26 Mayıs 2013 Pazar

Beni Kureyza Katliamı


Beni Kureyza olayında ana kaynağımız Taberi’nin Tarih’i. İngilizce çevirisinin sekizinci cildinde ondört sayfa tutuyor. (The History of al-Tabari, SUNY Press 1997, VIII.27-41)

Önce Taberi’ye dair iki çift söz. Bir kere: Muhammed hakkında bildiğin veya bildiğini sandığın hemen her şeyin ilk kaynağı Taberi’dir. Yani Resmi Tarih’in ta kendisidir. “Doğru dediği ne malum” diye sorduğun anda, Muhammed ne malum, vahiy ne malum, Kuran ne malum, Mekke ve Medine ne malum, Bedir ve Uhud ne malum, Kâbe ne malum, Hadice ne malum, Aişe ne malum, Ebubekir ne malum… diye sormuş olursun. Bana göre hava hoş, yeter ki ne sorduğunu bil.

İkincisi: Taberi iyi tarihçidir. Üç beş sayfa okusan yeter, ciddi bir akademik akılla karşı karşıya olduğunu anlarsın. Masal anlatmaz, anlatanları aktarır. Kaynaklarını sorgular. Farklı versiyonlar arasındaki çelişkilerin ve nüansların altını çizer. İyi bir detektifin delil duygusuna, iyi bir filozofun hakikat sevgisine sahiptir. “Peygamberimize bühtan etmiş” dersen, kusura bakma, bir şey bilmediğini belli edersin.

Peygamberi problemli bir ışıkta gösteren bu hikâyeyi (ve buna benzer diğerlerini) neden aktarmış? Neden sessiz geçmemiş? Bence önemli bir soru. Hatta, “Resmi Tarih’in amacı neydi?” konusuna buradan da giriş yapabiliriz.

*
Beni Kureyza hikâyesini üç ana kaynaktan aktarmış. İlki H 140 yılı civarında vefat eden Medine’li araştırmacı İbn İshak. İbn İshak’ın orijinali elimizde yok. Onun beş veya altı farklı kaynağa istinaden anlattıklarını Taberi aktarmış. İkincisi Peygamberin eşi Aişe’nin Medine’li Alkame b. Vakkas’a anlattığı hatıraları. Bunlar hikâyenin anekdot tarafını dolduruyor. Üçüncüsü H 207’de vefat eden Kitab-ül Mağazî muharriri el-Vâkıdî. Taberi genel olarak Vakıdî’ye pek güvenmiyor, sözlerini ihtiyat payıyla aktarıyor.

Taberi metninin esas zevkli yanı, farklı anlatımlar arasındaki vurgu ve detay farkları. Mesela İbn İshak’ın İbn Şihabe’den aktardığı versiyonda Cebrail ile Dihye b. Halife iki ayrı anekdot gibi aktarılırken, Aişe’nin anlatımında ipek örtülü eğerde oturan Dihye’ye halkın “Cebrail” lakabını taktıklarını öğrenip şaşakalıyorsun.
Metnin tamamını aktarmak bu yüzden – meraklısı için – daha ilgi çekici olacaktı. Üşendim. Özetlemekle yetineceğim.

*
Hikâyenin geçmişi
Uhud Savaşında sayıca üstün olan Mekkelilerin Müslümanları yeneceğine kesin nazarıyla bakılır. Bu yüzden Medine Yahudilerinden Beni Nadir aşireti, Müslümanların yenilgisi halinde başına geleceklerden korkarak, tarafsız kalır. Müslüman zaferinden sonra toplanan Mecliste Beni Nadir yargılanır. Muhammed’in idam kararı vermesi beklenirken Beni Nadir’in koruyucusu (velisi) olan Beni Hazrec aşireti ileri gelenlerinin önerisiyle Beni Nadir tehcir edilir. Malları müsadere edilir.

Beni Nadir liderlerinden Hüyeyy b. Ahtab ve Kinane b. el-Rabi Mekkelilerle temas kurarak onları Medine’ye saldırmaya teşvik ederler. Ayrıca doğudaki Ğatafan aşiretini de Mekkelilerle beraber savaşmaya ikna ederler. Medine’deki diğer büyük Yahudi aşireti olan Beni Kureyza lideri Kâ’b b. Esed Muhammed’le ittifakını bozmama taraftarıdır. Kapısına gelen Hüyeyy’i hakaretle kovar. Ancak Hüyeyy ısrar eder, Kureyşlilerin Muhammed’i yeneceklerinin kesin olduğunu, bu durumdan Beni Kureyza’nın zarar göreceğini savunur. K’ab lanet okuyarak Hüyeyy’e kapısını açar. Uzun süre direndikten sonra Muhammed’le [iddiaya göre yazılı belgeye dayanan] ittifakını bozar.

Mekkeliler ile Ğatafanlılar Medine’yi kuşatır. Muhammed, İranlı kölesi Selman’ın tavsiyesiyle kentin etrafına bir hendek kazdırır. 27 gün süren kuşatmada Müslümanlardan altı ve karşı taraftan üç kişi ölür.

Kuşatma esnasında Muhammed adamlar göndererek müttefikler arasına nifak tohumları eker. Kureyza aşireti, Mekkelilerin kuşatmayı sonuçlandırmadan çekileceğinden korkmaktadır; Müslümanlarla başbaşa kaldıklarında başlarına geleceği bildiklerinden, adım atmak istemezler. Ebu Sufyan komutasındaki Mekkeliler, Yahudilerin savaşacağına güvenmezler, Kureyza ileri gelenlerinden bazı kişileri rehin almadıkça kesin saldırıya girişmek istemezler. Ğatafanlılar Yahudilerin Muhammed’le anlaşacağından ve Mekkelilerin çekilip kendilerini Muhammed’e karşı yalnız bırakacağından kuşkulanırlar. İttifak dağılır. 

Cebrail savaş kışkırtıyor
Kuşatmanın kalktığı gün Cebrail altın sırmalı bir sarık giymiş ve ipek örtülü bir katıra binmiş olarak zuhur eder. “Silahları bıraktın mı ya Rasulallah?” diye sorar. Muhammed evet der. Cebrail, “Melekler henüz silahlarını bırakmadı. Allah sana Beni Kureyza’ya saldırmanı emrediyor. Ben de orada olacağım,” diye cevap verir. Muhammed tellal çıkararak, Beni Kureyza arazisinde toplanmadan kimsenin namaz kılmamasını emreder. Kendisi de Kureyza surlarının yanına gelerek “Ey maymun soylular! Allah sizi lanetledi ve intikamımı üzerinize saldı,” diye seslenir. Yahudiler cevaben ona hakaret ederler.

Aişe’nin anlatımına göre Cebrail “Melekler silahlarını bırakmadı, git ve onlarla savaş” der. Muhammed zırhını kuşanır. Yolda rastladığı kişilere “buradan kim geçti” diye sorar. Onlar da “Dihye b. Halife geçti” derler. Dihye’ye büyük sakalı ve ipekli eğeri nedeniyle “Cebrail” adı verildiğini Aişe belirtir.

Maymun korkusu
25 gün veya bir ay süren kuşatmadan sonra Kureyza aşireti teslim olmaya karar verir. Müzakere için Muhammed onlara Beni Aws aşiretinden Ebu Lübâbe b. Abdülmunzir’i gönderir. Aws aşireti Beni Kureyza’nın koruyucusu (velisi) ve Ebu Lübabe onların dostudur. Erkekler onu karşılarken Yahudilerin kadın ve çocukları çığlıklar atarak etrafını sararlar ve merhamet göstermesi için yalvarırlar. “Muhammed’in hakemliğini kabul edelim mi?” diye sorarlar. Ebu Lübabe “evet” der, fakat bunu söylerken eliyle boğaz kesme işareti yapar. Yapar yapmaz pişman olur. Allah’a ve resulüne ihanet ettiği kaygısına kapılarak koşa koşa gider, camide kendini bir sütuna bağlatır. Allah kendisini affetmedikçe oradan ayrılmayacağını bildirir. Muhammed bunu duyunca güler. “Bana gelseydi affederdim, ama şimdi ancak Allah affedebilir,” der. Birkaç gün sonra Allah’tan gelen bir vahiyle Ebu Lübabe’yi affeder. [Bahis konusu ayetin hangisi olduğuna dair tefsirciler arasında ittifak yoktur.]

