına aynen imza atarım. Hatta müsaadenizle, facebook profilimde de paylaşacağım yazınızı.

    YanıtlaSil
  27. bu kadar tantanadan sonra "çapul" kelimesinin etimolojisini yazarsın ivedilikle herhalde. :)

    YanıtlaSil
  28. Peki, kabul. Diyelim ki, BIR-IKI-UC bütünü ile dogru. Ama ya DÖRT? Gercekten öyle ise ya biz iskaladik, ya da Hrant Dink, Tilman Gäske veya Rahip Santora öldürülmüs numarasi yapiyorlar? Ogün Samast hic olmadi mesela, Yasin Hayal ise tam bir hayal.. Simdi diyecek ki bütün bunlarda hükümetin sucu ne? Mister, buralarda hükümetin herseyden haberi vardır. Hele ki bu modern zaman padisahının... Haa, bazen kilini kipirdatmaz o baska... O istemeyecek ve Furkan sizi tehdit edecek cesareti bulacak? Kendinden baskasına tahammül edemeyen gayri-müslimlere mi edecek? Geciniz... Biraz kaba kacacak ama yine de yazayım, Yoksa "Yalaka koyun, kasabin bicagini mi yaliyor?"

    YanıtlaSil
  29. Seviyorum seni Sevan abi. Filistin'den İsrail'e dönüşen bir hükümetin karşısında ''intifa eden aydınlar'' görmektir ülkenin ihtiyacı.

    YanıtlaSil
  30. Sandığa gömecekmiş. Nasıl gömeceksin bir anlat istersen. Bu ülkenin nüfusu 70 milyonun üzerinde.Bunun çoğunu da Ak Partinin oy tabanı oluşturuyor. Menderes, Özal , Erbakan, Erdoğan bu böyle gidecek. Biraz meydanlar toplanıldı, sosyal medyada yankı buldu diye kendini çoğunluk sananlar var.Türkiye %90 üzerinde müslüman nüfusa sahip olan ve bunların çoğu da islamiyeti hayatının merkezine koyan bireylerden oluşmaktadır. Hayal görmeyin.Beklentiniz büyüdükçe sandıkta ki hayal kırıklığınız da büyük oluyor.Son 10 yıldır olduğu gibi.

    YanıtlaSil
  31. Yorumların çoğunu okudum ve anladım ki Türkiyenin gerçeklerinden uzak kendini solcu ve elit gören ne kadar insan varsa klavye bilgeliği ile döşenmiş de döşenmiş. İşte ancak buralarda yazı yazarsınız siz. Sandıkta görüşürüz. 1000 kişi nin eylemini mi halk eylemi sanıyorsunuz siz be hey gafiller.

    YanıtlaSil
  32. Mahmut Macit, Diyanet İşleri beni AKP yi protestoya provoke ediyor, AKP yi protesto eden tanıdıklarım beni AKP tarafdarı olmaya provoke ediyor, iki dere arasında kaldım.

    YanıtlaSil
  33. "MİLLİ GELİR" gerçekten üçe katlansaydı sanırım başbakanın istifayı tatma olasılığından bahsetmiyor olurduk. çünkü bu artış, muhteşem olabilirdi. milli gelirdeki yıllara bağlı değişimler yıllık sabit fiyatlara göre referans alınarak karşılaştırılabilir. sabit fiyatlarla reel artış %60 civarındadır.50-60 yıldan beri yıllık ort. büyüme yaklaşık %5'tir. yani son on yılda, 50 yıllık ortalamanın belki %1 üzerine çıkılmıştır.
    http://ugurgurses.wordpress.com/2013/06/18/milli-gelirdeki-artis-orani-ne/

    dış işleri bakanlığı da 2012'de "ekonominin son 10 yılda ortalama %6" büyüdüğünü (belli ki iç siyasette dillendirilecek "üçe katladık" palavrasına yurtdışında itibar edilmeyeceğini öngörerek) belirtmiştir.bu da toplamda %60'a denk gelir.
    http://www.mfa.gov.tr/turk-ekonomisindeki-son-gelismeler.tr.mfa

    siyasilerin ekonomiyi üçe katlamalarına Sinatra'yla cevap veriyorum:
    "you are so good to be true..." :)
    http://www.youtube.com/watch?v=mj70mXG3E1M&feature=endscreen&NR=1


    YanıtlaSil
  34. seçimlerde görüşürüz.

    YanıtlaSil
  35. Sevan abi,

    Düşünüyorum düşünüyorum, Tayyip Erdoğan'ın "istifa edebileceği" hususunda nasıl bu kadar naif olabildiğini anlayamıyorum. Olayın, benim göremediğim hangi noktalarını görüyorsun da uzun bir mahrumiyet döneminin ardından elde ettiği güç ile böylesine sarhoş olabilmiş bir siyasetçinin istifa edebileceğini düşünüyorsun, hakikaten çözemiyorum.

    Bu yazıyı yazdığın zaman olaylar içinde bulunduğumuz zamandan daha ateşliydi, onun mu heyecanı bu?