Kureyza lideri Kâ’b, aşiretine hitaben konuşur. Başlarına gelen beladan Hüyeyy’i sorumlu tutar. Üç seçenek sunar. Ya topluca Müslümanlığı kabul edeceklerdir. Bu reddedilir. Ya [Masada'daki Yahudiler gibi] kadınlarını ve çocuklarını öldürüp, ölünceye kadar savaşacaklardır. Bu da reddedilir. Ya da Yahudiler için savaşmanın dinen haram sayıldığı Şabat günü sürpriz bir saldırı düzenleyeceklerdir. Tevrat’a göre Şabat günü savaşmak Yahudilerin domuza veya maymuna dönüşmesine yol açacağı için, bu seçenek de reddedilir. Teslim olmaya karar verirler.  

Bağımsız yargı
Beni Kureyza Aws aşiretinin mevalisi olduğundan, hukuken Muhammed’in yargıç olması mümkün değildir. Bu nedenle Aws aşiretinden Sa’d b. Muaz görevlendirilir. Sa’d Hendek savaşında yaralanmış ve yarası şişmeye başlamıştır (birkaç gün sonra ölecektir). Hükmü açıklar: Kureyza erkekleri öldürülecek, kadın ve çocuklar köle edilecek, malları müsadere edilecektir. Muhammed “Allah’ın ve resulunün yargısıyla yargıladın” diyerek onu onaylar.

[Yargı görevinin ölmekte olan birine aktarılması muhtemelen kan davası güdülmesini önlemeye yönelik bir tedbirdir.]

Nusra Cephesi tesadüf mü?
Resulallah karardan sonra Medine’nin çarşı alanına giderek hendekler kazdırır. Beni Kureyza erkekleri gruplar halinde buraya getirilerek hendeklerin başında kafaları kesilir. Toplam katledilen sayısı bazı kaynaklara göre 600 ila 700, bazılarına göre 800 ila 900 kişidir. İdamların çoğunu Ali b. Ebu Talib (sonradan dördüncü halife) ve Zübeyr infaz ederler.

Komplonun lideri Hüyeyy getirilir. Pembe kumaştan değerli giysisini (ganimet edilmesin diye) delik deşik etmiştir. Muhammed’e hitaben “Sana düşmanlık ettiğim için kendimi ayıplamıyorum, çünkü Allah’ın terkettiği kişi lanetlenmiştir,” der. [Bu sözün anlamı açık değildir. Lanetlenen kişinin Hüyeyy mi Muhammed mi olduğu anlaşılmaz.] Sonra halkına dönerek “Allah’ın emrinde haksızlık yoktur. Zira İsrailoğulları için büyük bir katliam olacağı Kitabımızda yazılıdır,” der. İdam edilir. [Hüyeyy’in son sözleri daha sonraki İslami literatürde süslenip püslenerek, Yahudilerin idam kararının kendi Kitaplarına uygun olarak verildiği tezine dönüşecektir.]

Aişe’nin ifadesine göre idam edilenler arasında tek bir kadın vardır. “Rasulallah erkekleri meydanda öldürürken kadın benim yanımdaydı, sohbet ediyor ve durmadan gülüyordu. Derken bir ses adını çağırdı. ‘Ne var?’ dedim. ‘Öldürecekler’ dedi. ‘Neden’ diye sordum. ‘Yaptığım bir şeyden ötürü’ diye cevap verdi. Götürüp kafasını kestiler. Neşesini ve gülüşünü hayatta unutamam. Öldürüleceğini biliyordu.”

Vakıdî’nin anlatımına göre kadının öldürülmesinin nedeni, kuşatma sırasında sur üstünden bir değirmen taşı atarak Hallâd b. Süveyd’in ölümüne sebep olması idi.

Ebubekir halt etmiş
Öldürülecekler arasında geçmişte Müslümanlara iyiliği dokunmuş olan yaşlı Ebu Abdurrahman el-Zebîr vardır. Müslümanlardan Sabit b. Kays Rasulallah’tan rica ederek yaşlı adamın canını bağışlatır. Ebu Abdurrahman “karım ve çocuklarım olmadan hayatın ne anlamı var?” diye sorar. Onlar da bağışlanır. “Malım ve servetim olmadan nasıl yaşayabilirim?” der. Malına dokunulmayacağına söz verirler. “Aslanlar aslanı, güzel adam Kâ’b b. Esed ne olacak?” diye sorar. Öldürüldüğünü söylerler. Aşiretinin akıbetini sorar, hepsinin idam edildiğini anlatırlar. “O zaman bana bir iyilik yapıp beni de öldürün” der. “Akrabalarım olmadan yaşamanın faydası yok, öbür dünyada onlara kavuşmak için sabırsızlanıyorum.”

Ebubekir bu sözleri duyduğunda “akrabalarıyla Cehennemde buluşacak, orada sonsuz azap görecek” diye konuşur.

Emval-i metrukenin paylaşımı
İdamlar sona erdikten sonra Rasulallah Beni Kureyza’nın mallarını, kadınlarını ve çocuklarını müminler arasında pay eder. Beşte bir [kamu payı] çıkarıldıktan sonra geri kalandan süvarilere üçer pay, piyadelere birer pay verilir. Bu savaş esnasında Müslümanların otuzaltı atlısı vardır. Onların hakkı, bir pay ata, iki pay sürücüsüne olmak üzere üç pay olarak hesaplanır. Ganimetin beşte birinin [Muhammed’e] ayrılması kuralı ilk kez bu olayda uygulanır ve daha sonra gelenek (sünnet) olarak benimsenir.

Rasulallah köle kadın ve çocukların bir kısmını Sa’d b. Zeyd ile orta Arabistan’daki Necd’e göndererek, karşılığında at ve silah satın alır. Esir alınan kadınlardan Reyhane bt. Amr’ı kendine ayırır. Cariye edindiği bu kadın, Muhammed’in ölümünde halâ onun kölesidir. Muhammed ona kendisiyle nikâhlanmasını ve hicaba girmesini teklif ederse de Reyhane “ya Rasulallah, senin kölen kalayım, böylesi senin için de benim için de daha kolay” diyerek reddeder. İslamiyeti kabul etmeyerek Yahudi dininde ısrar eder. Bundan ötürü Muhammed onu nikâhına almaz, fakat canı sıkılır. Kimi anlatımlara göre daha sonra Reyhane Müslümanlığı kabul ederek Muhammed’i sevindirir. [Ancak bu anlatımla, Muhammed’in ölümünde Reyhane’nin halâ köle olduğu bilgisi çelişir.]

*
Bu anlatı neden Resmi Tarih’e dahil edildi? Neden unutturulmadı? Sorumuz bu.

Resmi Tarih’in işlevi meşrulaştırmaktır. Bir hikâye anlatırsın. Bu hikâye senin bugününü, varlığını, iktidarını, yasalarını, törelerini, eksiklerini, yanlışlarını haklı kılar. Vicdanındaki soruları giderir. Seni – toplumca – iyi hissettirir.

Bak mesela “Kurtuluş Savaşı” anlatısına, ve İŞLEVİ NEDİR diye sor. Yedi düvel, kağnılar, iç ve dış düşmanlar, hain padişah, damat ferit, ordular ilk hedefiniz vs… Az düşün, ne anlatıyor? BUGÜNKÜ devletinin ve iktidarının hak olduğunu anlatıyor. BUGÜNKÜ hatalarının hiç mertebesinde olduğuna seni ikna ediyor. Dün Ermeniden gaspettiğin o tarla ile dükkânı sana helal kılıyor.

Taberi Tarihinin de öyle bir şeyi olmalı bence.

Ülkeler fethetmişsin, şehirler zaptetmişsin. Bunu yaparken de epeyce kırıp dökmüşsün. Şimdi bir hikâye anlatman lazım ki, yaptığının hak ve meşru olduğuna seni inandırsın. Seni bırak, yarın çocuğun gelip “ya baba biz neden böyleyiz” diye sorarsa, verecek cevabın olsun.

*
Devam ederiz bir ara. “İslam dini dediğin şey, o Resmi Anlatının ta kendisidir” diyeceğim sırası gelince.  Linç ederlerse de kendi bilecekleri şey.

65 yorum:

  1. o son söylediğin nedir öyle? eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek yaptığın.

    yalnız "islam tarihine giriş"te çok esaslı sorular sordun. cevabını vermeden bırakmayız. aman gözümüzü yollarda bırakma.

    YanıtlaSil
  2. müslüman mahallesinde salyangoz satmayı bırak sevan... götün yiyorsa biraz da yahudilerin ve hristiyanların saçmalıklarını anlat... sen bir provokatörsün. geçim yolunu içinde yaşadığın toplumun dinine sövmekte bulmuşsun. dediğim gibi götün yiyorsa yahudilere ve hristiyanlara da söv de gör bakalım dünyanın kaç bucak olduğunu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. müslümanlığımdan utanıyorum senin gibiler yüzünden. karşındakini dinlemeye dahi cesaretin yok. hemen götlü küfürlü tehditler savuruyorsun. bitin artık bitin soyunuz tükensin kurusun!

      Sil
    2. Gene İslam, gene bel altı hiç şaşırmadım.

      Sil
    3. Sevan ne diye anlatacakmis yahudilerin,hristiyanlarin saçmaliklarini?
      onlari anlatan milyonlarca insan var.
      Ama sen kabugundan çikamadigin için bilemezsin.
      Sevan türk vatandasi,Türkiye de yasiyor ve türkçe yazip okuyor;dolayisiyle müslümanlari yazacak elbette.Üstelik müslümanlar hergün 20 kere "yahudilerin sapık hristiyanlarin şaşkın" oldugunu söylüyor ama 2.5 milyar hristiyan şikayetci degil!

      Sil
    4. Yahudileri brak.Neredeyse dünya kurulali vatansiz yaşamış,şunun şurasında 50 yildir göt kadar bir ülkeye sıgınmış bir millet.

      Hristiyanlara gelince;avet katliam yaptilar.Haçli seferleri,engizisyon mahkemeleri vs..Eh o kadarini atalarimiz osmanlilarda yapti.Ama aradaki fark;hristiyanlar yaptiklari haksizliklarin meakulpasini yaptilar(hatalarini itiraf ettiler,veya günah çikardilar).Bugün 21.yy da hiçbir hristiyan atalarinin ortaçagda yaptigi katliama sahip çikmaz.Draküla filmine konu olan Kazıkli voyvoda'ya kimsenin kahraman,cengaver voyvoda dedigi duyulmamistir.

      Sil
  3. ...Durumu bütün yönleriyle değerlendirmeyenler, Kurayza Oğullarına uygulanan bu hükmü ağır bulabilirler. Ancak mesele iyice düşünülünce kararın yerinde olduğu anlaşılır. Çünkü bu Yahudi kabileleri müslümanların müttefiki idiler. Saldırgan yabancı güçlere karşı müslümanlarla birlikte Medineyi savunacakları hususunda müslümanlarla ittifak yapmışlardı. Kendilerinden önce sözlerinde durmayan Kaynuka ve Nadir Oğullarının sürgün edilmiş olmalarından da ibret almamış, onlardan çok daha büyük hıyanet içine girerek müslümanları tamamen imha etmek üzere gelen birleşik müşrik ordusuyla birleşmişlerdi. Eğer savaşta öteki taraf galip gelseydi müslüman erkekler kesin olarak öldürülecek, çocukları ve kadınları esir edilecekti. Hiyanetin cezası ölümdür. Yapılan suçu dengiyle cezalandırmak adalete uygundur.
    Kaldı ki uygulanan bu karar Tevratın hükmüdür. Herhalde bu kararı veren Sa'd Tevrat'ın bu konudaki hükmünü biliyordu. Peygamberin ona "Sen Allah'ın hükmüyle hükmettin" demesi de Sa'd'ın hükmünün Tevrat'a dayandığını gösterir. Şimdi bu konuda Tevrat'ın hükmünü gözden geçirelim:
    "Bir şehre karşı cenk etmek için ona yaklaştığın zaman, onu barışıklığa çağıracaksın. Ve vaki olacak ki eğer sana sulh cevabı verirse ve kapılarını sana açarsa içinde bulunan bütün kavm sana angaryacı (esir, köle) olacaklar ve sana kulluk edecekler. Ve eğer seninle barış yapmayıp cenk etmek isterlerse o zaman onu kuşatacaksın ve Allah'ın Rab onu senin ellerine verdiği zaman onun her erkeğini kılıçtan geçireceksin; ancak kadınları ve çocukları ve hayvanları ve şehirde olan her şeyi bütün malını kendin için çapul edeceksin (ganimet alacaksın)!...[Tesniye: 20/10-14]
    İşte Kurayza Oğullarına kendi kitaplarının bu hükmü uygulanmıştır. Bir kavme kendi yasalarını uygulamak zulüm değil adalettir... (Süleyman Ateş, Kur'an'a Göre Hz. Muhammed'in (s.a.v.)Hayatı, Yeni Ufuklar Neşriyat, Syf. 614-615)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Madem rahmet peygamberisin neden esirlerin infazına izin veriyorsun? Velev ki o infaz onların hukukuna göre olsun.

      Sil
    2. bir şehre neden cenk edilir de oranın insanlarının malına mülküne canına kast edilir...bunun cevabını verecek bir din yok yer yüzünde...hepsi vahşet, hepsi pislik, ilkellik içeren saçma sapan hikayeler..

      Sil
    3. Hani tevrat bozulmustu?
      Muhammed bozuk tevrata göre hüküm vermis yani?

      Sil
  4. herkesin birbirini mütemadiyen ve barbarca öldürdüğü bir dönemdeki uygulamayı mı eleştirdiniz, yoksa muhammed'in müslümanların sandığı kadar hoşgörülü olmadığını belirterek tabu yıkmaya mı çalıştınız?

    yani hendek savaşını müşrik adı verilen mekkeli grup kazansaydı müslüman medinelileri insan hakları çerçevesinde mi yargılayacaktı?
    veya o dönem mazlumlaşmış yahudiler; erkleri ele geçirdiklerinde zıtlaştıkları gruplara oldukça modern bir hukuk ve hoşgörü nosyonuyla yaklaşacaklardı?

    çelişkiler çelişkiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. islam dini hoşgörü dini değilmiydi.mekkelilerin nasıl yargılayacağı ile bağdaştırılamaz bu.Çünkü onlar kafir değilmi..Sana teslim olan insanları kılıçtan geçirmek ne kadar doğru bir uygulama?

      Sil
    2. savaş hukuku farklı bir hukuk; hoşgörü toplumsal menfaatler ile bazen çatışabilir, yani her hoşgörü'adalet' olamaz, olmamalı da. Olayı ve şartları tam kavramak adına, Yazarın bu makalesinde eksik bırakılmış önemli bilgiler var.

      Sil
  5. Takdirle karsiliyorum... Ozgur dusunmek, arastirmaci olmak, bilgi madenciligi yapmak sana yakisiyor Sevan.

    YanıtlaSil
  6. peygamberin yaşadığı bir hadiseye olan inancımızı, o hadiseyi bize nakleden insana olan inancımız belirliyor. peki bu durumda sahiden kime inanmış oluyoruz? kuran bu karışıklığı derhal gideriyor: "allah size kitab'ı açık açık indirmişken, o'ndan başka bir hakem mi arayacaksınız?"

    bir derdin var ise buyur kitab'a müracaat et; içinde istediğin her şeyi bulabileceğin kitaplara değil.

    YanıtlaSil
  7. neden bu anlati resmi tarihe dahil edildi? neden yok edilmedi ya da unutturulmadi? sorularinin cevabi cok basit de olabilir. öyle cok okuyup etmedigim icin, pek birsey diyemeyecegim, ama aklima gelen su: anlaticlarin, tarihcilerin bu hikayeyi anlatirken ya da yazarken, "resmi tarih yaziyoruz, ona göre beyler" niyetinde olmayabilecekleri, olaylari filtrelemek yerine oldugu gibi anlatmayi yeglemeleri varsayilabilir. ya da asip kesmek, yikip viran etmek övünülesi bir sey, dosta cesaret, düsmana korku salan, hakimiyeti güclendiren bir durum oldugundan bu anlatilar resmi tarih icerisinde kendine yer bulmus olabilir. adamin bögrünü acip kalbini yiyen, el kadar kiz cocugunun eline kalasnikof verip sarjör bosalttiran ve bunu kameraya cekip dünyaya yayinlatan mantiga yakin geliyor. Bu isi anlamak icin biraz Taberi'nin de huyunu suyunu bilmek gerekir, bu adam neyi nasil yazmis, neyi niye yazmamis. O da bende yok.
    ne ise ne, ama islam dini dedigin sey, o resmi anlatinin ta kendisidir demek de biraz degil bayagi bir indirgemeci yaklasim gibi geldi. ama madem böyle bir laf ettin sevan abi, anlat da bilelim, isin aslini ögrenelim.