    YanıtlaSil
  36. Aklımda nedense, her dikdatör istifayı tadacaktır olarak kalmış başlık, tesadüf blog'u gezerken başlığın aslını gördüm. Belki burada akıl yürütme yaparız, deriz ki Dikdatörlerin hiç birisi normal yollardan gitmemiştir, tabi Türkiye ile alakası yok o ayrı. Sezar vb.'lerini düşünerek varılmış bir sonuçtur.
    Gezi olaylarına gelirsek eğer, hiç bir aşamasında hükümeti istifaya zorlayacak bir durum olmadı, barışçıl gösterilerin biraz orantısız güçle bastırılması, avrupa ve ABD'de son bir kaç yıl içerisinde gördüğümüz olağan şeylerdi.

    YanıtlaSil
  37. Sevan bey'in söz konusu yazısını kaleme alırken nasıl bir halet-i ruhiye içerisinde olduğunu merak ediyorum arkadaşlar. Medih ve hicvin bir arada bulunduğu enfes ve biraz kendi içinde çelişkili bir yazı. Umarım iyi niyetle kaleme alınmıştır. Böyle değilse, şu soruyu sormak lazım. Acaba içindeki yangını mı söndürmeye çalışmış kendince?!

    YanıtlaSil
  38. Sayın Nişanyan,
    Sizin gibi eleştirel akla sahip birinin çakma bilimadamlarının uydurması olan milli gelir safsatasını gelişme kıstası olarak alması şaşırttı beni. Yoksulluk arttı mı onu söyleyin, insani gelişim endeksinde yerimiz ne oldu onu söyleyin. Zenginler daha çok zengin oldu demek olan milli gelir artışı iddiasını söylemeyin.
    Sizin hiç olmazsa sosyal demokrat ve adeletçi olmanızı tahmin ederdim. Ancak libarellerin uyduruk safsatalarını tekrarlamanız üzücü.

    YanıtlaSil
  39. 2007 seçimlerinden önce, bulunduğum her ortamda ve bulduğum her fırsatta,
    "Bu seçimde Adalet Kalkınma'ya oy vermeyen eşşektir"
    şeklinde fikir beyan ettim. Bi' Beyaz Türk'ün bu söylemden sonra ne gibi hücumlara uğradığı ve çevresinde insan kalıp kalmadığı bahs-i diğer...

    Ancak; o seçimin, seçim falan olmadığını, referandum olduğunu, referandumda sorulan sorunun da
    "Askeri darbe yapıldı. onaylıyor musunuz?"
    olduğunu ve Adalet Kalkınma dışında her hangi birine verilecek oyun darbeyi onaylamak anlamına gelşeceğini ileri sürdüm. Mahallenin delisi olarak, mahalle baskısı yüzünden Adalet Kalkınmaya oy veremeyecek bayağı sayıda insana cesaret verdiğimi de biliyorum.

    2011 seçimlerine geline; gene Adalet Kalkınmaya oy verdim ama kerhen.. Sırf Ergenekon ve benzeri dosyalar sonuçlanabilsin diye... Ancak RT Erdoğanın, ayarlarının bozulmaya başladığı ve gün geçtikçe zıvanadan çıkacağına dair bir öngörüye sahiptim. ( Yanılmadım, herhalde )

    Bu seçimlerde ise,
    "Adalet kalkınmaya oy veren eşşektir" şeklinde bağırmayı düşünüyorum. Babamla papaz oldum bile..
    (Son yolsuzluk olaylarından sonra beti benzi atmıştı adamcağızın.. Oğluna karşı haksız çıktığına mı yansın ki onun için ölümle eşdeğerdir neredeyse, yoksa güvendiği dağlara kar yağdığına mı..)

    Neyse, lafı uzatmadan, bu yazınızdan print alıp çeşitli yerlerde göstermiştim, ben de aynı düşünüyorum diye..

    Yazınızın başlığındaki isabet için sizi kutlarım. İstifa ufukta göründü...

    YanıtlaSil
  40. Sevan bey, eski bir Taraf yazarı olarak aşağıdaki yazıyla ilgili görüşlerinizi bilmek isterdim. Gerçi sizin anti-emperyalizm karşıtı görüşlerinizi bildiğim için ne diyeceğinizi az çok tahmin edebiliyorum ama olsun.

    http://www.devrimcidemokrat.com/halim-kar/696-halim-kar-abd-akp-kap-smas-askeri-darbe-kap-da.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O gerizekâlı "emperyalistler" söylemini paranteze alırsan, ilginç ve büyük ölçüde inandırıcı bir yazı.

      Sil
  41. sevan çok şey biliyorsun ama çok da kolay yanılıyorsun.
    bu başbakan istifa etmez/edemez.
    gerekirse içsavaş çıkartır ama istifa etmez.

    YanıtlaSil
  42. istifa etmedi ama her gün istifra ettiriyor.

    YanıtlaSil
  43. HAHAHAHA EFSANE YA

    YanıtlaSil
  44. Abi bu yazını lütfen tekrar eşit yapıp yayınla. Ya sen Tayyip konusunda yanıldın ya da işler hep moka sarıyor. Açıkçası gül ve Arınç in fetocu olduğu bu yazıda ortaya çıkıyor. Ama korkarım kendisi 2023 de sarayda sen ve muhalifler içeride olacak. Senin dava kesinlikle din yüzünden buralara geldi. Yoksa kaçak inşaat dan 3 sene yatan duymadım. Ben devlet olsam 2 milyon para cezası keserim sana ama eminim o daha çok canını acıtır hapis cezasından.

    YanıtlaSil