    YanıtlaSil
  8. Tarihçiliğini çok övdüğünüz Taberi'nin kitabında yer verdiği Abdullah bin Seba ve Kakaa bin Amr'it-Temimi'nin hiç yaşamadığı, bunların Seyf bin Ömer'in El-Fütuhü'l-Kebir ve'r-Ridde kitabındaki uydurma kişilerden olduğu iddia ediliyor. Konuyla ilgili olarak; Murtaza'l-Askeri'nin "Abdullah b. Seba" adlı kitabı, onun Abdülbaki Gölpınarlı tarafından "Abdullah b. Saba Masalı, Bir Yalancının Düzmeleri" adıyla türkçeye çevirisi, aynı alimin "Hamsune ve mieti Sahabiyyu Muhtalak" (Yaşatılan, fakat olmayan yüzelli sahabi) kitabını örnek verebiliriz.

    YanıtlaSil
  9. Yanlış Muhammed hakkında bildiğin her şeyin ilk kaynağı Taberi değildir. Kuran Taberi'den çok daha önce kayda geçmiştir. İkinci olarak velev ki Taberiyi yalanladık bu bizi Bedir ne malum Uhud ne malum Muhammed ne malum noktasına götürmez. Her şey bir yana arkeolojik deliller var. Muhammmed dönemi sonrası Taberiden önce kaleme alınmış yazışmalar ve Kuran var.

    YanıtlaSil
  10. taberi hakkında iyi tarihçi olduğunu ve tarafsız düşündüğünü söylemekte serbestsiniz. Ancak Taberi'nin bir çok rivayetinin zannedildiği gibi sadece kayıt amaçlı oluşturulduğunu düşünmeyen bir çok insan var. Taberi bir çöpçüdür. İyi bir çöpçüdür. Kendisinden önce biriken ne varsa kaydeder. O kadar da eleştirel yaklaşmaz. Aktarırken bunu İslami doğrular gibi aktarır. Taberi uydurmuş demek hiçbir şey bilmediğini belli etmek değil bir görüştür. tıpkı Taberi'nin iyi tarihçi olduğunu düşünmek gibi. Eğer bu şekilde konuşursan hiçbir şey bilmediğini belli edersin demek ise insanların aklına ipotek koymaya çalışmaktır. Metne girmeden önce böyle bir hamle ile metnin sorgulanabilirliğini bloke etmeye çalışmak. Yutan yutar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Klavyene ve parmaklarına sağlık

      Sil
  11. Peygamberi problemli bir ışıkta gösteren bu hikâyeyi (ve buna benzer diğerlerini) neden aktarmış? Neden sessiz geçmemiş? Bence önemli bir soru. Hatta, “Resmi Tarih’in amacı neydi?” konusuna buradan da giriş yapabiliriz. Güzel soru... Bakalım burada katakulli yapmadan dürüstçe bir cevap verilecek mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhtemelen bu olayın peygamberi problemli bir ışıkta gösterdiğini düşünmemiştir. Ne de olsa o dönem için olağan bir uygulama olmalı. Yapılanların farklı bir zamanda yaşayanlar için ahlaki olarak sorunlu olabileceği fikri akıllarına bile gelmemiştir.

      Sil
    2. Tahmin etmiyorum. Sanırım Yahudilere düşmanlık unsuru bilhassa vurgulanmış. Nedenini bilmiyorum. Aklıma gelen ihtimaller başımı döndürüyor.

      Sil
  12. Hikayenin aktarımına geçmeden önce ciddi bir soru akla geliyor. İlk metinler ortada olmadığına göre Taberi İbn-i İshak'ın ve Vakidi nin aktarımlarına nasıl ulaşmış. Kendisi mi dinlemiş. Bir yerde okuduğunu mu söylemiş. Aynı dönemin insanları değilse aradaki rivayet zincirleri kime ait. Eğer Taberi gerçekten ciddi bir tarihçiyse bu sorulara cevap vermiş olmalı!

    YanıtlaSil
  13. Sevan bey Türklerin islamiyeti kabülüyle ilgili bir yazı yazmayı düşünüyor musunuz?

    YanıtlaSil
  14. Selman Muhammed'in İranlı kölesi değil, hür bir sahabedir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selman-ı farisi rivayetlere göre peygamberi tanımayak için yola düşer. Bir yahudi tarafından esir edilir. (ismini hatırlamıyorum) Sonra Muhammed onu o kişiden alarak azad eder. Selman-ı Farisi müslüman olur ve diğer sahabeler gibi hürdür. Eğer ikincil kaynaklara inanıyorsak bu anlatımı doğru vermek gerekir. Kötü bir çarpıtma.

      Sil
  15. Sonuç şahane olmuş. Yine de burada şu şerhi düşmek lazım. evet anlatılan bir hikaye ve iktidarları hafifletip meşrulaştırmış. Ancak hikayenin doğru mu yanlış mı kısmen doğru mu olduğu hakkında kimse kesin bir kanaat ileri süremez. Taberi'nin anlatımını buraya aktarmamak lezzetten çalmamış aslında. Basit ve olayı anlaşılır kılmış. Ancak şöyle bir sakıncası var. taber'nin anlatımını olduğu gibi okuyan bir okuyucu hikayenin ne denli uçuk detaylarla süslendiğini fark etme şansını yitirmiş. Tabir'nin orjinal metni süslemeler abartılar gerçeküstü detaylarla doludur. Metni bu şekilde kompakt hale getirmek işte bunu gizliyor...

    YanıtlaSil
  16. bu meselelerin aydınlatılması; inananları gerçekte neye inandıkları hususunda bir sorgulamaya götürüyorsa şayet büyük bir başarıdır ve sevan takdir edilmelidir: onların beyinlerinin ne kadar sikik olduğunu, aslında kendisinden de öte ateist/kafir/müşrik olduklarını ve bu inançla da cennete gidebileceklerini safça düşünmeleri farkıyla inandıklarını zannettiklerini bir bir gösteriyor. oysa hakikat bir nefsi incitemezdi, incitmemeliydi ve eğer hakikat bir nefsi incitiyorsa o nefis için çıkılacak daha çok tepe var demekti. sevan iyi bir putkırıcıdır ve putperest bir memlekette de ceza görmesi gayet normaldir. geriye kendisine mağduriyetten mağruriyet çıkarmak kalıyor.

    YanıtlaSil
  17. Sevan abi, Huyey b. Ahtab'ın Benu Kurayza'nın reisi Ka'b b. Esed'i "işler yolunda gitmezse ben de sizinle kalacağım ve sizin kaderinizi paylaşacağım" diyerek ikna ettiği rivayet edilir. Huyey b. Ahtab yukarıda sizin de aktardığınız üzere hakikaten Benu Kurayza ile kalıp onların kaderini paylaşıyor. Bu hesapça karşımızda verdiği sözleri yerine getiren, şövalye ruhlu bir adam var. Ben bu adamın Hz. Muhammed'e olan öfkesinin altında biraz da Hz. Muhammed'in Bedir savaşı sonrasında Medine Vesikası adıyla bilinen andlaşmayı bozup Benu Kaynuka'yı Medine'den sürmesinin yattığını sanıyorum.
    Mahmut Kiraz

    YanıtlaSil
  18. Bir de "Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin" ayeti Kaynuka olayı sırasında inmiş. Bu ayetin ilginç bir hikayesi var.
    Hz. Peygamber Mekke'den Medine'ye hicret etmezden evvel Medineli gruplarla Akabe Biatı adlı bir sözleşme yapıyor. sözleşmeye göre Peygamber Medine'ye sığınacak ve Medineliler (Ensar) onu düşmanlarına karşı koruyacak ama Ensar bu sözleşmeye çok ilginç bir şerh düşmüşler: Eğer Hz. Muhammed kendisi herhangi bir saldırı düzenlerse Ensar ona katılmayacak, dolayısıyla Hz. Muhammed yalnız hareket etmek zorunda olacak. Hakikaten de Bedir öncesinde "Seriyye" olarak adlandırılan ve bizzat Hz. Muhammed tarafından organize edilen harekâtlar tümüyle Muhacirlerin katılımıyla gerçekleştirilmiş. Ensar ilk defa Bedir savaşı ile sonuçlanan harekâta katılıyor. Hatta savaş başlamadan evvel yapılan istişarede Hz. Muhammed endişeli bir şekilde Ensar'a ne yapacaklarını soruyor. Ensar'dan Mikdad adlı bir zat: "Biz sana yahudilerin Musa'ya dedikleri gibi sen ve Rabbin git, savaş biz burada oturup bekleyeceğiz, demeyeceğiz" diye cevap veriyor. Bu cevapla Hz. Muhammed'in çok rahatladığı, çok mutlu olduğu rivayet edilir. Bu savaşın şöyle enteresan sonuçları oluyor: Hem Müslümanlar kendi güçlerinin farkına varıyorlar ve müthiş bir özgüven kazanıyorlar hem de Araplar artık baya ciddiye almaları gereken bir güçle karşı karşıya olduklarını görüyorlar. Ama en önemli sonucu şu ki, Ensar ilk defa Hz. Muhammed tarafından yapılan bir akına katılmış ve Hz. Muhammed için Arapların kanını dökmüş oluyor. Yani artık Araplarla arasında Hz. Muhammed yüzünden kan davası var. Ensar Bedir kuyularının başında "Rubicon ırmağını geçmiş" bir nevi. Artık ne pahasına olursa olsun sonuna kadar Hz. Muhammed'in yanında olmak zorundalar. Bu da Hz. Muhammed'in Medine'ye tamamen hakim olması demek. İşte o andan itibaren Hz. Muhammed'in Medineli Araplarla Yahudiler ve Medine'ye kendisiyle birlikte gelmiş Muhacirler arasındaki ilişkilere dair tutumu tümüyle değişiyor. Medine'de iki büyük Arap Kabilesi Evs ve Hazrec ile iki Yahudi kabilesi Nadir ve Kurayza çiftçi aşiretler. Medine pazarı dolayısıyla ticaret o ana kadar diğer Yahudi kabilesi Kaynuka'nın elinde. İlginç olan husus şu ki, Mekke'den Medine'ye gelen Muhacirler de Kaynuka gibi ticaretle uğraşan insanlar. Aralarında Medine pazarı için bir rekabet sözkonusu olacağını kolaylıkla tahmin edebiliriz sanıyorum. Hz. Muhammed Medine'de Bedir Muharebesi'ne kadar mülteci nihayetinde. O yüzden Medinelilerin iç ilişkileri konusunda oldukça hassas davranması, ev sahiplerini korkutmaması gerektiğini biliyor. Ama Bedir gününün akşamı Medine'nin tek hakimi. Medine'ye döner dönmez gidip Kaynuka'ya "sizin Medine'yi terk etmenizi istiyorum" diyor. Onlar direniyor. Hz. Muhammed onların Mahallelerini kuşatıyor. Kaynuka Ensar'dan Hazrec'in müttefiki olduğu için, Hazrec'in reisi Ubade b. Samit Kaynuka'ya elçi gidiyor. Yahudiler ona aralarındaki ittifakı hatırlatıyorlar. O da "İslam kendinden önceki bütün anlaşmaları hükümsüz kıldı" diyor. Sonradan münafık ilan edilecek olan Abdullah b. Ubeyy (ya da Ubeyy b. Selul) arabulucu oluyor. Hz. Muhammed'in niyeti sonradan Kurayza'ya yaptığı şeyi yapmakken İbni Ubeyy onu tehcirle yetinmeye razı ediyor. Böylece Kaynuka yükte hafif pahada ağır nesi var nesi yok alıp yollara düşüyor. İşte sözkonusu ayetin de bu sıra özellikle Kaynuka ile Hazrec arasındaki ittifak üzerinden tebliğ edildiği söylenir. Aslında bu ayet bir nevi Ensar'a gözdağı. Bundan sonra artık hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağını, Medine'de kimin borusunun öteceğini Hz. Muhammed Ensar'a bu ayetle hatırlatıyor. Yani "artık öyle kendi kafanızdan istediğinizle dost istediğinizle düşman olamazsınız. Size ne zaman ve kiminle dost, kiminle düşman olacağınızı ben söylerim". Artık Akabe biatı hükümsüz, Medine de, Ensar da Hz. Muhammed'in tamamen hükümranlığı altında.
    Mahmut Kiraz

    YanıtlaSil
  19. Sevan bey, Engin Ardıç'ın müslümanların hissiyatını iyi yansıttığını düşündüğüm 27 mayıs tarihli bir köşe yazısını aynen alıntılıyorum;

    "Daha ileri gitme ahparik

    Sevan Nişanyan, topladığı ilgiden pek memnun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi marifetiyle devletten almayı umduğu binlerce avro tazminatın hayaliyle de mest, lafına yekûn çekmeyi bilememiş, bir televizyon programında da "Muhammed'in peygamber olduğuna inanmıyorum" demiş.
    Bu doğaldır. Nişanyan elbette öyle diyecektir, inansa zaten kendisine Müslüman denecekti!
    Ben de İsa'nın Tanrı'nın oğlu ve Tanrı olduğuna inanmıyorum, inansam bana da Hıristiyan diyeceklerdi...
    İnsanlar şuna inanmak ya da buna inanmamak, hatta isterlerse hiçbir şeye de inanmamak hakkına sahiptirler.
    Fakat inançlara hakaret etmek hakkına sahip değildirler.
    Yani, Nişanyan "Muhammed'in peygamber olduğuna inanmıyorum" diyebilir. Hatta "İslam propagandası yasaklanmalıdır" diye zırvalayarak en katı Kemalist'e bile parmak ısırtabilir, güler geçeriz.
    Ama "Muhammed yalan söylemiş" diyemez. Bozuluruz.
    Böyle düşünebilirsin, kilisede ya da içki masasında arkadaşlarınla da tartışabilirsin ama televizyonda, kamu önünde dillendiremezsin.
    Çünkü çoğunluk rencide olur.
    Biz senin dedelerinin uğradığı kıyımdan rencide oluyoruz, üzülüyoruz, İttihat ve Terakki yönetimine kızıyoruz, sen de biraz bizim "hissiyatımızı" dikkate alacaksın ahparik, barış içinde birlikte yaşamak istiyorsan...
    Çoğunluk hakkı nasıl azınlığı ezme hakkı değilse, azınlık hakkı da "çoğunluğa posta koyma hakkı" değildir."

    YanıtlaSil
  20. ustad biraz arastirdim. taberiyi bol bol israiliyat anlatip muhammedi cani gösterdigi icin cok seven bir kac siyonist oryantalistten okumussun. oysa mezhebi yetistigi cevre ve fikirleriyle yasiyor olsa idam fetvani coktan verecek sig dar goruslu selefi suud muftulerinden farksiz bir adam. ibn ishaq desen ondan beter. resmi dini de tarihi de peygamber sonrasinda urettiler bu cok acik.

    YanıtlaSil
  21. Sen, seni linç etmek isteyenler gibi; İslam'ın, rivayetlerden ibaret olan hadis ve sünnet adı altındaki; resmi anlatı dediğin kolaycı anlayışsızlık üzerine kurulu bezirganlıklarla kavramaya çalışıyorsun Sevan.

    Herkes gibi Muhammed'de bir kuldur doğruları ve yanlışları vardır; ancak senden de, benden de; tarih aktarımına ehemmiyet verdiğin Taberi'den de, daha fazla sayıda insanın kurtuluşuna yol açacak en iyi örnek hayatı yaşamıştır; lüzumlu görüldüğünde savaşarak dahi.

    Aslında "Eğer bu şekilde konuşursan hiçbir şey bilmediğini belli edersin demek ise insanların aklına ipotek koymaya çalışmaktır. Metne girmeden önce böyle bir hamle ile metnin sorgulanabilirliğini bloke etmeye çalışmak. Yutan yutar." 27 Mayıs 2013 21:51
    yapılan yorum "cuk" diye oturmuş.

    Bunun yanı sıra Muhammed ve İslam'ı örnekleyerek hazırladığın yazının ana fikir kısmına, bütünleyici bir insanlık kavramını; Muhammed'in Ümmet diye nitelediği kavram gibi oturtamayıp o ırkçı Ermeni taassubunla yazıyı salt Ermenilerin tarla ve dükkanlarına bağlamak, çapının cm ölçüsünde genişlemediğinin delilidir.

    Ermenilerin ve diğer azınlıkların gasp edilmiş hakları ve mülkleri elbet geri verilmelidir, bu konuyu bu kadar kesin ifade ederek devam ediyorum.

    Muhammed'in Ümmet kavramına sadece Müslümanlar dahil değildir; diğer dinlerden inananlar da dahildir. Medine Düsturunu dikkatlice okursan bu gözünden kaçmayacaktır; ancak Muhammed'in doğrularını örneklemek objektifliğinden uzak olduğun için Ümmet'in ne olduğunu idrak etmek işine gelmeyecektir ve sen de Resmi Anlatıma inanan cahillerin bir farklı versiyonu olarak kitap yüklü bir entellektüel olarak kalıp, aydın olamayacaksın.

    Savaş ganimetinden o dönem kavmin büyüğü; 2/5 alırdı Muhammed 1/5 almıştır, Taberi bunu da belirtir ama senin bu örneğe yer vermek işine gelmez.

    Benim Muhammed'in magazinini yapmak gibi bir maksadım olmadığı için, ona dair temel bildiklerim Kur'an a dayanır. Yine ayetlerin hangi dönem ve hangi olay üzerine indiğini anlamak için ise, İngilizce'den çok Fars ve Arap kaynaklarını okuyarak tahlil ederim.
    Türkçe meallerde olduğu gibi İngilizce Kur'an mealleri de hatalarla doludur. Var gerisini sen düşün.

    Senin Muhammed hakkında bildiğin veya bildiğini sandığın hemen her şeyin ilk kaynağı Taberi’dir, Nişanyan.

    Muhammed'e gerek emir gerek tavsiye edilerek Kur'an vasıtasıyla aktarılan vahye göre yaşayan biri, Taberinin aktardığından ve senin anladığından çok daha fazla şey bilir Muhammed'e dair.

    Daha önce 7. kez çeşitli yazı ve yorumlarına cevap olarak öneride bulunduğum gibi yine yineliyorum; o beynin alnın secdeye vararak kanla yıkanmadan; ve göbeğin erimeden, midendeki buharlaşmaya perhiz yaparak ara vermeden Muhammed'i anlayarak düşünemezsin. Ancak Halife Osman veya Muaviye gibi düşünürsün. Ya yaptığın haksızlık karşısında gömleğin kanlanır, ya da birinin kanlanmış gömleğini dolaştırtırsın.

    Muhammed hiç bir yazıda kendi soyunu üstün tutmamış, üstünlüğü de soya ve kavmiyete bağlamamıştır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Full yanlış bilgiler.

      Sil
  22. Sayın Sevan Nişanyanın Teketek programında Yusuf Halaçoğluyla Ermeni Soykrımı meselesi tartışmasını izledikten sonra Sevan Nişanyanın tarafsızlığına inanmıyorum. Program youtube da var. izleyin görün. Sayın Yusuf Halaçoğlu Osmanlı İngiliz Fransız Rusya ve Cenevre arşivlerinden belgelere dayanarak konuşuyor ve o belgeleri yanında getirmiş gösteriyor. Sayın Nişanyan ise önünde hiç bir belge olmadan Yusuf Halaçoğluna "Yalan söylüyorsunuz Beyfendi" diyor. Tartışma ortamının bile adabına saygı göstermiyor sayın Nişanyan. Yusuf halaçoğlu bunun üzerine bilimsel bir tavırla peki söylermisiniz neye göre kime göre yalan söylüyorum belgeler ortada Osmanlı kaynaklarına propaganda diyorsunuz kabul edelim peki ya ingiliz fransız rus cenevre arşivlerine de yalan diyorsunuz diye sordu. Sayın Nişanyanın yüz ifadesinden canının çok sıklıdığı belli oluyordu. Söyleyecek söz bulamıyordu.

    YanıtlaSil
  23. amma da barış diniymiş .kendimizi kandırmayalım. bu bir soykırım.

    YanıtlaSil
  24. Niyeti uzun zamandır belli olan bir adamın bir yazısıyla kalben şüpheye düşen ama şu aşağıdaki alıntılamış olduğum giriş yazısıyla yalancılığını daha baştan belli eden adam hakkında "akli bir şüpheye" düşmeyi akıl edemeyen arkadaşları sarsılıp kendine gelmeye davet ediyorum.En azından şunu sorgulayabilirdiniz.Peygamberimizin ölümü ile olayın nakledicisi olduğu iddia edilen taberi'nin doğumu arasında 202 yıl var.Giriş yazısında ise açıkça İslam hakkında peygamber ve kuran dahil ne varsa kaynağının taberi olduğu söyleniyor (Ki azıcık inandığını iddia ettiği İslam hakkına bilgisi olan biri buna ancak güler)Buradan şunu anlıyoruz:Demekki peygamberimizin ölümünden sonra (20 yaşında başlamış olsa) 222 yıl sonrasına kadar müslümanlık da öldü.Sonra taberi sayesinde tekrar Allah,kuran,mekke,medine,Peygamberimiz ve tabiiki İslamı tanıdı insanlık... Bu mudur mantığınız?
    Alıntıladığım giriş yazısı:
    Önce Taberi’ye dair iki çift söz. Bir kere: Muhammed hakkında bildiğin veya bildiğini sandığın hemen her şeyin ilk kaynağı Taberi’dir. Yani Resmi Tarih’in ta kendisidir. “Doğru dediği ne malum” diye sorduğun anda, Muhammed ne malum, vahiy ne malum, Kuran ne malum, Mekke ve Medine ne malum, Bedir ve Uhud ne malum, Kâbe ne malum, Hadice ne malum, Aişe ne malum, Ebubekir ne malum… diye sormuş olursun. Bana göre hava hoş, yeter ki ne sorduğunu bil.
    Son bir tavsiye:İslama sırtınızı dönmek için Türklerden ve İslamdan nefret eden bir Ermeni'nin her şeyden önce "mantık dışı" sözlerine "basit mantık kuralları ile" bile bir sorgulama yapmadan kapılacaksanız (ya da bahane edecekseniz) size nusayri kaynaklarını öneririm.Hem sadece sırtınızı dönmekle kalmaz;ışidli peygamberimize küfür etme şansına da erişerek "ilkelerinizi" kurtarmış olursunuz.Hatta böyle bir adama peygamberlik veren Allah'a da posta koyup bolca küfür ederek tavrınızı göstermiş olursunuz.Devamında size tapılacak mevhumun ne olacağı konusunda da yardımcı olacaktır zaten.Hem böylece günümüz Suriye olaylarına da "ilkeli" olarak bakabilir;gazla öldürülen bebeklerin aslında nasıl suçlu olduğunu da öğrenme şansına bile erişebilirsiniz...

    YanıtlaSil
  25. Yukarıdaki yorumcu arkadaşlar inanç durumlarına göre sadece "İslama hakaret" kısmıyla ilgilenmiş.İslama düşman olanlar destek vermiş.Ama "Türk"kısımları tabii ki aşağıdaki yazıya ne küfürler edecek.Heleki kemalist olduğu her halinden belli olan ve dini savunayım derken sevan'a küfreden yorumcuya "Müslümanlığımdan utanıyorum,soyun kurusun öl" diyen sevgi pıtırcığı aşağıdaki paragrafa "dinlemeye cesaret ederek" cevap verirse çok sevinirim.
    Bak mesela “Kurtuluş Savaşı” anlatısına, ve İŞLEVİ NEDİR diye sor. Yedi düvel, kağnılar, iç ve dış düşmanlar, hain padişah, damat ferit, ordular ilk hedefiniz vs… Az düşün, ne anlatıyor? BUGÜNKÜ devletinin ve iktidarının hak olduğunu anlatıyor. BUGÜNKÜ hatalarının hiç mertebesinde olduğuna seni ikna ediyor. Dün Ermeniden gaspettiğin o tarla ile dükkânı sana helal kılıyor.
    Bu arada siz bunu da akıl edemezsiniz şimdi.Kurtuluş savaşını yapan atanız M.K.Atatürk oluyor.Uyandırayım yani...
    Sevan denen yediği kaba edip;ertesi gün yine o kaptan yiyen insanlık hainine de 2 çift lafım var. Şu kurtuluş savaşı ile ilgili yazdıklarını üreten 2 gramlık beynin Karabağ için ne düşünüyor?Hocalı katliamı için ne düşünüyor?Son bir soru aynı yazıyı "şanlı gregoryanlık(!)" için yazan ve "Ermanistanın şanlı kuruluşunu (!)" alaya alan ve Ermenistan'ın ekmeğini yiyen yani ermenistanda yaşayan bir Türk gazeteci tasavvur edebiliyor musun?Ya da böyle birine ne kadar ömür biçiyorsun?

    YanıtlaSil
  26. Buradan çıkarılacak tek netice hiç bir tarafın savunulacak yanı yok. Her iki tarafta allahın daimi elçisi olduğu idaa sında ama her caniliği her bokuda yeme kavgasında.

    YanıtlaSil
  27. Hapiste oldugun iyi oldu be….Hic olmazsa zirvalarini dinlemiyoruz. Bu kafanla daha coooook mapus yatarsin Ermeni Sevan::))

    YanıtlaSil
  28. TAMAMEN SAFSATA PROVAKATÖRCE KUYRUK ACISI SAÇMALIKLARI
    SÖYLENECEK BAŞKA BİR ŞEY BULAMIYORUM

    YanıtlaSil
  29. bu Yahudilerce uydurulumuş sağlam bir kaynağı olmayan bir hikayedir.peygamberin hayatı boyunca katıldığı on a yakın savaşta kafirlerden aşağı yukarı 250 müminlerden de 150 kişi ölmüştür . ayrıca yağtığı bir çok savaşta aldığı esirlere nasıl davrandığıda sahih hadislerde mevcuttur.belki içlerinden bazılarının hainlikleri ve fitneleri için öldürmüş olabilirler.gerisi bence Yahudi saçması hiristiyanlık yayılmaya başladığındada isa hakkında saçma sapan bir dünya haber yaymışlardır etkilide olmuşlardır.aynı bu günki senaryoda olduğu gibi işid elkaide gibi kendilerinin yönettikleri terör örgütlerini islamla bağdaştırıp insanların algılarını bozmaya çalışıyorlar.ama hamd olsun biz alemlere rahmet olarak gönderilen o güzeli çok seviyor ve biliyoruz

    YanıtlaSil
  30. bıktım bu kopyala yapıştır küfürbazlarından,

    bahsini yaptığınız meselenin evveli de vardır, bu konu üzerine küfürün içerisine batanlar neden acaba tarafsız tarihten yararlanmazlar ?
    Allah hidayet nasip etsin sana

    YanıtlaSil
  31. Türkiye-İslam düşmanları yine iş başında. Peygamber efendimizin ismini alırken önce besmele çek bre Ermeni!

    YanıtlaSil
  32. vay hemen başalamış bizim müslüler yine türkiye islam düşmanları iş başında diye. gerçekler zorunuzamı gidiyor? sevgi kelebeği diye anlatılan peygamberinizin! hiçte öyle olmadığı yüzünüze vurulunca sinirlenmeniz normal karşılıyorumda. hemen ermeni filan diye hakaret etmeniz hiç hoş değil. ermenileride sizn allahınız yaratmadımı? hani siz "yaradılanı severdiniz, yaradandan ötürü?" yapmayaın böyle. hep sizmi hakaret edeceksiniz diğer din ve inançlara?

    YanıtlaSil
  33. Olay Hendek Savaşından sonra gerçekleşiyor...Eğer Hz.Muhammed isteseydi bu uygulamayı daha önceden de Yahudilere tatbik edebilirdi...Eğer gerçekten gözünü kan bürümüş bir yahudi düşmanı olsaydı bunu önceden de özellikle Bedir savaşından sonraki güç ve özgüvenle yapabilirdi...Bakın hendek savaşında saldıran mekkeliler ve yahudiler savunma pozisyonunda olan ise müslümanlardır...yine bu savunma pozisyonunda olan müslümanlara içerdeki yahudiler tarafından ihanet edilmiştir...yine beni kureyzalıların sığındığı kale kuşatıldığında önce onlara müslüman olmaları teklif edilmiş,bunu kabul etmemişler,ondan sonra direnmeden teslim olmaları istenmiş bunu da kabul etmeyip savaşı tercih etmişler ama nihayetinden Müslümanların kararlılığını görünce teslim olmuşlar...olaya bir de burdan bakmak lazım

    YanıtlaSil
  34. Eğer Peygamber isteseydi yahudileri daha önceden bedir savaşından hemen sonraki güç ve özgüvenle katledebilirdi ama bunu yapmadı yine hendek savaşında saldıran mekkeliler ve yahudiler idi savunma pozisyonunda olan müslümanlardı bunu neden göz ardı ediyoruz yine beni kureyza kuşatıldığında önce müslüman olmaları istendi bunu kabul etmediler sonra savaşmadan teslim olmaları isteniyor bunu da kabul etmiyor ve savaşarak direnip güç yetiremeyeceklerini anlayınca teslim olma yoluna gidiyorlar

    YanıtlaSil
  35. Beni Kureyza hadisesine Kur'an merkezli bir yaklaşım ile gerçek nedir öğrenmek için izleyiniz...
    http://kurandersi.com/mukayeseli-fikih-muzakereleri/2014/beni-kureyza-yahudileri-ve-esirlerin-oldurulmesi.html

    YanıtlaSil
  36. Ulan dun yediginiz yemeği hatirlamazsiniz 1400 yıl oncesini yargilarsiniz

    YanıtlaSil
  37. Din diye birşey yok hep masal. Zeki insanlar aptalları uyutmuş hepsi bu. Sanki dünya arap yarımadasından ibaret güney Amerika, orta Asya, Çin, Japonya, Avustralya, Kanada, ABD neden buralardan peygamber çıkmamış

    YanıtlaSil
  38. Tarihi kaynaklar Taberi tarihinden ibaret değildir, en önemli kaynak kuran-ı kerimdir, kurana uyan hiçbir şeye masal diyemeyiz. Diğer kaynakları da içeriği ve alıntı yaptığı şahısları inceleyerek yorumlayabiliriz.

    YanıtlaSil
  39. Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.(Nahl 36)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolaşıyoruz. İslam peygamberini yalanlayanların durumu iyi görünüyor.

      Sil
  40. sana saldıranları esir alabildiğin zaman canını bağışlayıp bağışlamamak tartışılır. affetmek suçluyu pişmanlatadabilir ama suçlunun tekrar suç işlemesini sağlamata olabilir. şu soruda akla gelir bağışladıklarım bana tekrar saldıracak kadar güçlümüdür. bence kureyza yahudileri terkrar saldıracak kadar güçlü değillerdi.hepsi bir müslüman ailenin kölesi olabilirdi.silahlanmamaları sağlanabilirdi. ya allah aşkına bunlar zaten arapların himayesinde yüzyıllarca yaşamışlar.arapları yönetmek gibi bir niyetleri olmadığı aşikar. sayılarıda buna yetecek değil.yahudilerin yahudi olmayanları yönettiği tarihte nerde görüldü.asur, pers, yunan roma hepsinde yönetilen oldular. arabistandada durum aynıydı. yahudiler buna alışıktı fıtratlarında iktidar olmak olmadı. araplar putperestken yüzlerce yıl onları yönetmeye teşebbüs etmedilerdi araplar müslüman olunca mı onlara egemen olmak veya onları yok etmek istediler.YAHUDİLER YAŞAMLARINA İZİN VERİLDİĞİ SÜRECE ASLA SALDIRMAMIŞTIR TARİHTE MODERN İSRAİL HARİÇ. ZATEN YAHUDİLİĞİ YAYMAK İNANÇLARINDA YOK Kİ. SADECE KIYAMETE KADAR VAR OLABİLMEK VAR O KADAR.
    DİĞER KONUYA GELİRSEK. ÖMERE KADAR TÜM ARABİSTANA EGEMEN OLUNDU. ÖMERLE ORTADOĞUYA. ŞİMDİ BU 4 HALİFE VE EMEVİLER DURDUK YERDE ORTADOĞU HALKLARINA İSLAMI YAYMAK ORTADOĞU HALKLARINI MÜSLÜMAN YAPMAK İÇİN SALDIR DI MI SALDIRDI.BU SALDIRILAR KENDİLERİNE SALDIRMAYAN HALKLARA KARŞIMIYDI KARŞIYDI. BU DURUMDA İSLAM PEYGAMBERİNİN FETİH DENİLEN BU SALDIRILARI EMRETMEDİĞİ DÇYLENEBİLİR Mİ. HALİFELER VE ARAPLAR ALLAHIN ELÇİSİ SAYDIKLARI KİŞİNİN İSTEĞİNİN DIŞINA ÇIKABİLİR Mİ. VAR SAYALIM Kİ ÇIKTILAR. MUHAMMED İSLAMIN KILIÇLA YAYILMASINI EMRETMEDİ.GÖNÜL RIZASIYLA YAYILMASINI İSTEDİ. ONUN SÖZÜNE UYSALARDI İSLAM DEVLETİ SINIRLARI HİCAZ BÖLGESİNDEN VEYA ARABİSTANDAN ÖTEYE GEÇMEYECEKTİ 30 YIL GİBİ KISA BİR SÜREDE.EĞER BÖYLE VARSAYARSAK ARABİSTANLILAR HARİÇ HİÇ BİR HALKI MÜSLÜMAN KABUL EDEMEYİZ.ÇÜNKÜ ONLAR ÖZGÜRCE İSLAMI SEÇMEMİŞLERDİR KILIÇ ZORUYLA SEÇMİŞLERDİR MÜSLÜMAN DEĞİLDİRLER SONUCU ÇIKAR.
    AMA ZATEN BU SONUÇ ÇIKMAZ ÇÜNKÜ BÜTÜN BU FETİHLER MUHAMMEDİN VASİYETİ ÜZEREDİR VE ZATEN ODA 60 KEZDEN FAZLA YOKSA 160 KEZDEN FAZLA MI NE (İKİSİ ARASINDA KALDIM TAM AKLIMDA DEĞİL SEFERLERİNİN SAYI) SEFER YAPMIŞTIR. İSLAMIN ÖZÜ CİHATTIR YANİ HAKSIZ YERE SALDIRARAK SAVAŞMAKTIR.

    YanıtlaSil
  41. yahudilerin modern israile kadar nerde ve kime karşı saldırdığı görülmüş.asurlular,persler,yunanlılar ve romalılar.her daim saldıramayacak vede saldırmak istemyen dinlerini yaymak istemeyen azınlıktı yahudiler.yahudiler zaten yüzyıllarca arabistanda arapların himayesinde yaşamıştı islam gelene kadar arabistanda. o akar süre araplara egemen olmak veya onları yok etmek istemedilerde müslüman olunca mı onları yok etmeye karar verdiler. kureyzalılar esir olmuş zaten sana bir daha saldıracak halleri mi kalmış.
    islamda cihat olduğunu herkes bilir. özü cihattır islamın. muhammed hicazı, ebubekir arabistanı, ömer ortadoğuyu fethetti. sonrada emeviler ispanyadan çin seddine kadar fethetti. muhammedin bu fetihleri emretmediği düşünülebilir mi. kendisi 60tan fazla kez sefer yapmadı. emretmediği düşünülürse bu da arabistan hariç diğer yerlerdeki müslümanların müslüman olmadığı sonucu çıkarmaz mı. ama tabiki bu fetihler yani cihat onun en önemli vasiyetiydi. KUREYZALILARA GELİRSEK,
    1 SEN ONLARI ESİR ALMIŞSIN ZATEN SANA SALDIRACAK HALLERİ KALMAMIŞ.
    2 YÜZLERCE YIL ARAPLARA SALDIRMADILARDA ARAPLAR MÜSLÜMAN OLUNCA MI YOK YERE ONLARA SALDIRMAK İSTEDİLER. AZINLIK BİR TOPLLUK ÇOĞUNLUĞA SALDIRMAK GİBİ BİR DELİLİK YAPABİLİR Mİ. TABİK İ HAYIR. BENCE İŞİN GERÇEĞİNDE VE ARABİSTAN YAHUDİLERİ MÜSLÜMANLARA KARŞI KENDİNİ SAVUNDU. OLAN BUDUR.

    YanıtlaSil
  42. kurandaki başka ayetlere baktığımda size saldırmadıkları sürece onlara saldıramazsınız sonucuda çıkıo. islamın iyi veya kötü olduğu hakkında karar vermek kolay değil. böyle bir karar için adam akıllı islam kitapları ve islam tarihi okumak lazım.

    YanıtlaSil
  43. Hocam Ibn Hisham'ın Sirat'ı Tabari den daha eski tarihli degil mi?

    YanıtlaSil
  44. uzun yıllar önce yahudilerin roma dönemine ayit bir hikayesi vardı işte bu hikaye resul muhammede atılmış roma döneminde yahudilerin kılıçtan geçirilmiş infaz edilmiş hikayeleridir.

    YanıtlaSil
  45. uzun yıllar önce yahudilerin roma dönemine ayip bir hikayeleri vardı.bu hikaye romalıların yahudileri infaz etmeleridir.yani muhammede bu hikayeyi iftira etmişler.kopyala yapıştır anlayacağınız.

    YanıtlaSil
  46. Hocam bu nasıl renk seçimidir böyle. Beyaz üzerine gri yazı mı okunur? Kontrastı daha fazla renkler seçin. Ekrandan okuyoruz. Rahat okuyalım. Sevgiler

    YanıtlaSil
  47. hani son paragrafın sonunda kurtuluş savaşıyla ilişkilendirmesiyle Sevan'ın ciddiyeti kayboldu. artık unut abi.. türkiye hindistan ve afrika kıtasının akibetine uğramadığı için üzülüyorsun. tamam. ama üzülme, hayat devam ediyor. ulusalcı olmayan birini bile zorla ulusalcı yapabilirsin sen Sevan. Sakin.

    YanıtlaSil
  48. HZ. Muhammed miraca çıkana kadar sadece elçi ve kendi deyimi ile bizlerden biri, normal bir insandı. Normal bir insan göğe yükselip, peygamberlce karşılanır mı? Miraçta yaşadıklarını başka bir insan yaşayabilir mi? Miraçtan sonra elçilikten peygamberliğe yükseldi, sınıf atladı aslında. MEdine de liderleşti. Bir lider, prens, kral, sultan vs. böyle bir kararı verebilirdi. İnsanlık dışı ama gerekli görebilirdi.
    Beni müslüman olarak sarsan şey onun vaadi ile çelişmesi. O o zamana kadar ki yerleşik nizama isyan etmişti, ikiyüzlülüğe, çıkarcılığa, köleleik düzenine, sömürüye, soy üztünlüğüne, kabile düzenine isyan etmişti. Onun mesajında Allahın tüm kulları eşitti, birinin diğerine üstünlüğü yoktu. O aslında khümanizmin ta kendisiydi. KAbile dediğin de binlerce insan kadın ve çocuk, bir lider yapabilir ama o tüm kabileyi nasıl cezalandırdı. İslam için büyük sorundur MEdinedeki 3 yahudi kabilesine yapılanlar. İlk kabileyi sürdükten sonra zaten kıble de değişti, kudüsten MEkkeye döndü.
    İslamı din olmaktan devlet olmaya götüren, PEygamberi de elçilikten, yöneticiliğe eviren süreçtir bunlar. Bunlar büyüyü bozdu bence, haklı gerekçelerle zulüm yapan olmak değil, zulmeden olmamaktır İslamın özü. Burası bu işi içinden çıkılmaz hale getiriyor.

    YanıtlaSil
  49. Bu anlattıklarını Yahudi belgelerinden doğrulayabilir misin?

    YanıtlaSil